Sınır Dışı Etme Kararı ve Türkiye’den Çıkarılma Süreci

Sınır Dışı Sebepleri, Sınır Dışı Edilemeyecek Kişiler, Dava Süresi ve Türkiye’yi Terke Davet | YUKK m.52–56

Son Güncelleme: 20 Ekim 2026

Sınır dışı etme, Türkiye’de bulunan bir yabancının idari kararla ülke dışına çıkarılmasını ifade eder. Ancak hakkında sınır dışı kararı alınması ile kişinin derhâl gönderilebilmesi aynı anlama gelmez. Kararın hangi nedenle alındığı, kişiye nasıl tebliğ edildiği, göndermenin hangi ülkeye yapılacağı ve geri gönderme yasağı kapsamında bir risk bulunup bulunmadığı ayrı ayrı araştırılmalıdır.

Türkiye’de sınır dışı etme usulü 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 52–56. maddelerinde düzenlenir. Ayrıca m.4’teki geri gönderme yasağı, m.57’deki idari gözetim ve m.60’taki icra hükümleri somut olaya göre birlikte gündeme gelir. Yabancı hakkında giriş yasağı, tahdit kaydı veya uluslararası koruma süreci bulunması bu değerlendirmeyi daha da önemli hâle getirebilir.

Bu makalede sınır dışı kavramı, kararın verilmesi ve tebliği, sınır dışı sebepleri, hakkında karar alınamayacak kişiler, yedi günlük dava süresi ve Türkiye’yi terke davet kurumu; uygulamada karşılaşılan başlıca hukuki sorunlar çerçevesinde açıklanmaktadır.

KISA BİLGİ TABLOSU

Sınır dışı davasıİdare mahkemesi; tebliğden itibaren 7 gün (YUKK m.53/3).
İdari gözetim itirazıSulh ceza hâkimliği; sınır dışı davasından ayrı bir başvuru.
Türkiye’yi terke davetKanunda öngörülen hâllerde 15–30 gün (YUKK m.56).

Sınır Dışı Etme Nedir ve Hangi Hukuki Sonucu Doğurur?

Sınır dışı etme, yabancının Türkiye’de kalma hakkı ile kamu düzeni, kamu güvenliği ve göç yönetimi bakımından ortaya çıkan hukuki durumun idarece değerlendirilmesi sonucunda ülke dışına çıkarılmasını amaçlayan idari işlemdir. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) m.52 uyarınca gönderme, menşe ülkesine, transit gidilecek ülkeye veya üçüncü bir ülkeye yönelik olabilir. Bu seçeneklerin her birinde geri gönderme yasağının ayrıca denetlenmesi gerekir.

Sınır dışı kararı, giriş yasağı ve idari gözetim aynı işlem değildir. İlki ülkeden çıkarılmaya, ikincisi ileride Türkiye’ye girişin sınırlandırılmasına, üçüncüsü ise şartları varsa belirli süreyle özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkindir. Bu işlemler bir dosyada birlikte bulunabilir; ancak her biri kendi hukuki dayanağı, gerekçesi ve itiraz usulü bakımından ayrıca incelenmelidir.

Hukuken asıl ölçüt, yabancının yalnızca düzensiz durumda bulunması değil, Kanun’da sayılan bir sınır dışı sebebinin mevcut olması ve buna karşı sınır dışı etmeyi engelleyen bir güvence bulunup bulunmadığıdır. YUKK m.4’teki geri gönderme yasağı, kanun kapsamındaki herkes için geçerlidir.

Sınır dışı kararının maddi ve hukuki sonuçlarının anlaşılabilmesi için işlemin hangi sınırdan ve hangi ülkeye yönelik olarak uygulanacağı da değerlendirilmelidir. Bir kişi için vatandaşı olduğu ülkeye dönüş mümkün görünse de başka bir kişi bakımından üçüncü ülkeye kabul veya seyahat belgesi sorunu ortaya çıkabilir. Kararda gönderilecek ülke hakkında belirsizlik varsa bu belirsizliğin kişinin geri gönderme yasağı iddiasını ileri sürmesini güçleştirip güçleştirmediği önemlidir. Örneğin kişi iki vatandaşlığa sahipse her ülkeyle bağlantılı somut tehlikeler ayrı ele alınabilir. Aynı şekilde uzun yıllar başka bir ülkede yaşamış olmak, oraya her koşulda gönderilebileceği anlamına gelmez. Sınır dışı kararının idari yönü ile fiilî gönderme koşullarının birbirine karıştırılmaması gerekir.

Sınır dışı ile kendiliğinden ülkeden ayrılma arasında hukuki sonuç farkı doğabilir. Yabancının kendi isteğiyle çıkış yapması, daha önce verilmiş bir sınır dışı kararının hukuken hiç mevcut olmadığı anlamına gelmez. Benzer şekilde kişi sınır dışı edilmiş olsa bile ileride Türkiye’ye giriş yasağının kapsamı ve süresine ilişkin ayrı inceleme gerekebilir. Dosyada yalnızca çıkış tarihi değil, ayrılışın hangi idari karara dayandığı ve ilgili giriş-çıkış kayıtlarına nasıl işlendiği de önem taşır.

Özellikle gönderilecek ülke tespit edilirken vatandaşlık, daha önce ikamet edilen ülke ve olası üçüncü ülkenin kabulü birlikte değerlendirilmelidir. Kişinin üçüncü ülkeye gönderilebilmesi, yalnızca o ülkenin adının karar dosyasında belirtilmesine bağlı değildir; fiilî kabul olanağı ve kişisel tehlikeler de önem taşır. Uygulamada sınır dışı kararının varlığı, pasaport veya seyahat belgesi temin edilmesi, havayolu veya kara yolu yolculuğunun mümkün olması ve geri gönderme yasağının ihlal edilmemesi farklı aşamalar olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle yabancının Türkiye’de kalışına ilişkin ihlal açık olsa bile icranın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ayrıca ele alınmalıdır.

Sınır Dışı Kararını Kim Verir? Karar Nasıl Tebliğ Edilir?

YUKK m.53 uyarınca sınır dışı kararı valiliklerce resen veya yetkili göç makamının talimatı üzerine alınır. Yazılı kararın gerekçesi ilgili yabancıya, yasal temsilcisine veya avukatına tebliğ edilir. Avukatla temsil edilmeyen kişiye kararın sonucu, yargı yolu ve süresi açıklanmalıdır. Tebliğ, işlemin hukuki denetiminde belirleyici önemdedir.

Dosyada tebliğ tutanağı, karar tarihi, işlem numarası, dayanılan m.54 bendi ve somut gerekçeler birlikte incelenmelidir. Yalnızca bir tahdit koduna veya soyut kamu düzeni ifadesine dayanılması, işlemin olayla bağının mahkemede tartışılmasına engel değildir. İdari işlemlerin gerekçeli ve denetlenebilir olması, etkili başvuru hakkının ön şartıdır.

Karar yazısında yabancının kimlik bilgileri, dayanak mevzuat hükmü ve somut gerekçe açık olmalıdır. İdare, farklı tarihlerde meydana gelen olayları tek bir gerekçede toplamışsa hangi olayın hangi hukuki sonuca bağlandığının anlaşılabilmesi gerekir. Yanlış isim, doğum tarihi veya vatandaşlık bilgisi gibi maddi hatalar başvuruda ayrıca gösterilebilir. Tebliğin vekile yapıldığı bir dosyada süre hesabı da somut tebligat kayıtlarına göre değerlendirilmelidir. Bu ayrıntılar bazen esas incelemesinden önce çözülmesi gereken usul meseleleridir.

Tebligat, yalnızca kararın yabancıya teslim edildiğini gösteren bir formalite değildir. Yargı yoluna başvurulabilmesinin başlangıcını belirlediği için karar örneği, tebliğ tarihi, tebligat dili ve bilgilendirmenin nasıl yapıldığı önemlidir. Yabancının Türkçe bilmemesi veya avukatla temsil edilmemesi hâlinde itiraz yollarını anlayabileceği şekilde bilgilendirilmesi etkili başvuru hakkıyla bağlantılıdır. Dosyada tebliğe ilişkin uyuşmazlık varsa tarih ve usul, sırf idarenin kaydına bakılarak değil, eldeki tutanaklar ve fiilî olaylarla birlikte değerlendirilmelidir. Sınır dışı kararıyla beraber verilen başka bir kararın tebliği, her karar için aynı yargı süresinin geçerli olduğu anlamına gelmez.

Kimler Hakkında Sınır Dışı Kararı Alınabilir?

YUKK m.54; suç örgütleriyle bağlantı, gerçek dışı bilgi veya sahte belge kullanılması, kamu düzeni ve kamu güvenliği tehdidi, vize ve ikamet ihlalleri, izinsiz çalışma, usulsüz giriş veya çıkış, giriş yasağına rağmen ülkeye gelme ve belirli uluslararası koruma işlemleri sonrasında Türkiye’de kalma hakkının bulunmaması gibi farklı sebepleri düzenler. Vize süresi ihlali ile kamu güvenliği riski aynı hukuki ağırlıkta değildir; her birinin kendi koşulları aranmalıdır.

Örneğin vize veya vize muafiyeti süresinin on günden fazla aşılması m.54/1-e kapsamında; ikamet izni sona erdikten sonra kabul edilebilir gerekçe olmadan on günü aşan ihlal m.54/1-g kapsamında ayrı ayrı değerlendirilir. Çalışma izinsiz çalışma iddiası ise m.54/1-ğ ile bağlantılıdır. Hangi bentten işlem yapıldığının belirtilmesi, savunmanın doğru kurulmasını sağlar.

Uluslararası koruma başvurusunun reddedilmiş olması da tek başına her durumda derhâl gönderme anlamına gelmez. İlgilinin başka bir hukuki kalış hakkının bulunup bulunmadığı ve başvuruya ilişkin nihai karar durumu incelenmelidir.

Kamu düzeni veya kamu güvenliği gerekçeli bir dosyada idarenin dayandığı olayların ne olduğu açıklık kazanmalıdır. Yabancının geçmişte hakkında soruşturma yürütülmesi, dava açılması veya adli bir karar verilmesi, her durumda aynı hukuki sonuca sahip değildir. Bu kayıtların hangi tarihte meydana geldiği ve sınır dışı işlemiyle nasıl ilişkilendirildiği önem taşır. Diğer yandan ikamet veya vize ihlali gibi nesnel süre hesaplarına dayanan sebeplerde giriş-çıkış kayıtları, eski ikamet belgeleri ve varsa başvuru tarihleri belirleyicidir. Örneğin vize süresinin yanlış hesaplanması tüm işlem gerekçesini etkileyebilir. Bu nedenle hangi m.54 bendinin uygulandığına göre delil stratejisi de farklı kurulur.

Sınır dışı sebebinin varlığı ile yabancının kusurlu olduğuna ilişkin genelleme yapılmamalıdır. Bir vize ihlali, kimi dosyalarda sağlık sorunu veya idari başvuru sürecindeki gecikmeyle ilişkili olabilir. Bu nedenle yabancının ileri sürdüğü açıklamanın belge ve tarihleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Kamu düzenine ilişkin işlemlerde de sadece genel etiketlere dayanılması yerine ilgili davranışların ortaya konulması beklenir. Her durumda işlem sebebiyle kişisel haklar üzerindeki etkiler arasında ölçülü bir değerlendirme yapılmalıdır.

Kanunun 54. maddesinde sıralanan nedenlerin uygulama biçimi aynı değildir. Örneğin vize ihlali gün ve süre hesabı gerektirirken kamu güvenliği bakımından kişiye özgü somut değerlendirme yapılması gerekir. Çalışma izni bulunmayan bir kişinin çalıştığının ileri sürülmesi, ikamet süresinin aşılmasından farklı delillerle incelenir. İdarenin bir tahdit kodu kaydetmiş olması da tek başına kodun dayandığı olguların tartışılamayacağı sonucunu doğurmaz. Bu nedenle savunma hazırlanırken önce kararın hangi bent üzerinden tesis edildiği, sonra o bendin aradığı fiilî koşullar belirlenmelidir. Her sınır dışı kararı için tüm olası nedenlerin var olduğunu varsaymak doğru değildir.

Hangi Yabancılar Sınır Dışı Edilemez?

YUKK m.55 açık bir istisna sistemi kurar. Gönderileceği ülkede ölüm cezası, işkence veya insanlık dışı muamele bakımından ciddi emare bulunanlar; ciddi sağlık sorunu, yaş ya da hamilelik nedeniyle seyahati riskli görülenler; hayati tehlike yaratan hastalık için tedavisi sürerken gönderileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar; mağdur destek sürecindeki insan ticareti mağdurları ve tedavileri tamamlanıncaya kadar ağır şiddet mağdurları hakkında sınır dışı kararı alınmaz.

Bu kişiler için değerlendirme bireyseldir. Örneğin sıradan bir hastalık tanısı tek başına yeterli olmayabilir; güncel rapor, tedavi planı ve gönderileceği ülkedeki tedavi imkânı birlikte incelenmelidir. Yaş veya hamilelikte de soyut kabul yerine seyahatin kişi özelinde doğurduğu risk esas alınır. İdare bu kişilere belirli adreste kalma veya bildirimde bulunma yükümlülüğü getirebilir.

YUKK m.4 ile m.55 arasındaki fark önemlidir: m.4 belirli tehlikelerin bulunduğu bir yere göndermeyi yasaklayan genel ilkedir; m.55 ise sınır dışı kararı alınmaması gereken özel kişi gruplarını sayar. Her dosyada iki koruma katmanı ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Aile hayatına ilişkin iddialarda yalnızca nikâh kaydına bakılması yeterli olmayabilir. Fiilî birliktelik, çocukların bakımını üstlenme, sağlık veya engellilik nedeniyle bağımlılık ve Türkiye’de sürdürülen aile düzeni gibi olgular da önemlidir. Bununla birlikte aile bağlarının bulunması sınır dışı yasağı bakımından otomatik ve mutlak bir muafiyet değildir. Somut olayda kamusal gerekçe ile aile ve özel hayata müdahalenin ağırlığı birlikte ele alınmalı, çocuğu etkileyen işlemlerde yüksek yarar ayrıca dikkate alınmalıdır.

Geri gönderme yasağına ilişkin değerlendirme, yabancının genel olarak menşe ülkesinden memnun olmaması üzerine değil, işkence, ölüm cezası, insanlık dışı muamele veya hayat ve özgürlüğe yönelen ciddi tehdide ilişkin kişisel olgular üzerine kurulmalıdır. Tehlikeyi gösterebilecek mahkeme kararları, tehditler, tıbbi kayıtlar, geçmiş zararlar ve güvenilir ülke bilgileri önem taşır. Çocuklu aileler açısından çocuğun Türkiye’deki eğitim düzeni ve fiilî bakım ilişkisi, sağlık gerekçesiyle işlem yapılan kişiler açısından ise yolculuk ve tedavi devamlılığı ayrıca incelenebilir. Bu tür nedenler her olayda aynı sonuç doğurmaz; kişinin güncel şartlarını ortaya koyan bir dosya hazırlanması gerekir.

Sınır Dışı Kararına Karşı Dava Nasıl Açılır?

YUKK m.53/3’ün 21 Kasım 2024 tarihli 7533 sayılı Kanun ile değişen metnine göre sınır dışı kararına karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulabilir. Eski kaynaklarda geçen on beş günlük dava süresine dayanılması ciddi hak kaybına neden olabilir. İlgili kişinin dava açtığını kararı veren makama bildirmesi de Kanun’da öngörülmüştür.

Mahkeme, Kanun’da yer alan özel usule göre dosya üzerinden veya gerekli gördüğünde duruşmayla inceleme yapar; kararı kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak üzere dava açma süresi içinde ve dava açılmışsa yargılama tamamlanıncaya kadar sınır dışı uygulanmaz. Bu koruma, idari gözetimin kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez; idari gözetim için sulh ceza hâkimliğine ayrı başvuru gerekir.

Dava dilekçesinde gönderilecek ülkedeki bireysel riskler, aile hayatı ve çocukların yüksek yararı, sağlık belgeleri, işlem gerekçesinin yetersizliği ve usul eksiklikleri somut delillerle açıklanmalıdır.

Sınır dışı kararına karşı dava açılırken bir yandan gönderme riski, diğer yandan işlemin kanuni dayanağı tartışılabilir. Yabancının işkence veya yaşam tehlikesiyle karşılaşacağı iddiasının dayanaklarıyla birlikte açıklanması, mahkemenin incelemesini somutlaştırır. Aynı dosyada Türk vatandaşı eş, çocuk veya sürekli tedavi gören bir aile üyesi bulunabilir; bu kişilerin yabancıya fiilen ne ölçüde bağımlı olduğu belgelendirilmelidir. Dava açmakla birlikte mevcut giriş yasağına veya gözetim kararına karşı ayrıca işlem yapılmasının gerekip gerekmediği kontrol edilmelidir. Mahkeme kararının kesin olması, yargısal sürecin içeriğini basitleştirmez. Özellikle kısa dava süresi içinde hukuki ve fiilî olguların sistemli sunulması son derece önemlidir.

Mahkemeye sunulan delillerin kronolojik bir düzende hazırlanması başvurunun anlaşılmasını kolaylaştırır. Örneğin önceki ikamet kartları, başvuruların alındı belgeleri, sağlık raporları ve koruma talebi hakkında verilen kararlar ayrı klasörlerde bulunabilir. Bazı belgelerin sonradan elde edilmesi mümkün olmakla birlikte, kısa süreli dava açma rejiminde temel iddia ve delillerin zamanında sunulması özellikle önemlidir. Yargılama sonucunun başka işlemlere nasıl etki edeceği ise her karar için ayrıca değerlendirilir.

Sınır dışı kararına karşı açılan dava ile kişiyi geri gönderme merkezinde tutan idari gözetim kararına itiraz aynı usul değildir. Dava idare mahkemesinde görülürken gözetim yönünden sulh ceza hâkimliği yetkilidir. Bu iki yolun birbirinin yerine kullanılabileceği düşünülürse yabancı özgürlük kısıtlamasına ilişkin ayrı güvenceden yararlanamayabilir. Dava açma süresinde idari dosyaya erişim, karar gerekçesi ve tebliğ tutanağı özellikle önemlidir. Ayrıca dava açıldığı bilgisinin karar veren makama bildirilmesi kanunda açıkça düzenlenmiştir. Dava boyunca gönderilmeme güvencesi ile ülkede koşulsuz serbest kalma arasında zorunlu bir ilişki kurulamaz.

Türkiye’yi Terke Davet Nedir? Ne Kadar Süre Verilir?

YUKK m.56’ya göre sınır dışı kararı verilen yabancıya kural olarak on beş günden az, otuz günden fazla olmamak üzere Türkiye’den ayrılma süresi tanınabilir. Süre sınır dışı kararında belirtilir ve kişiye harca tabi olmayan Çıkış İzin Belgesi verilir. Bu belge, varsa vize veya ikamet harçları ve cezalarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Kaçma veya kaybolma riski, yasal giriş ve çıkış kurallarının ihlali, sahte belge kullanılması, asılsız belgelerle ikamet izni almaya teşebbüs ya da kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı tehdidi gibi hâllerde terke davet süresi verilmez. Bu nedenle her yabancının otomatik olarak otuz gün ülkede kalabileceğini söylemek yanlıştır.

Terke davet, gönüllü geri dönüş desteği ve idari gözetime alternatif yükümlülüklerle karıştırılmamalıdır. Her kurumun amacı, kapsamı ve idari sonuçları farklıdır.

Terke davet süresi verilen kişinin bu süre içinde hangi işlemleri tamamlaması gerektiği önceden belirlenmelidir. Geçerli seyahat belgesi, bilet, varsa çocuklarla ilgili izinler ve sınır geçişi için aranan belgeler son güne bırakıldığında fiilî güçlük doğabilir. Kişi hakkında başka bir mahkeme veya idari işlem bulunması durumunda bunların ayrılışa etkisi kontrol edilmelidir. Tanınan çıkış süresine ilişkin yazılı belgenin bir örneğinin saklanması, sonraki başvurularda da yararlı olabilir.

Türkiye’yi terke davet edilmek ile sınır dışı kararının ortadan kalkması birbirinden ayrılmalıdır. İdare, kişinin Türkiye’den belirlenen süre içinde kendi imkânlarıyla ayrılmasını isteyebilir. Bu süre içinde çıkış yapılması, daha sonra Türkiye’ye girişte uygulanabilecek yasak veya yükümlülüklerin hiç bulunmayacağı anlamına gelmez. Bunun yanında kişinin kabul edilebilir mazeret olmaksızın verilen süreyi geçirmesi farklı idari sonuçlar doğurabilir. Özellikle ailevi, sağlıkla ilgili veya ulaşım kaynaklı nedenlerle ayrılışın gecikmesi söz konusuysa bunun belgelendirilmesi önemlidir. Çıkış İzin Belgesi, ikamet izni kartının veya çalışma izninin yerini alan genel bir kalış belgesi olarak değerlendirilmemelidir.

Sınır Dışı İşlemlerinde Hangi Belgeler Önemlidir?

Sınır dışı dosyalarında ilk adım kararın aslına ve tebliğ tarihine ulaşmaktır. İkinci adım, m.54’te belirtilen sebebin somut olaya uyup uymadığının araştırılmasıdır. Üçüncü adım, m.55 kapsamında kişisel engel veya m.4 kapsamında gönderme riski bulunup bulunmadığının incelenmesidir.

Bunlara ek olarak aile bağları, çocukların yaşı ve eğitimi, sağlık raporları, koruma başvuruları, idari gözetim ve giriş yasağı kararları birbirinden ayrılarak belgelenmelidir. Sınır dışı işleminin iptali, varsa giriş yasağı veya gözetim kararının otomatik olarak kaldırıldığı anlamına gelmeyebilir.

Yabancıların sıklıkla yaptığı hatalardan biri, tahdit kodunu öğrenmenin sınır dışı kararının içeriğini öğrenmekle aynı şey olduğunu düşünmeleridir. Bir kodun mevcut olması, dosyada hangi kararların bulunduğunun ayrıca araştırılması gereğini ortadan kaldırmaz. Benzer şekilde geri gönderme merkezinden serbest bırakılmak, hakkındaki sınır dışı kararının mutlaka iptal edildiği anlamına gelmeyebilir. İdari gözetimin sona ermesi ile sınır dışı işleminin hukuki durumuna ilişkin iki ayrı belge bulunabilir. Bu nedenle kişi ülke dışına çıkmadan, ikamet iznine başvurmadan veya yurt dışından Türkiye’ye geri dönmeyi planlamadan önce mevcut kararları ve kayıtları ayrı ayrı kontrol etmelidir. Kapsamlı bir dosya incelemesi çoğu zaman tek bir belgeden daha fazlasını gerektirir.

Dosyada birden fazla karar bulunuyorsa tek bir başvuru dilekçesiyle hepsinin aynı şekilde inceleneceği varsayılmamalıdır. Örneğin sınır dışı, giriş yasağı ve idari gözetim farklı hukuki dayanaklarla kurulabilir. Bir kararın kaldırılması diğerinin kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmeyebilir. Bu nedenle belgeler ve dava süresi tablosu karar türlerine göre ayrılarak hazırlanmalıdır. Dosyadaki en kritik tarih çoğu zaman kararın verildiği tarih değil, ilgili usule uygun olarak tebliğ edildiği tarihtir.

Somut bir dosyada ilk incelenecek evrak çoğu zaman sınır dışı kararının kendisidir. Ardından tebliğ belgesi, pasaport ve giriş-çıkış kayıtları, vize ve ikamet belgeleri, adli işlem evrakı, varsa koruma başvuru kayıtları ile sağlık ve aile belgeleri dosyaya alınmalıdır. Çelişkili tarihlerin, yanlış kimlik veya ülke bilgilerinin ve karar metnindeki soyut ifadelerin açıklığa kavuşturulması gerekebilir. Sınır dışı kararının iptali için açılan davada her iddia mümkün olduğunca ilgili belgeyle ilişkilendirilmelidir. Özellikle internetten alınmış genel ülke bilgileri, kişinin bireysel riskiyle bağlantı kurulmadan tek başına yeterli bir değerlendirme yapılmasını sağlamayabilir.

Sonuç: Sınır Dışı İşleminde Karar, Tebliğ ve Bireysel Risk Birlikte İncelenmelidir

Sınır dışı etme, Kanun’da sayılan sebeplerden birine dayanması gereken idari bir işlemdir. Kararın bulunması, yabancının korunmaya ilişkin tüm iddialarının sona erdiği veya her ülkeye gönderilebileceği anlamına gelmez.

Sınır dışı işleminde YUKK m.54’teki sebep, m.55’teki istisnalar ve m.4’teki geri gönderme yasağı birbirinden ayrı incelenmelidir. Aile, çocuk ve sağlık koşulları ile dosyadaki tebligat tarihi somut delillerle ortaya konulmalıdır.

YUKK m.53 kapsamında sınır dışı kararına karşı güncel dava süresi yedi gündür. Bu süre, yargı başvurusunun pratikte zamanında hazırlanmasını özellikle önemli hâle getirir.

İzah Law Firm & Partners

Avukat Yusuf Göktepe • Avukat Hüseyin Keskin

NOT: Makalemizde yapılan izahlar, ilgili Kanunlar çerçevesinde konuyu genel hatlarıyla ele alarak hazırlanmıştır. Size özel detaylı bilgi için tıklayınız!

Saygılarımızla;

💬 📞