Uzun Dönem İkamet İzni Nedir, Nasıl Alınır?

8 Yıl Şartı, Hakları ve Başvuru Süreci – 2026 Güncel Hukuki Rehber

Son Güncelleme: 27 Eylül 2026

Türkiye’de uzun yıllardır yasal olarak yaşayan yabancılar bakımından en güçlü ikamet statülerinden biri uzun dönem ikamet iznidir. Günlük kullanımda “süresiz ikamet izni”, “kalıcı oturma izni” veya “8 yıllık ikamet izni” şeklinde de ifade edilen bu statü, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 42, 43, 44 ve 45. maddelerinde düzenlenmektedir.

Uzun dönem ikamet izninin ayırt edici özelliği süresiz verilmesidir. Ancak “süresiz” olması, iznin hiçbir koşulda iptal edilemeyeceği anlamına gelmez. Yabancının kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit oluşturması ya da kanundaki istisnalar dışında kesintisiz bir yıldan fazla Türkiye dışında bulunması hâlinde izin iptal edilebilir.

2026 itibarıyla uzun dönem ikamet izni değerlendirmesinde yalnızca sekiz yıllık süreye bakılmaz. Yabancının geçmiş ikamet türleri, Türkiye dışındaki kalışları, öğrenci ikamet süreleri, son üç yıldaki sosyal yardım kayıtları, düzenli geliri, sağlık güvencesi ve kamu düzeni bakımından durumu birlikte incelenir. Dolayısıyla “sekiz yıldır Türkiye’deyim” demek tek başına uzun dönem ikamet iznine hak kazanıldığı anlamına gelmez.

Uzun Dönem İkamet İzninin Hukuki Dayanağı ve 8 Yıl Şartı

YUKK m.42’ye göre Türkiye’de kesintisiz en az sekiz yıl ikamet izniyle kalmış olan veya Bakanlığın belirlediği özel şartlara uyan yabancılara, Bakanlığın onayı üzerine valilikler tarafından süresiz ikamet izni verilebilir. 2019 yılında yapılan kanun değişikliğiyle eski metinlerde görülen “Göç Politikaları Kurulu” ibaresi “Bakanlığın” şeklinde değiştirilmiştir. Bu nedenle güncel değerlendirmede eski terminolojiye değil yürürlükteki kanun lafzına göre hareket edilmelidir.

Olağan başvuru yolu, yabancının Türkiye’de kesintisiz en az sekiz yıl ikamet izniyle kalmış olmasıdır. Buradaki ifade özellikle önemlidir: Kanun “Türkiye’de sekiz yıl bulunmuş olmak” değil, “sekiz yıl ikamet izniyle ve kesintisiz olarak kalmış olmak” şartını arar. Bu nedenle vizeyle, vize muafiyetiyle veya ikamet izni olmaksızın geçirilen her dönem sekiz yıllık hesaba aynı şekilde dâhil edilmez.

Sekiz yıllık süre başvuru tarihinden geriye doğru incelenir. Uygulama Yönetmeliği uyarınca yabancının yurt dışında kaldığı süreler ile ikamet izni olmaksızın Türkiye’de geçirdiği süreler kesinti hesabında önem taşır. Birer yıllık dönemlerde toplam 180 günü aşan kesinti bulunup bulunmadığı ve son beş yıllık dönemde toplam kesintinin 365 günü geçip geçmediği kontrol edilir. Ayrıca sekiz yıllık dönem içinde tek seferde veya peş peşe altı ayı aşan yurt dışı ya da ikametsiz kalışlar da başvuruyu olumsuz etkileyebilir.

Kesintisiz ikamet hesabı yapılırken yılların yalnızca birbirini takip etmesi değil, her yıllık dilimdeki yurt dışı ve ikametsiz kalışların sınırları da önemlidir. Örneğin yabancı sekiz yıllık dönemde hiçbir yıl 180 günü aşmamış olsa dahi son beş yıldaki toplam kesintinin 365 günü aşması başvuruyu etkileyebilir. Aynı şekilde tek bir uzun yurt dışı kalışı da yıllık toplam hesabından bağımsız olarak ayrıca sorun yaratabilir. Bu nedenle hesaplama yalnızca ilk ve son kart tarihlerini karşılaştırarak yapılamaz.

Yurt dışı kalışların nedeni de önemlidir. YUKK m.28’de eğitim, sağlık ve zorunlu kamu hizmeti gibi bazı nedenler kesinti değerlendirmesinde özel biçimde ele alınır. Ancak bu istisnaların uygulanabilmesi için yurt dışında kalışın gerçek sebebinin belgeyle ortaya konulabilmesi gerekir. Hastane kayıtları, eğitim kurumunun belgeleri veya zorunlu kamu hizmetine ilişkin resmî evraklar somut olayda belirleyici olabilir.

Bu nedenle ilk ikamet kartının sekiz yıl önce düzenlenmiş olması tek başına yeterli değildir. Sağlıklı bir uzun dönem ikamet hesabında yabancının bütün ikamet kartları, çalışma izinleri ve Türkiye giriş-çıkış kayıtları birlikte incelenmelidir.

Hangi Süreler 8 Yıllık Hesaba Katılır?

YUKK m.28, kesintisiz ikamet süresinin hesabında farklı statüler için farklı sonuçlar öngörür. Öğrenci ikamet izniyle geçirilen sürelerin yalnızca yarısı hesaba katılır; diğer sayılabilir ikamet izinleriyle geçirilen sürelerin ise kural olarak tamamı dikkate alınır. Örneğin Türkiye’de dört yıl öğrenci ikamet izniyle kalan yabancının bu dönemi uzun dönem ikamet hesabında iki yıl olarak kabul edilir.

Bu nedenle dört yıl öğrenci ikameti ve dört yıl kısa dönem ikamet izniyle Türkiye’de kalan kişi takvim olarak sekiz yılı doldurmuş olsa bile uzun dönem ikamet hesabında yalnızca altı yıla ulaşmış olabilir. Buna karşılık dört yıllık öğrenci süresine ek olarak altı yıllık kısa dönem veya aile ikameti bulunan kişi, diğer şartlar da sağlanıyorsa hesap bakımından sekiz yıla ulaşabilir.

Geçerli çalışma izni YUKK m.27 uyarınca ikamet izni sayıldığından, çalışma izniyle yasal olarak geçirilen süreler de uzun dönem ikamet değerlendirmesinde önem taşır. Ancak uzun dönem ikamet izni ile süresiz çalışma izni aynı statü değildir. Biri İçişleri Bakanlığı ve Göç İdaresi sistemindeki ikamet statüsü, diğeri 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamındaki çalışma iznidir.

Çalışma izni sürelerinin hesabında da iznin gerçekten geçerli olduğu tarihler esas alınır. Çalışma ilişkisinin fiilen sona erdiği, iznin iptal edildiği veya yabancının yasal kalış dayanağının ortadan kalktığı dönemler ayrıca incelenmelidir. Uzun dönem ikamet başvurusunda çalışma izni geçmişinin SGK ve Bakanlık kayıtlarıyla uyumlu olması önem taşır.

Öğrenci ikametinden başka ikamet türüne geçiş yapan kişilerde ise hesap, statülerin birbirini izlediği dönemlere göre ayrı ayrı yapılmalıdır. Öğrenci ikameti yarım, sayılabilir diğer ikamet türleri tam hesaplandığından aynı kişinin on yıllık Türkiye geçmişi sekiz yıllık hukuki ikamet süresine denk gelebileceği gibi daha kısa veya daha uzun bir sonuç da doğurabilir.

Mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma statüsü sahipleri ile insani ikamet izni sahiplerine ve geçici koruma sağlananlara YUKK m.42/2 uyarınca uzun dönem ikamet iznine geçiş hakkı tanınmamaktadır. Bu nedenle kişinin Türkiye’de on yıldır geçici koruma altında bulunması, tek başına uzun dönem ikamet izni hakkı doğurmaz. İnsani ikamet izniyle geçirilen sürelerin de sekiz yıllık olağan hesapta kullanılmasına ilişkin özel sınırlamalar bulunmaktadır.

Vize veya vize muafiyetiyle geçirilen süreler de klasik anlamda ikamet izniyle geçirilen süre değildir. Ayrıca Uygulama Yönetmeliği, sınır dışı etme işlemi uygulanmış yabancıların önceki ikamet izni sürelerinin toplam hesapta dikkate alınmamasını öngörmektedir. Bu nedenle geçmiş bir sınır dışı işlemi, hesaplamayı doğrudan etkileyebilir.

Ayrıca uzun dönem ikamet iznine geçiş hakkı bulunmayan statüler ile hesabın içinde dikkate alınmayan süreler birbirinden ayrılmalıdır. Geçici koruma, insani ikamet ve uluslararası koruma bakımından YUKK m.42/2 doğrudan geçiş sınırlaması getirirken; bazı diğer dönemler ise kesintisiz ikamet hesabının teknik yöntemi nedeniyle dışarıda kalabilir. Dosyada hangi hukuki statünün hangi tarihler arasında geçerli olduğu bu nedenle açık bir kronoloji hâline getirilmelidir.

YUKK m.43 Kapsamında Uzun Dönem İkamet İzni Şartları

Sekiz yıllık süre tamamlanmış olsa bile başvuru otomatik olarak kabul edilmez. YUKK m.43 uyarınca olağan başvuru yolunda yabancının aşağıdaki şartları birlikte taşıması gerekir:

YUKK m.43/2 ayrıca Bakanlığın belirlediği özel şartları taşıyan yabancılar bakımından istisnai bir yol öngörmektedir. Bu grupta kamu düzeni veya kamu güvenliği şartı dışında m.43/1’deki diğer olağan şartların aranmayabileceği düzenlenmiştir. Ancak bu hüküm, sekiz yılı doldurmayan her yabancının serbestçe kullanabileceği alternatif bir başvuru yolu değildir; Bakanlığın belirlediği özel kategori ve şartların somut kişi bakımından gerçekleşmesi gerekir.

  • Türkiye’de kesintisiz en az sekiz yıl ikamet izniyle kalmış olmak.
  • Başvuru öncesindeki son üç yıl içinde sosyal yardım almamış olmak.
  • Kendisinin ve varsa ailesinin geçimini sağlayabilecek yeterli ve düzenli gelir kaynağına sahip olmak.
  • Geçerli sağlık sigortasına sahip olmak.
  • Kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturmamak.

Son üç yılda sosyal yardım almama şartı, yabancının ekonomik bağımsızlığının değerlendirilmesiyle bağlantılıdır. Güncel başvuru listesinde bu durumun Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarından alınabilecek belgeyle gösterilmesi istenmektedir. Sosyal güvenlik sisteminden yararlanmak ile sosyal yardım almak aynı kavram değildir; her ödeme sosyal yardım olarak değerlendirilmez.

Gelir şartında yabancının kendisi ve varsa ailesi bakımından yeterli ve düzenli ekonomik kaynağa sahip olması gerekir. Güncel e-İkamet belge listesinde toplam gelirin asgari ücretin altında olmaması ve kendisi dâhil her bir aile üyesi için asgari ücretin üçte biri kadar gideri karşılayacak gelir gösterilmesi istenmektedir. Üçüncü kişilerin “masrafları ben karşılayacağım” şeklindeki gelir taahhütleri kabul edilmemektedir.

Gelirin yalnızca banka hesabındaki tek seferlik bir bakiyeden ibaret olmaması; düzenli, meşru ve sürdürülebilir olması önemlidir. Maaş, emeklilik geliri, kira geliri, ticari faaliyet geliri veya diğer düzenli gelir kaynakları somut dosyaya göre değerlendirilebilir.

Gelir incelemesinde süreklilik özellikle önemlidir. Başvuru tarihinden hemen önce hesaba yatırılan yüksek bir tutar, kaynağı ve düzenliliği açıklanamıyorsa tek başına yeterli görülmeyebilir. Buna karşılık düzenli maaş, emeklilik ödemesi, kira geliri veya belgelenebilir ticari kazanç gibi sürekliliği bulunan gelirler daha güçlü ispat oluşturur. İdare gerektiğinde banka hareketleri, iş veya şirket kayıtları ve gelir kaynağını doğrulayan başka belgeler isteyebilir.

Aileyle birlikte yaşayan yabancılarda değerlendirme yalnızca başvuru sahibinin kişisel ihtiyaçları üzerinden yapılmaz. Kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu aile üyelerinin Türkiye’deki yaşam giderlerini karşılayabilecek toplam ekonomik kapasite dikkate alınır. Bu nedenle aile büyüklüğü gelir şartının uygulanmasında doğrudan önem taşır.

Geçerli sağlık sigortası YUKK m.43’ün açık şartlarındandır. Sağlık güvencesi; ikili sosyal güvenlik anlaşması kapsamında yararlanma belgesi, SGK provizyon belgesi, genel sağlık sigortası başvurusu veya geçerli özel sağlık sigortası gibi belgelerle ispatlanabilir.

Kamu düzeni ve kamu güvenliği şartı ise başvurunun yalnızca belge kontrolünden ibaret olmadığını gösterir. İlk başvuru aşamasında Kanun, yabancının kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından “tehdit oluşturmamasını” ararken, mevcut iznin iptalinde daha ağır bir eşik olan “ciddi tehdit” ölçütünü kullanır. Bu iki ifade aynı değildir ve ret ya da iptal işlemlerinde somut gerekçenin ayrıca incelenmesi gerekir.

Başvuru Süreci ve 2026 İtibarıyla İstenen Belgeler

Uzun dönem ikamet izni başvurusu e-İkamet sistemi üzerinden başlatılır. Ancak uzun dönem ikamet, sıradan bir uzatma işlemi değildir. YUKK m.42 gereğince iznin verilmesi Bakanlığın onayına bağlıdır ve nihai ikamet belgesi valilik tarafından düzenlenir.

Göç İdaresi Başkanlığının güncel belge listesine göre uzun dönem ikamet başvurusunda başlıca şu belgeler istenmektedir:

  • İkamet izni başvuru formu; yabancı, yasal temsilci veya vekâletnameye sahip avukat tarafından imzalanabilir.
  • Pasaport veya pasaport yerine geçen belgenin kimlik ve varsa vize sayfalarının fotokopisi.
  • Son altı ay içinde çekilmiş iki biyometrik fotoğraf.
  • İkamet izni belge bedelinin ödendiğini gösteren makbuz.
  • Güncel yerleşim yeri belgesi ile adresi destekleyen fatura veya abonelik belgesi.
  • Geçerli sağlık sigortası veya sağlık güvencesini gösteren belge.
  • Türkiye’den ve gerekli durumlarda yabancının ülkesinden alınan adli sicil kaydı.
  • Yeterli ve düzenli maddi imkânı gösteren belgeler.
  • Son üç yıl içinde sosyal yardım alınmadığını gösteren belge.
  • Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) adresi.

Güncel belge listesinde adli sicil kaydının hem Türkiye’den hem de gerekli durumlarda yabancının kendi ülkesinden sunulması istenmektedir. Yurt dışından getirilen belgelerin apostil veya ilgili tasdik zincirini taşıması ve noter onaylı Türkçe tercümesinin bulunması gerekebilir. Belgenin alındığı ülke Apostil Sözleşmesine taraf değilse konsolosluk, dış temsilcilik ve diğer yetkili makam tasdikleri gündeme gelebilir.

Adres bakımından da yalnızca ikamet kartındaki eski kayıt yeterli olmayabilir. Güncel yerleşim yeri belgesi yanında elektrik, su, doğalgaz veya sabit telefon faturası ya da yeni abonelik sözleşmesi gibi destekleyici belgeler talep edilmektedir. Üçüncü kişinin yanında kalan yabancılarda noter taahhüdü ve ev sahibinin/taahhüt veren kişinin adresini destekleyen belgeler önem kazanabilir.

Yabancı ülkeden alınan adli sicil ve benzeri belgelerde apostil, ilgili makam tasdiki ve noter onaylı Türkçe tercüme gerekebilir. Güncel başvuru açıklamalarında, kişinin kendi ülkesine giriş-çıkış yapmaması nedeniyle ülkesinden adli sicil belgesi alamadığını resmî belgeyle ortaya koyduğu bazı durumlarda Türk makamlarından alınan adli sicil belgesinin yeterli kabul edilebileceği de belirtilmektedir.

İdare somut dosyanın özelliğine göre ek bilgi veya belge isteyebilir. Bu nedenle internetten eski yıllara ait bir belge listesi kullanmak yerine başvuru tarihinde e-İkamet sistemindeki güncel liste esas alınmalıdır.

Uzun Dönem İkamet İzninin Sağladığı Haklar ve Çalışma Hakkı

YUKK m.44, uzun dönem ikamet izni sahiplerine özel kanunlardaki sınırlamalar saklı olmak üzere Türk vatandaşlarına yakın geniş bir hak alanı tanır. Bununla birlikte dört temel konuda Türk vatandaşlarıyla aynı statü söz konusu değildir: askerlik yükümlülüğü, seçme ve seçilme, Türk vatandaşlığı şartı bulunan kamu görevlerine girme ve muaf olarak araç ithal etme.

Bu geniş hak alanı, uzun dönem ikametin kısa süreli ikamet izinlerinden ayrıldığı temel noktalardan biridir. Kişinin sosyal ve ekonomik hayatını Türkiye’de daha istikrarlı biçimde sürdürmesine imkân verir. Bununla birlikte hakların kullanımında özel kanun hükümleri saklı olduğundan, her işlem bakımından “Türk vatandaşına eşitlik” şeklinde sınırsız bir sonuç çıkarılamaz.

Örneğin sosyal güvenlik bakımından kazanılmış haklar korunur ancak bu hakların nasıl kullanılacağı sosyal güvenlik mevzuatına tabidir. Taşınmaz edinme, miras, ticari faaliyet veya belirli mesleklerin icrası bakımından ise yabancılara özgü özel sınırlamalar varsa uzun dönem ikamet kartı bu sınırlamaları kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Uzun dönem ikamet izni Türk vatandaşlığı değildir. Kişi yabancı statüsünü korur; Türk pasaportu alamaz, oy kullanamaz ve vatandaşlığa özgülenmiş kamu görevlerine giremez. Türk vatandaşlığının kazanılması 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamındaki ayrı şartlara ve ayrı bir başvuru sürecine tabidir. Sekiz yıllık ikamet veya uzun dönem ikamet kartı otomatik vatandaşlık sonucu doğurmaz.

Çalışma bakımından da benzer bir ayrım vardır. Uzun dönem ikamet izni tek başına genel çalışma izni yerine geçmez. Ancak 6735 sayılı Kanuna göre uzun dönem ikamet izni bulunan yabancı süresiz çalışma iznine başvurabilir. Bu başvuru hakkı, süresiz çalışma izninin mutlaka verileceği anlamına gelmez.

2026 yılındaki çalışma izni kriter değişiklikleri uzun dönem ikamet sahipleri bakımından ayrıca önemlidir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 3 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlüğe koyduğu değerlendirme kriterlerinde uzun dönem ikamet izni verilmiş yabancılar; istihdam, mali yeterlilik ve ücret kriterlerinin uygulanmaması esas olan gruplar arasında sayılmıştır. Bununla birlikte kriter muafiyeti çalışma izninin otomatik verileceği anlamına gelmez; mesleğe özgü şartlar ve diğer kanuni koşullar ayrıca değerlendirilir.

Bu düzenleme özellikle işveren yanında çalışma izni başvurusu yapılırken pratik önem taşır. Normal değerlendirmede gündeme gelebilen Türk çalışan sayısı, işverenin mali yeterliliği ve ücret katsayısı gibi kriterler uzun dönem ikamet sahipleri için genel muafiyet kapsamındadır. Ancak yabancılara kapalı meslekler, mesleki yeterlilik, ön izin gereken sektörler ve çalışma izninin diğer kanuni şartları yine uygulanmaya devam eder.

Uzun dönem ikamet sahibi yabancılar yatırım, ticari faaliyet, miras ve taşınmaz işlemlerinde de güçlü bir statüye sahiptir. Ancak yabancılara ilişkin özel kanuni sınırlamalar devam eder. Uzun dönem ikamet izni, yabancıların taşınmaz edinmesine ilişkin bütün sınırlamaları ortadan kaldıran bir vatandaşlık statüsü değildir.

Uzun dönem ikamet izni sahibinin Türkiye’den çıkış ve yeniden girişlerinde de genel yabancılar hukuku kuralları uygulanır. İzin süresiz olsa dahi geçerli pasaport veya pasaport yerine geçen belgeyle seyahat edilmesi, varsa girişe ilişkin özel kayıtların ayrıca dikkate alınması gerekir. Uzun dönem ikamet kartı kişinin Türkiye’deki yasal kalış statüsünü güçlü biçimde gösterse de pasaport veya seyahat belgesinin yerine geçen evrensel bir seyahat belgesi değildir.

MÖHUK ise uzun dönem ikamet izninin doğrudan dayanağı değildir. Uzun dönem ikamet bir idare hukuku statüsüdür ve esasen YUKK m.42-45 ile Uygulama Yönetmeliğine dayanır. Ancak uzun dönem ikamet sahibinin evlilik, boşanma, miras, taşınmaz veya başka yabancılık unsuru taşıyan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukukun belirlenmesi bakımından 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ayrıca gündeme gelebilir. Bu iki mevzuat birbirinin alternatifi değil, farklı hukuki alanları düzenleyen tamamlayıcı kaynaklardır.

Uzun Dönem İkamet İzni Ne Zaman İptal Edilir?

YUKK m.45 uzun dönem ikamet izninin iki temel iptal sebebini düzenler. Birincisi, yabancının kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit oluşturmasıdır. İkincisi ise sağlık, eğitim veya kişinin ülkesindeki zorunlu kamu hizmeti dışında bir nedenle kesintisiz bir yıldan fazla Türkiye dışında bulunmasıdır.

Burada 8 yıllık başvuru hesabındaki “180 gün / 365 gün” kesinti kuralları ile izin alındıktan sonraki “bir yıl yurt dışında kalma” iptal kuralı birbirine karıştırılmamalıdır. İlk grup, uzun dönem ikamet iznine hak kazanmak için geçmiş ikamet süresinin nasıl hesaplanacağını; ikinci kural ise uzun dönem ikamet izni alındıktan sonra statünün korunmasını düzenler.

Kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit gerekçesiyle iptal edilen uzun dönem ikamet izni ile yalnızca yurt dışında fazla kalma nedeniyle iptal edilen izin aynı sonuçları doğurmaz. Uygulama Yönetmeliği, ciddi kamu düzeni veya güvenliği tehdidi nedeniyle iptal edilen yabancıların diğer ikamet izinlerine başvurmasını da sınırlayan ağır hükümler içermektedir.

İptal işlemi Bakanlık onayıyla valilik tarafından gerçekleştirilir. Kamu düzeni veya güvenliği gerekçeli iptal dosyalarında yalnızca soyut bir güvenlik değerlendirmesinin varlığı değil, işlemin dayandığı somut olgular, yabancının Türkiye’deki yerleşik hayatı ve ölçülülük ilkesi de hukuki denetimde önem taşıyabilir. Uzun yıllar Türkiye’de yaşamış, ailesi ve ekonomik hayatı burada bulunan bir kişinin statüsünün iptali ağır sonuç doğurduğundan kararın gerekçesi özellikle önemlidir.

Yurt dışında fazla kalma nedeniyle iptal bakımından ise yabancının kalış nedeni titizlikle belirlenmelidir. Sağlık, eğitim veya ülkesindeki zorunlu kamu hizmeti gibi kanunda sayılan nedenlerin varlığı halinde bir yıllık sürenin aşılması otomatik olarak iptal sonucuna götürmeyebilir. Bu sebeplerin tarih ve içerik bakımından belgelenmesi gerekir.

Buna karşılık kesintisiz bir yıldan fazla yurt dışında kaldığı için uzun dönem ikamet izni iptal edilen yabancı yeniden başvuru yapabilir. Bu yeniden başvuruda sekiz yıllık kesintisiz ikamet şartı baştan aranmaz. Yabancının Türkiye’de yeniden yerleşme iradesi, aile ve yakınları, taşınmaz varlığı, iş ilişkileri ile sosyal, ekonomik ve kültürel bağları birlikte değerlendirilir. Yönetmelik bu başvuruların öncelikli ve en geç bir ay içinde sonuçlandırılmasını öngörmektedir.

Yeniden başvurunun sekiz yıllık şarttan muaf olması, diğer bütün şartların otomatik olarak karşılandığı anlamına gelmez. Gelir, sağlık sigortası, kamu düzeni ve Türkiye ile fiilî bağların güncelliği yeniden incelenir. Özellikle yabancının Türkiye’ye gerçekten yeniden yerleşme iradesi, aile bağları, taşınmazı, işi veya sosyal ve kültürel ilişkileri dosyanın merkezinde yer alır.

Ret veya İptal Kararına Karşı Hukuki Yol

Uzun dönem ikamet izni başvurusunun reddi veya mevcut iznin iptali idari işlem niteliğindedir ve idari yargı denetimine tabidir. YUKK m.42-45 bu işlemlere karşı özel bir kısa dava süresi öngörmediğinden, başka bir özel hüküm bulunmadığı durumda İYUK m.7 uyarınca genel 60 günlük dava süresi gündeme gelir. Süre hesabında usulüne uygun yazılı tebliğ tarihi esas alınmalıdır.

Dava açılması, genel kural olarak işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle ret veya iptal kararından sonra yabancının Türkiye’deki mevcut yasal kalış statüsü, gerekiyorsa yürütmenin durdurulması talebi ve aynı kişi hakkında başka bir idari işlem bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

İdari yargıda açılacak davada işlemin hangi unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu somutlaştırılmalıdır. Örneğin sekiz yıllık hesabın hatalı yapılması, öğrenci ikamet süresinin yanlış değerlendirilmesi, sosyal yardım kaydının gerçeğe aykırı yorumlanması, gelir veya sigorta belgelerinin göz ardı edilmesi ya da kamu düzeni gerekçesinin soyut bırakılması farklı hukuka aykırılık iddiaları doğurabilir.

Özellikle aynı yabancı hakkında ayrıca sınır dışı etme kararı veya giriş yasağı varsa bu işlemler birbirinden ayrılmalıdır. Sınır dışı kararına karşı YUKK m.53 uyarınca güncel dava süresi tebliğden itibaren 15 gündür; bu süre uzun dönem ikamet ret veya iptal davasındaki genel süreyle karıştırılmamalıdır.

Ret davasında yalnızca “sekiz yılı doldurdum” iddiası yeterli olmayabilir. İkamet ve çalışma izni geçmişi, öğrenci sürelerinin yarım hesabı, giriş-çıkış kayıtları, sosyal yardım kaydı, gelir ve sağlık sigortası şartları ile kamu düzeni değerlendirmesinin maddi dayanakları birlikte incelenmelidir.

Sonuç: 8 Yıl Takvim Hesabı Değil, Hukuki Statü Hesabıdır

Uzun dönem ikamet izni, Türkiye’de kalıcı yaşam kurmuş yabancılar açısından süresiz ve güçlü bir ikamet statüsüdür. Ancak bu statüye geçişte yalnızca Türkiye’de sekiz takvim yılı bulunmuş olmak yeterli değildir. Esas olan, hukuken sayılabilir ve kesintisiz sekiz yıllık ikamet süresinin oluşmasıdır.

Başvurunun hazırlanmasında en sağlıklı yöntem, sekiz yıllık geçmişi tek tek yıllara ayırarak bir “ikamet kronolojisi” çıkarmaktır. Her yıl için ikamet veya çalışma izninin türü, başlangıç ve bitiş tarihleri, Türkiye dışındaki günler, varsa öğrenci statüsü, ikamet kesintisi ve idari işlem kayıtları birlikte gösterildiğinde hem sekiz yıllık hesabın hem de olası sorunların tespiti kolaylaşır. Özellikle eski pasaportlardaki giriş-çıkış damgalarıyla elektronik kayıtların karşılaştırılması, hesabın yalnızca kart tarihlerine dayandırılmasından daha güvenlidir.

Bu nedenle başvuru öncesinde yabancının geçmiş sekiz veya daha fazla yıllık ikamet izinleri, çalışma izinleri, öğrenci ikamet dönemleri, Türkiye giriş-çıkış tarihleri, varsa sınır dışı işlemleri, sosyal yardım kayıtları, gelir durumu, sağlık güvencesi ve güvenlik kayıtları birlikte incelenmelidir. Öğrenci ikametinin yarım sayılması, geçici koruma ve insani ikamete ilişkin sınırlamalar ve Türkiye dışında geçirilen süreler hesaplamada belirleyici olabilir.

Sekiz yıllık hesap tamamlandıktan sonra da YUKK m.43’teki sosyal yardım, düzenli gelir, sağlık sigortası ve kamu düzeni şartlarının sağlanması gerekir. Uzun dönem ikamet izni alındıktan sonra ise statünün korunması için YUKK m.45’teki iptal sebeplerine dikkat edilmelidir. Özellikle bir yıldan fazla kesintisiz yurt dışı kalış ile kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit değerlendirmesi, süresiz verilen bu statünün devamını doğrudan etkileyebilir.

Sonuç olarak uzun dönem ikamet izni dosyasında sorulması gereken temel soru “Türkiye’de sekiz yılı doldurdum mu?” değil; “Hukuken sayılabilir kesintisiz sekiz yıllık ikamet sürem oluştu mu ve başvuru tarihindeki diğer kanuni şartları taşıyor muyum?” sorusudur.

  • İZAH & PARTNERS LAW FIRM / مكتب القانون التركي وقانون الأجانب
  • Yazan: Av. Yusuf Göktepe – Av. Hüseyin Keskin

Bu makale İZAH Hukuk tarafından hazırlanmıştır. Bütün telif hakları korunmaktadır.

💬 📞