Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Çerçevesinde Hukuki İnceleme
19 Ekim 2026 itibarıyla güncel mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.
Boşanma davası, hukuken geçerli bir evlilik birliğinin mahkeme kararıyla sona erdirilmesini sağlayan, kişilerin medeni hâllerini doğrudan etkileyen ve kendine özgü usul kurallarına tabi bulunan bir dava türüdür. Türk hukukunda boşanma sebepleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 161 ila 166. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Boşanma davalarının yargılama usulü ise başta 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), TMK m. 184 ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir.
Boşanma davaları yalnızca evlilik birliğinin sona erdirilmesinden ibaret olmayıp nafaka, maddi ve manevi tazminat, velayet, çocukla kişisel ilişki kurulması, mal rejiminin tasfiyesi ve miras hakları bakımından da önemli sonuçlar doğurmaktadır.
Bu çalışmada boşanma davalarının hukuki niteliği, görevli ve yetkili mahkeme, boşanma sebepleri, dava açılması, dilekçeler aşaması, ispat ve delil kuralları, yargılamanın aşamaları, geçici hukuki korumalar, mahkeme kararları ve kanun yolları sistematik olarak incelenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Boşanma davası, çekişmeli boşanma, anlaşmalı boşanma, aile mahkemesi, yargılama usulü, kusur, ispat, nafaka, velayet.
KISA BİLGİLER
| Anlaşmalı boşanma | En az 1 yıllık evlilik; eşlerin bizzat dinlenmesi (TMK m. 166/3). |
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi; bulunmayan yerlerde yetkilendirilmiş asliye hukuk mahkemesi. |
| Cevap dilekçesi | Tebliğden itibaren 2 hafta (HMK m. 127). |
| İstinaf süresi | Gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren 2 hafta (HMK m. 345). |
1. BOŞANMA DAVASININ HUKUKİ NİTELİĞİ VE TÜRLERİ
Boşanma davası, evlilik birliğinin kanunda öngörülen sebeplerden birinin gerçekleşmesi üzerine mahkeme kararıyla sona erdirilmesini amaçlayan, yenilik doğurucu (inşai) nitelikte bir davadır. Boşanma kararı kesinleştiğinde eşlerin evlilik statüsü sona erer.
Türk hukukunda boşanma, eşlerin tek taraflı irade açıklamasıyla veya yalnızca aralarında düzenleyecekleri bir sözleşmeyle gerçekleşmez. Taraflar boşanma konusunda anlaşmış olsalar dahi evlilik birliğinin hukuken sona ermesi için mahkeme kararı gereklidir.
Boşanma davaları uygulamada iki temel gruba ayrılmaktadır:
1.1. Anlaşmalı boşanma davası
TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanma ve boşanmanın kanunen gerekli sonuçları üzerinde mutabakata varmaları hâlinde başvurabilecekleri yoldur.
Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için aşağıdaki koşullar birlikte bulunmalıdır:
Evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması,
Eşlerin mahkemeye birlikte başvurması veya bir eşin açtığı davanın diğer eş tarafından kabul edilmesi,
Hâkimin her iki eşi bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi,
Tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda anlaşmaları,
Yapılan anlaşmanın hâkim tarafından uygun bulunması.
Hâkim, tarafların hazırladığı protokolü hiçbir inceleme yapmadan onaylamak zorunda değildir. Özellikle velayet, iştirak nafakası ve çocukla kişisel ilişki konularında çocuğun üstün yararını dikkate alarak değişiklik önerebilir. Önerilen değişikliklerin taraflarca kabul edilmesi hâlinde anlaşmalı boşanma kararı verilebilir.
Önemli: Anlaşmalı boşanmada tarafların avukatla temsil edilmeleri, bizzat dinlenme zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Eşlerin duruşmaya şahsen katılmaları gerekir.
1.2. Çekişmeli boşanma davası
Çekişmeli boşanma, tarafların boşanma talebinde, boşanma sebebinde, kusur durumunda veya boşanmanın hukuki ve mali sonuçlarında anlaşmazlık yaşadıkları davadır.
Bu davalarda mahkeme, ileri sürülen somut olayları, delilleri ve tarafların iddia ve savunmalarını değerlendirerek boşanma koşullarının oluşup oluşmadığını belirler.
Çekişmeli boşanma davası için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması şartı bulunmamaktadır. Kanuni boşanma sebebinin oluşması hâlinde evliliğin başlangıcından itibaren dava açılması mümkündür.
Bununla birlikte eşlerden birinin boşanmak istemesi tek başına boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir. Dayanılan boşanma sebebinin kanuni koşullarının gerçekleşmesi ve gerekli ölçüde ispat edilmesi gerekir.
2. BOŞANMA DAVALARINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

2.1. Görevli mahkeme
4787 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.
Aile mahkemesinin kurulmadığı yerlerde ise boşanma davaları, Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Aile Mahkemesi sıfatıyla görülmektedir.
Görev, dava şartı niteliğindedir. Bu nedenle mahkeme, görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden incelemekle yükümlüdür.
2.2. Yetkili mahkeme
TMK m. 168 uyarınca boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme:
Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya
Eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Örneğin eşlerin son altı ay birlikte Bursa’da yaşadıkları, ancak ayrılık sonrasında eşlerden birinin Ankara’ya taşındığı durumda, kanuni koşullara göre Bursa veya Ankara aile mahkemelerinde dava açılması mümkün olabilir.
Boşanma davalarındaki bu yetki düzenlemesi kesin yetki niteliğinde değildir. HMK m. 19 uyarınca yetki itirazının cevap dilekçesinde, süresinde ve usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi gerekir. Aksi hâlde davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelebilir.
Anlaşmalı boşanma davalarında da taraflar yetki itirazında bulunmadıkları takdirde, Türkiye’deki farklı bir aile mahkemesinde yargılama yapılması mümkündür.
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus, görev ve yetki kavramlarının birbirinden farklı olmasıdır. Aile mahkemesinin görevli olması kamu düzenine ilişkin bir dava şartı iken, boşanma davalarındaki yer itibarıyla yetki kuralı kural olarak tarafların itirazına bağlıdır.
3. BOŞANMA SEBEPLERİ VE DAVANIN ESASINA İLİŞKİN KOŞULLAR
Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri özel ve genel sebepler olmak üzere iki başlık altında incelenmektedir.
3.1. Özel boşanma sebepleri
Özel boşanma sebepleri kanunda sınırlı olarak düzenlenmiştir.
| Boşanma sebebi | Kanuni dayanak | Temel koşul |
| Zina | TMK m. 161 | Eşin evlilik dışı cinsel ilişkisi |
| Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış | TMK m. 162 | Kanunda öngörülen ağırlıktaki saldırı veya davranış |
| Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme | TMK m. 163 | Diğer eş için birlikte yaşamayı beklenemez kılan durum |
| Terk | TMK m. 164 | Haklı neden olmaksızın ortak yaşamdan uzaklaşma ve usulüne uygun ihtar |
| Akıl hastalığı | TMK m. 165 | Ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi ve gerekli sağlık kurulu raporu |
Zina nedeniyle boşanma: TMK m. 161 uyarınca dava hakkı bulunan eşin, boşanma sebebini öğrenmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina fiilinin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın bu sebebe dayanarak dava açma hakkı bulunmamaktadır.
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış: TMK m. 162 kapsamında da öğrenmeden itibaren altı aylık ve fiilden itibaren beş yıllık hak düşürücü süreler uygulanır. Affetme dava hakkını ortadan kaldırır.
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme: TMK m. 163 uyarınca bu davranışlar nedeniyle diğer eşle birlikte yaşamanın kendisinden beklenemeyecek hâle gelmesi gerekir. Düzenleme, zina ve hayata kast sebeplerindeki gibi özel bir hak düşürücü süre öngörmemiştir.
Terk: TMK m. 164 uyarınca ayrılığın en az altı ay sürmesi ve usulüne uygun ihtara rağmen ortak yaşamın yeniden kurulmaması gerekir. Dördüncü ay tamamlanmadan ihtar istenemez; ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz.
Akıl hastalığı: TMK m. 165 uyarınca hastalığın ortak hayatı diğer eş için çekilmez hâle getirmesi ve iyileşmesinin mümkün olmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerekir. Akıl hastalığı tek başına otomatik boşanma sebebi değildir.
3.2. Genel boşanma sebebi: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması
TMK m. 166/1 uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa her eş boşanma davası açabilir.
Bu kapsamda değerlendirilebilecek davranışlara örnek olarak:
Fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel şiddet,
Sürekli hakaret, aşağılama ve tehdit,
Sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar,
Evlilik yükümlülüklerinin sistematik biçimde ihlali,
Eşin ailesine yönelik ağır saygısızlıklar,
Güven ilişkisini önemli ölçüde zedeleyen davranışlar
gösterilebilir.
Ancak bu davranışların varlığı her olayda kendiliğinden boşanma sonucunu doğurmaz. Mahkeme, davranışların niteliğini, sürekliliğini, evlilik birliği üzerindeki etkisini ve tarafların kusur durumunu somut olay çerçevesinde değerlendirir.
TMK m. 166/2 gereğince davacı daha ağır kusurluysa davalının boşanmaya itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Buradan hareketle, boşanma davasında davacının mutlaka tamamen kusursuz olması gerektiği söylenemez. Önemli olan, dayanılan hukuki sebebe göre kusurun niteliğinin ve taraflar arasındaki kusur dağılımının doğru değerlendirilmesidir.
3.3. Ortak hayatın yeniden kurulamaması nedeniyle boşanma

TMK m. 166/4 kapsamında, daha önce açılan boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin talebiyle boşanmaya karar verilir.
7532 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda, daha önce üç yıl olarak düzenlenen süre bir yıla indirilmiştir.
Bu sebebe dayanan boşanma davasında önceki davanın reddedilmesi, kararın kesinleşmesi, kanuni sürenin geçmesi ve ortak hayatın yeniden kurulamaması temel inceleme konularıdır.
4. BOŞANMA DAVASININ AÇILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI
4.1. Dava dilekçesinin hazırlanması
Boşanma davası, usulüne uygun bir dava dilekçesinin görevli mahkemeye sunulması ve gerekli işlemlerin gerçekleştirilmesiyle açılır.
Dava dilekçesinde HMK m. 119 kapsamında bulunması gereken temel unsurlar şunlardır:
Mahkemenin adı,
Davacı ve davalının kimlik ve adres bilgileri,
Davacı vekilinin bilgileri,
Davanın konusu ve varsa dava değeri,
Davaya dayanak oluşturan vakıaların sıra numarası altında açık özetleri,
Her bir vakıanın hangi delille ispat edileceği,
Dayanılan hukuki sebepler,
Açık ve tereddütsüz talep sonucu,
Davacının veya vekilinin imzası.
Boşanma dilekçesinin en önemli unsuru, boşanmaya neden olan olayların somutlaştırılmasıdır. Genel ve soyut ifadelerle hazırlanan dilekçeler, iddiaların ispatını ve kusur değerlendirmesini güçleştirmektedir.
Örneğin yalnızca “davalı evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemiştir” şeklindeki bir açıklama yerine, hangi yükümlülüğün ne şekilde ihlal edildiği, olayın zamanı ve bu vakıanın hangi delille ispatlanacağı belirtilmelidir.
Ayrıca boşanma talebiyle birlikte istenen maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası, velayet ve diğer taleplerin hukuki nitelikleri dikkate alınarak açık şekilde düzenlenmesi gerekir.
4.2. Dava açılırken harç ve gider avansı
Boşanma davası açılırken ilgili yargılama harçları ve gider avansı yatırılmalıdır.
HMK m. 114/1-g gereğince gider avansının yatırılması dava şartları arasında yer almaktadır. Bununla birlikte gider avansının eksik yatırılması durumunda, kanuni usul gözetilerek eksikliğin tamamlanması için kesin süre verilmesi gerekir. Her eksiklik doğrudan davanın reddini gerektirmez.
Ekonomik durumu yargılama giderlerini karşılamaya elverişli olmayan taraflar, HMK m. 334 ve devamı hükümleri kapsamında adli yardım talebinde bulunabilirler.
4.3. Cevap dilekçesi ve süresi
HMK m. 127 uyarınca davalı, dava dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde cevap dilekçesini sunmalıdır.
Davalı, bu süre içerisinde davacının iddialarına karşı savunmalarını, dayandığı vakıaları ve delillerini bildirmelidir.
Cevap dilekçesinin hazırlanmasının mevcut koşullar nedeniyle çok zor veya imkânsız olduğu hâllerde, iki haftalık süre içerisinde mahkemeden ek süre talep edilebilir. Kanuni koşulların bulunması durumunda mahkeme, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek süre verebilir.
Süresinde cevap dilekçesi sunmayan davalı, HMK m. 128 gereğince dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Ancak bu sonuç, davalının sonradan serbestçe yeni savunma vakıaları ileri sürebileceği anlamına gelmez.
4.4. Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi
Boşanma davalarında yazılı yargılama usulü uygulanmaktadır.
HMK m. 136 gereğince:
Davacı, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi sunabilir.
Davalı ise cevaba cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesini sunabilir.
Bu aşamadan sonra dilekçelerin karşılıklı verilmesi tamamlanır.
| Dilekçe | Kanuni süre |
| Cevap dilekçesi | Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta |
| Cevaba cevap dilekçesi | Cevap dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta |
| İkinci cevap dilekçesi | Cevaba cevap dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta |
Sürelerin hesaplanmasında HMK’nın sürelerin başlangıcı ve sona ermesine ilişkin hükümleri ile adli tatil hükümleri dikkate alınmalıdır.
4.5. İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı
HMK m. 141 gereğince taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle iddia ve savunmalarını serbestçe genişletebilir veya değiştirebilirler.
Dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra ise karşı tarafın açık muvafakati veya usulüne uygun ıslah gibi kanuni imkânlar bulunmadıkça yeni vakıalarla iddia ve savunmanın genişletilmesi mümkün değildir.
Uygulama bakımından önemli: Boşanma davasında yeni bir delil sunulmasıyla yeni bir boşanma vakıası ileri sürülmesi aynı şey değildir. Sonradan delil sunma konusunda tanınan istisnalar, taraflara yeni vakıaları sınırsız biçimde davaya dâhil etme hakkı vermez.
Bu nedenle özellikle kusura esas alınması istenen olayların dilekçeler aşamasında eksiksiz ileri sürülmesi büyük önem taşımaktadır.
5. BOŞANMA DAVALARINDA YARGILAMANIN AŞAMALARI
Çekişmeli boşanma davalarında yargılama; dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşamalarından oluşmaktadır.
5.1. Ön inceleme aşaması
Dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasının ardından mahkeme ön inceleme aşamasına geçer.
HMK m. 137 ve devamı uyarınca ön incelemede:
Dava şartları ve ilk itirazlar değerlendirilir.
Tarafların anlaştıkları ve uyuşmazlık yaşadıkları hususlar belirlenir.
Taraflar sulh imkânı bakımından değerlendirilir.
Tahkikata konu uyuşmazlık alanı tespit edilir.
Delillerin sunulması ve toplanmasına ilişkin gerekli usuli işlemler gerçekleştirilir.
Ön inceleme duruşmasında belirlenen çekişmeli vakıalar, sonraki tahkikatın sınırlarının belirlenmesinde önem taşımaktadır.
Özellikle hangi eşin hangi davranışının kusur oluşturduğu, nafaka ve tazminat taleplerinin dayanakları ile velayete ilişkin uyuşmazlık konuları açıkça ortaya konulmalıdır.
5.2. Tahkikat aşaması
Tahkikat, tarafların iddia ve savunmalarının dayanağı olan çekişmeli vakıaların deliller aracılığıyla incelendiği aşamadır.
Bu aşamada mahkeme:
Tanıkları dinler.
Kurum ve kuruluşlardan istenen kayıtları inceler.
Sosyal ve ekonomik durum araştırmalarını değerlendirir.
Gerekli hâllerde uzman incelemesine başvurur.
Çocuğun üstün yararı açısından sosyal inceleme raporu alabilir.
Toplanan delilleri tarafların açıklamalarıyla birlikte değerlendirir.
Özellikle velayet uyuşmazlıklarında pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanların değerlendirmeleri önem taşımaktadır. Bununla birlikte uzman raporları hâkimi bağlayan kesin delil niteliğinde değildir.
5.3. Sözlü yargılama ve hüküm
Tahkikatın tamamlanmasının ardından sözlü yargılama aşamasına geçilir. Taraflara, usulüne uygun şekilde son açıklamalarını sunma imkânı tanınır.
Mahkeme, dosyadaki bütün delilleri ve tarafların taleplerini değerlendirerek gerekçeli karar verir.
Kararda yalnızca boşanma talebinin kabulü veya reddi değil; talep edilmiş ve kanuni koşulları oluşmuşsa tazminat, nafaka, velayet, çocukla kişisel ilişki ve yargılama giderleri gibi hususlar da değerlendirilir.
5.4. Tarafların duruşmaya katılmaması
Çekişmeli boşanma davalarında taraflar avukatları aracılığıyla temsil edilebilirler. Kanunen veya mahkemece bizzat hazır bulunmaları gereken hâller dışında her duruşmaya şahsen katılmaları zorunlu değildir.
HMK m. 150 uyarınca, usulüne uygun davet edilen tarafların duruşmaya gelmemeleri veya davayı takip etmeyeceklerini bildirmeleri durumunda dosyanın işlemden kaldırılması söz konusu olabilir.
Taraflardan biri duruşmaya katılıp davayı takip ederken diğer tarafın haklı bir mazeret olmaksızın katılmaması durumunda ise yargılamaya mevcut tarafın talebi üzerine devam edilebilir.
Ancak anlaşmalı boşanma davalarında eşlerin bizzat dinlenmesi TMK m. 166/3 gereğince zorunludur.
6. BOŞANMA DAVALARINDA İSPAT VE DELİLLER
Boşanma davalarında uyuşmazlığın çözümünü doğrudan etkileyen temel konulardan biri, boşanma sebeplerinin ve tarafların kusurlarının ispatıdır.
6.1. İspat yükü
HMK m. 190 ve TMK m. 6 çerçevesinde kural olarak taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı vakıaları ispatla yükümlüdür.
Boşanma sebebini ileri süren eş, bu sebebi oluşturan vakıaların gerçekleştiğini hukuka uygun delillerle ortaya koymalıdır.
Bununla birlikte çocukların korunması ve geçici önlemlerin alınması gibi konularda hâkimin kendiliğinden araştırma ve değerlendirme yetkisinin bulunduğu unutulmamalıdır.
6.2. TMK m. 184 kapsamında özel ispat kuralları
Boşanma davalarında HMK’nın genel ispat kurallarına ek olarak TMK m. 184’te düzenlenen özel hükümler uygulanmaktadır.
Buna göre:
Hâkim, boşanmaya dayanak oluşturan olayların gerçekleştiğine vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış kabul edemez.
Boşanma sebeplerine ilişkin vakıalar konusunda taraflara yemin teklif edilemez.
Tarafların ikrarları hâkimi bağlamaz.
Hâkim delilleri serbestçe takdir eder.
Boşanmanın ferî sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.
Taraflardan birinin talebi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verilebilir.
Bu hükümler, boşanma yargılamasını genel hukuk davalarından ayıran temel özelliklerdir.
Örneğin çekişmeli boşanma davasında davalının “eşime hakaret ettim” şeklindeki ikrarı, hâkimi kendiliğinden bağlamaz. Mahkeme somut olayın özelliklerini ve dosya kapsamını değerlendirerek söz konusu vakıanın gerçekleşip gerçekleşmediğine karar verir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/10595 E., 2023/1440 K. sayılı kararında da boşanma davalarında taraf ikrarının hâkimi bağlamaması ve vicdani kanaatin önemi değerlendirilmiştir.
6.3. Boşanma davalarında kullanılabilecek deliller
Uygulamada boşanma sebeplerinin ispatında sıklıkla şu delillere başvurulmaktadır:
| Delil türü | İspata konu olabilecek hususlar |
| Tanık beyanları | Şiddet, hakaret, tehdit, aile içi uyuşmazlıklar |
| Mesajlaşmalar | Sadakat yükümlülüğünün ihlali, hakaret, tehdit |
| Sosyal medya içerikleri | Güven sarsıcı davranışlar ve taraf beyanları |
| Sağlık ve adli raporlar | Fiziksel şiddet ve yaralanma |
| Kolluk ve ceza dosyaları | Şikâyetler, soruşturmalar, şiddet olayları |
| Banka ve finans kayıtları | Ekonomik durum, mali yükümlülükler |
| Otel ve seyahat kayıtları | Sadakat ihlaline ilişkin vakıalar |
| Sosyal inceleme raporları | Velayet ve çocuğun üstün yararı |
Delillerin yalnızca mevcut olması yeterli değildir. İlgili delilin ispat edilmek istenen vakıayla bağlantılı olması ve hukuka uygun biçimde elde edilmiş bulunması gerekir.
6.4. Tanık delili
Boşanma davalarında tanık beyanları önemli ispat araçları arasında yer almaktadır. Aile içindeki olayların çoğunlukla özel yaşam alanında gerçekleşmesi sebebiyle doğrudan görgüye dayalı tanıklıklar büyük önem taşımaktadır.
Tanığın taraflardan biriyle akraba olması, beyanının sırf bu nedenle hükme esas alınamayacağı anlamına gelmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/32 E., 2019/993 K. sayılı kararında, tanığın taraflarla akrabalık veya yakınlık ilişkisinin tek başına beyanın güvenilirliğini ortadan kaldırmayacağı yönündeki yaklaşım ortaya konulmuştur.
Ancak tanığın doğrudan bilgi sahibi olmadığı, yalnızca taraflardan duyduğu olayları aktardığı veya soyut değerlendirmeler yaptığı durumlarda beyanın ispat gücü sınırlı olabilir.
6.5. Hukuka aykırı deliller
HMK m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
Özellikle aşağıdaki yöntemler ciddi hukuka aykırılık sorunları doğurabilir:
Eşin telefonuna izinsiz casus yazılım yerleştirilmesi,
Şifre kırılarak özel mesajların ele geçirilmesi,
Sistematik ve gizli ses veya görüntü kaydı yapılması,
Özel hesaplara yetkisiz erişim sağlanması,
Üçüncü kişilerin özel yazışmalarının hukuka aykırı biçimde elde edilmesi.
Bununla birlikte ani gelişen bir olay sırasında başka türlü ispat imkânının bulunmadığı istisnai durumlarda elde edilen kayıtların hukuki niteliği, somut olayın koşulları ve yargısal içtihatlar çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle her gizli kaydın koşulsuz biçimde hukuka aykırı olduğu veya her kaydın mutlaka delil olarak kabul edileceği yönünde genel bir sonuca varılması doğru değildir.
6.6. Delillerin süresinde bildirilmesi
HMK m. 119 ve devamı hükümleri kapsamında tarafların dayandıkları delilleri dilekçelerinde göstermeleri esastır.
HMK m. 145 uyarınca kanunda öngörülen süreden sonra delil gösterilmesi kural olarak mümkün değildir. Bununla birlikte geç bildirim yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya delilin süresinde gösterilememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa mahkeme sonradan delil gösterilmesine izin verebilir.
Bu nedenle boşanma dilekçesi hazırlanırken tanık, belge, dijital kayıt ve resmî kurumlardan getirtilmesi istenecek delillerin mümkün olduğunca başlangıçta belirlenmesi gerekmektedir.
7. BOŞANMA DAVASI SÜRESİNCE ALINABİLECEK GEÇİCİ ÖNLEMLER
TMK m. 169 uyarınca boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, yargılama boyunca eşlerin ve çocukların korunması amacıyla gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alabilir.
Bu önlemler özellikle barınma, geçim, malların yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkindir.
7.1. Tedbir nafakası
Boşanma davasının devamı süresince ekonomik olarak desteğe ihtiyaç duyan eş ve çocuklar lehine tedbir nafakasına hükmedilebilir.
Tedbir nafakasında tarafların kusur durumu belirleyici değildir. Mahkeme, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını ve ihtiyaçlarını dikkate alır.
Tedbir nafakası boşanma davası sırasında verilebileceği gibi, koşulların bulunması hâlinde dava tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde de hüküm altına alınabilir.
7.2. Ortak konutun tahsisi
Mahkeme, dava süresince ortak konutun eşlerden birinin kullanımına bırakılmasına karar verebilir.
Özellikle çocukların barınma ihtiyacı, tarafların ekonomik durumları ve mevcut yaşam koşulları değerlendirilir.
7.3. Geçici velayet ve çocukla kişisel ilişki
Boşanma davası devam ederken müşterek çocukların hangi eşin yanında kalacağı ve diğer eşle nasıl kişisel ilişki kuracağı konusunda geçici düzenlemeler yapılabilir.
Bu değerlendirmelerde esas alınan temel ilke çocuğun üstün yararıdır.
Çocuğun üstün yararı değerlendirilirken yaşı, gelişim düzeyi, eğitim durumu, mevcut yaşam düzeni, ebeveynlerin bakım imkânları ve gerektiğinde uzman görüşleri dikkate alınır.
Ayrıca aile içi şiddet iddialarının bulunduğu hâllerde, koşulların gerçekleşmesi durumunda 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirlerin talep edilmesi mümkündür.
8. BOŞANMA KARARININ HUKUKİ VE MALİ SONUÇLARI
Boşanma kararı, eşlerin yalnızca medeni durumunu değil, aynı zamanda mali yükümlülüklerini ve çocuklarıyla olan hukuki ilişkilerini de etkilemektedir.
8.1. Maddi ve manevi tazminat
TMK m. 174 uyarınca boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi mümkündür.
Maddi tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu olması ve boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi gerekir.
Manevi tazminat bakımından ise boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkının saldırıya uğramış olması aranır.
Tazminat miktarı belirlenirken tarafların kusur durumları, ekonomik ve sosyal koşulları, olayların ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilir.
8.2. Yoksulluk nafakası
TMK m. 175 gereğince boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusurunun daha ağır olmaması koşuluyla diğer eşten mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir.
Yoksulluk nafakasının talep edilebilmesi için mutlaka tamamen kusursuz olunması gerekmez. Talep eden tarafın diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması yeterlidir.
8.3. Velayet ve iştirak nafakası

Boşanma sonucunda velayet düzenlenirken temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Velayet hakkı kendisine verilmeyen eş, mali gücü oranında çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür.
Bu yükümlülük kapsamında iştirak nafakasına hükmedilebilir.
8.4. Mal rejiminin tasfiyesi
Boşanma ile mal rejiminin tasfiyesi birbirinden farklı hukuki süreçlerdir.
TMK m. 225 uyarınca boşanma nedeniyle mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer.
Ancak mal rejiminin sona ermesi, eşlerin malvarlıklarının kendiliğinden paylaşıldığı anlamına gelmez.
Edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında katılma alacağı, değer artış payı ve diğer tasfiye talepleri için ayrıca dava açılması gerekebilir.
Boşanmanın kesinleşmesi, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin yargılamada önem taşımaktadır.
8.5. Miras hakları
TMK m. 181 uyarınca boşanma kararının kesinleşmesiyle eşlerin birbirlerine karşı yasal mirasçılık sıfatları sona erer.
Ayrıca boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan haklar da kanunda belirtilen koşullarda kaybedilir.
Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi hâlinde ise TMK m. 181/2 kapsamında mirasçıların davaya devam etmesi ve sağ kalan eşin kusurunun ispatlanması durumunda özel sonuçlar doğabilir.
9. BOŞANMA KARARINA KARŞI KANUN YOLLARI VE KARARIN KESİNLEŞMESİ
9.1. İstinaf kanun yolu
Aile mahkemesi tarafından verilen nihai kararlara karşı, kanuni şartların bulunması hâlinde istinaf yoluna başvurulabilir.
HMK m. 345 gereğince istinaf başvuru süresi, gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğinden itibaren iki haftadır.
İstinaf incelemesi ilgili Bölge Adliye Mahkemesinin hukuk dairesi tarafından gerçekleştirilir.
Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar çerçevesinde kararın hukuka uygunluğunu inceler.
9.2. Temyiz kanun yolu
Bölge Adliye Mahkemesinin kararları hakkında, HMK m. 361 ve devamı hükümleri kapsamında kanuni koşulların bulunması hâlinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Temyiz süresi kural olarak kararın tebliğinden itibaren iki haftadır.
Bununla birlikte her kararın temyiz edilebileceği kabul edilmemeli; HMK m. 362 kapsamındaki temyiz edilemeyen kararlar ve uyuşmazlığın niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
9.3. Boşanma kararının kesinleşmesi
Boşanma kararı, hükmün açıklanmasıyla değil, kararın kesinleşmesiyle evlilik birliğini hukuken sona erdirir.
Dolayısıyla aile mahkemesinin boşanma kararı vermesi tek başına eşlerin medeni durumlarının derhâl değişmesi sonucunu doğurmaz.
Kararın kanun yollarına başvurulmaksızın veya kanun yolu incelemelerinin tamamlanmasıyla kesinleşmesi gerekir.
Kesinleşen boşanma kararı nüfus kayıtlarına işlenir.
Önemli usuli ayrım: Boşanma hükmünün kesinleşmesi ile kararda yer alan bütün parasal alacakların icra edilebilirliği aynı mesele değildir. Nafaka, tazminat, mal rejiminin tasfiyesi ve boşanmanın ferî sonuçlarına ilişkin hükümler bakımından kararın niteliği ve kesinleşme şartı ayrıca incelenmelidir.
10. BOŞANMA DAVALARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN TEMEL USULİ HUSUSLAR
Boşanma davalarında esasa ilişkin haklılık kadar, yargılama usulüne uygun hareket edilmesi de önemlidir. Sürelere uyulmaması, vakıaların eksik ileri sürülmesi veya delillerin usulüne uygun sunulmaması ciddi hak kayıplarına neden olabilir.
Uygulamada özellikle aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulması gerekir:
Görev ve yetki: Dava açılmadan önce görevli ve yetkili mahkeme doğru belirlenmelidir.
Boşanma sebebi: Özel veya genel boşanma sebebinin hukuki koşulları somut olayla ilişkilendirilmelidir.
Dava dilekçesi: Kusura esas alınacak olaylar açık, somut ve mümkün olduğunca kronolojik biçimde düzenlenmelidir.
Hak düşürücü süreler: Özellikle zina ve hayata kast gibi özel boşanma sebeplerindeki süreler gözetilmelidir.
Deliller: Her vakıanın hangi delille ispatlanacağı belirtilmeli, deliller süresinde ve hukuka uygun şekilde sunulmalıdır.
Talep sonucu: Nafaka, tazminat ve diğer talepler açık biçimde formüle edilmelidir.
Geçici önlemler: Barınma, nafaka ve çocukların korunması bakımından gerekli geçici tedbirler zamanında talep edilmelidir.
Kanun yolları: Gerekçeli kararın tebliğ tarihi esas alınarak istinaf ve temyiz süreleri dikkatle takip edilmelidir.
SONUÇ
Boşanma davaları, kişilerin medeni hâllerini değiştiren ve taraflar açısından önemli hukuki, ekonomik ve sosyal sonuçlar doğuran davalardır. Bu nedenle boşanma yargılamasında maddi hukuk hükümlerinin yanı sıra usul hukukunun doğru uygulanması da büyük önem taşımaktadır.
Türk Medeni Kanunu, boşanmanın hangi hukuki sebeplerle talep edilebileceğini ve boşanmanın temel sonuçlarını düzenlerken, Hukuk Muhakemeleri Kanunu davanın açılmasından kararın kesinleşmesine kadar takip edilecek yargılama sürecini belirlemektedir.
Boşanma davalarının kendine özgü niteliği gereği TMK m. 184 kapsamında özel ispat ve değerlendirme kuralları öngörülmüştür. Bu kurallar, hâkime delilleri serbestçe takdir etme yetkisi tanımakta ve tarafların ikrarlarının dahi hâkimi bağlamayacağını düzenlemektedir.
Özellikle çekişmeli boşanma davalarında vakıaların doğru belirlenmesi, hukuki sebeplerin isabetli seçilmesi, delillerin eksiksiz şekilde sunulması ve usuli sürelerin titizlikle takip edilmesi, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek hususlardır.
Sonuç olarak boşanma davalarında başarılı bir hukuki süreç yürütülmesi, yalnızca boşanma sebebinin varlığına değil, bu sebebin usulüne uygun biçimde ileri sürülmesine, ispatlanmasına ve boşanmanın ferî sonuçlarına ilişkin taleplerin doğru değerlendirilmesine bağlıdır.
KAYNAKÇA
A. Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m. 161–184.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m. 114–150, 189–190, 341 ve devamı.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun.
7532 sayılı Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.
C. İçtihatlar
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2019/32 E., 2019/993 K. — Akraba tanıkların beyanlarının değerlendirilmesi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/10595 E., 2023/1440 K. — Boşanma yargılamasında ikrarın hâkimi bağlamaması.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2021/3412 E., 2021/5120 K. — Boşanma davalarında yetki itirazı.
Not: İçtihatlar, incelenen ikincil kaynaklarda aktarılan karar künyeleriyle belirtilmiştir. Resmî karar metinleri üzerinden ayrıca karşılaştırma yapılmadan doğrudan karar alıntısı kullanılmamıştır. Makale, yayın öncesinde güncel mevzuat ve somut uygulama bakımından son kez kontrol edilmelidir.
İzah Law Firm & Partners
