Sınır Dışı Kararının İcrası ve Gönüllü Geri Dönüş

Sınır Kapısına Sevk, Seyahat Masrafları, Gönüllü Dönüşte Destek ve Hukuki Güvenceler | YUKK m.60–60/A

Son Güncelleme: 20 Ekim 2026

Sınır dışı etme kararı alınması, yabancının aynı anda ülke dışına gönderildiği anlamına gelmez. Kararın icrası; hukuki engellerin, varsa dava sürecinin ve seyahat koşullarının değerlendirilmesinden sonra gerçekleştirilen ayrı bir aşamadır. Bu nedenle dosyada kararın tarihi kadar icra aşamasında hangi işlemlerin yapılacağı da önem taşır.

6458 sayılı Kanun’un 60. maddesi, sınır dışı kararının kolluk tarafından icrasını ve seyahat masraflarını düzenler. 60/A maddesi ise düzensiz göçmenlere yönelik gönüllü geri dönüş desteğinin yasal çerçevesini belirler. Ayrıca m.4’te yer alan geri gönderme yasağı, sınır dışı veya gönüllü dönüş olarak adlandırılan işlemlerde ciddi risklerin değerlendirilmesini gerekli kılar.

Bu makalede sınır dışının nasıl uygulandığı, geri gönderme merkezinden sınır kapısına sevk, masrafların karşılanması, gönüllülüğün gerçek anlamı, destek süreci ve Türkiye’yi terke davet ile gönüllü geri dönüşün farkları üzerinde durulmaktadır.

Sınır Dışı Kararının İcrası Ne Demektir?

Sınır dışı etme kararının alınması ile bu kararın fiilen uygulanması ayrı aşamalardır. YUKK m.60, sınır dışı edilecek yabancının sınır kapısına sevkini, seyahat masraflarını ve ilgili kurumlarla iş birliğini düzenler. İcra işlemi, hukuken uygulanabilir bir sınır dışı kararının bulunmasını ve gönderme yasağının ihlal edilmemesini gerektirir.

Hakkında iptal davası açılan yabancının, m.53/3’teki koruma süresi içinde rızası dışında sınır dışı edilmemesi gerekir. İdari gözetim altına alınmış olması bu güvenceyi kaldırmaz. Uygulamada yargısal süreç, seyahat planı ve fiilî sevk bilgileri birbirine karıştırılmamalıdır.

Sınır dışı işleminin uygulanabilirliğini değerlendirmek yalnızca fiziksel olarak uçağa veya araca binebilme meselesi değildir. Kişinin gideceği ülkede kabul edilip edilmeyeceği, geçerli belgesinin bulunup bulunmadığı ve göndermeye yönelik ciddi bir hukukî yasak olup olmadığı da önemlidir. Örneğin ülkeye girişini sağlayacak seyahat belgesi düzenlenmeyen kişinin gönderme süreci farklı biçimde ilerleyebilir. Kişinin tedavisi devam ediyorsa yolculuğun riskleri de incelenmelidir. Birden fazla hukuki engel aynı dosyada birlikte bulunabilir. Bu durumların her biri kanunun ilgili hükmü bakımından ayrı değerlendirilmelidir. Sınır dışı kararı verilmiş olması, idarenin bu incelemelerden muaf olduğu anlamına gelmez.

İcra dosyasında yabancının hukuki durumunun son kez değerlendirilmesi önemlidir. Kararın verildiği tarihten bu yana yeni bir sağlık sorunu, ailevi durum veya gönderileceği ülkede güvenlik gelişmesi ortaya çıkmış olabilir. Bu bilgiler önceden idareye iletilmiş olsa bile icra sırasında fiilen dikkate alınıp alınmadığı kontrol edilebilir. Gönderilecek ülkenin kişiyi kabul etmeyi reddetmesi ya da uygun taşıma belgesinin bulunmaması hâlinde sürecin devamı farklı idari kararlar gerektirebilir. Sınır dışı kararı süresiz ve koşulsuz seyahat imkânı yaratmaz.

İcra aşamasında ilk soru, sınır dışı kararının uygulanmasını engelleyen bir hukuki durum bulunup bulunmadığıdır. YUKK m.53 kapsamında dava açma süresi içinde veya dava yoluna başvurulması hâlinde, kanundaki koruma uygulanır. Aynı zamanda m.4 kapsamındaki ciddi risklerin araştırılması gerekir. Dolayısıyla kişi hakkında uzun süredir yürürlükte olan bir karar bulunması bile güncel ülke koşulları veya sağlık durumuyla ilgili yeni bir riskin göz ardı edilmesini haklı kılmaz. Sınır dışı kararına karşı açılan davanın niteliği, başka bir koruma başvurusunun etkisi ve yabancının rızasına ilişkin kayıtlar icra dosyasında açık biçimde değerlendirilmelidir.

Yabancı Sınır Kapısına Nasıl Götürülür?

Geri gönderme merkezinde bulunan yabancılar kolluk tarafından sınır kapısına götürülür. Merkeze sevki gerekmeyenlerin sınır kapısına götürülmesi ise göç idaresinin taşra teşkilatı koordinasyonunda kolluk tarafından yürütülür. Böylece geri gönderme merkezinde kalmanın sınır dışı için mutlak bir ön koşul olmadığı Kanun’da açıkça görülür.

Seyahat belgesi, pasaport, gidilecek ülkenin kabul şartları, transit koşulları ve taşıma organizasyonu sınır dışının teknik boyutudur. Ancak teknik hazırlıkların tamamlanması, göndermenin temel haklar bakımından sakıncalı olup olmadığına ilişkin hukuki denetimi gereksiz kılmaz.

Fiziksel sevk sürecinde kişinin temel ihtiyaçlarının karşılanması, varsa zorunlu tıbbi desteğinin devamı ve yanında gerekli belgeleri taşıması önemlidir. Küçük çocuklu ailelerde yolculuğun çocuklar üzerindeki etkisi ayrıca değerlendirilmelidir. Birden fazla kişinin aynı dosyada bulunması, her birinin kişisel korunma iddialarının aynı olduğu anlamına gelmez. Özellikle aile üyelerinden birinin farklı vatandaşlığa veya farklı koruma statüsüne sahip olması güzergâh ve kabul koşullarını etkileyebilir. Sevk planının bu ayrımları göz önünde bulundurması gerekir.

Sınır kapısına sevk aşamasında yabancının geri gönderme merkezinde bulunması veya dışarıda bekliyor olması farklı uygulamalar doğurabilir. Ancak her iki durumda da ilgili idari karar ve yolculuk düzenlemeleri hukuki çerçevede yürütülmelidir. Kişinin hangi sınır kapısından çıkarılacağı, yanında bulunması gereken belgeler ve varsa sağlığı nedeniyle yolculuğa uygun olup olmadığı önemlidir. Kişinin gönderileceği ülke tarafından kabul edilememesi veya seyahat belgesine ulaşılamaması, fiilî icra bakımından ayrıca engel doğurabilir. Bu gibi durumlarda gözetimin devamına gerek olup olmadığı ve alternatif tedbirlerin uygulanabilirliği kendi hükümlerine göre yeniden incelenmelidir.

Sınır Dışı Edilmenin Yol ve Seyahat Giderlerini Kim Öder?

YUKK m.60/3 genel olarak seyahat masraflarının yabancının kendisi tarafından karşılanmasını öngörür. Yabancının parası yeterliyse masraflar bu tutardan karşılanır, kalanı kendisine bırakılır. Hiç parası yoksa masraf yetkili idarece üstlenilir. Parası yeterli değilse temel ihtiyaçlarını karşılamasına yetecek tutarın korunması ve kalan meblağın değerlendirilmesi için Kanun’da özel bir sistem vardır.

Bu düzenleme, sınır dışı edilen kişinin tüm parasının sınırsız biçimde alınabileceği anlamına gelmez. Kanundaki temel ihtiyaç tutarı ve paranın iadesi/gelir kaydı hükümleri birlikte uygulanmalıdır. Ödenmemiş seyahat masrafları, daha sonra Türkiye’ye giriş yönünden hukuki sonuç doğurabilir; bu nedenle masraf kaydına ve hesaplamaya ilişkin belgeler saklanmalıdır.

Masraf yükümlülüğü ve sınır dışı işleminin hızı çoğu zaman aynı başlık altında düşünülür; oysa bunlar ayrı hukuki sorulardır. Bilet bedelinin kim tarafından karşılanacağı, kişinin hangi tarihte gönderilebileceğini veya gönderme yasağı kapsamına girip girmediğini tek başına belirlemez. Giderlerin belgelendirilmesi ileride yabancının giriş başvurularında karşılaşabileceği idari kayıtlar bakımından önem taşıyabilir. Kişinin mali durumuna ilişkin bir beyan varsa bunu destekleyen belgeler değerlendirilebilir. Ancak masrafın ödenememesi ile seyahate uygun belge bulunmaması aynı tür engel değildir. İdarenin masraf işlemlerinin hukuki dayanağı ile icranın diğer koşullarını ayırması gerekir.

Masraf konusunun sonraki dönemde ortaya çıkabilecek etkileri nedeniyle belge saklama önem taşır. Yolculuk için gereken bilet veya diğer giderlerin kime yüklendiği ve hangilerinin idarece karşılandığı açık olmalıdır. Kişinin ödeme gücü bulunmadığı ileri sürülüyorsa mali durumu somut belgelerle açıklanabilir. Ancak masraf tartışması kişinin geri gönderileceği yerde ağır hak ihlali riski bulunduğuna ilişkin incelemenin önüne geçemez. İcra ve tahsil usulleri, farklı idari amaçlara hizmet eden işlemlerdir.

Seyahat masraflarının hesaplanması bakımından yabancının mali gücünün bulunup bulunmadığı ile hangi giderlerin gerçekten yolculuğa ilişkin olduğu ayrıştırılmalıdır. Masraf yükümlülüğü, yabancının temel haklarını veya geri gönderme yasağını ortadan kaldıran bir hüküm olarak yorumlanamaz. Yabancı gelecekte Türkiye’ye dönmek istediğinde geçmiş masraf alacaklarının giriş işlemlerine etkisi gündeme gelebileceğinden ilgili kayıtların temin edilmesi yararlıdır. Uygulamada bilet, transfer ve diğer zorunlu giderlere ilişkin belgelerin saklanması uyuşmazlığın çözümünü kolaylaştırır. Sınır dışı edilen kişinin sınır kapısından çıkarılmasıyla masrafın kime ait olduğu meselesi her zaman tamamen kapanmış olmayabilir.

Seyahat Belgeleri ve Gerekli İşlemler Nasıl Tamamlanır?

YUKK m.60 kapsamında pasaport ve diğer belgeler sınır dışı işlemine kadar tutulabilir; seyahat sürecinde biletlerin kullanılması veya paraya çevrilmesiyle ilgili işlemler yapılabilir. Göç idaresi uluslararası kuruluşlarla, diğer ülkelerin makamlarıyla ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapabilir.

Bununla birlikte bir yabancının seyahat belgesinin idarede bulunması ile o kişiye ilişkin koruma talebinin değerlendirilmesi birbirinden farklı konulardır. Belgelerin muhafazası ölçülü olmalı, işlemlerin hangi idari gerekçeyle yapıldığı izlenebilir kalmalıdır.

Seyahat belgesi konusunda sorun yaşayan kişiler için hangi ülke makamından hangi tarihte belge istendiği önem taşır. Konsolosluğun cevap vermemesi veya belge düzenleyememesi ile kişinin iş birliğinden kaçınması aynı olgu olarak değerlendirilmemelidir. Yabancı daha önce vatansızlık tespiti istemişse bunun sonucunun ve sunulan belgelerin incelenmesi yararlı olabilir. Seyahat belgesinin yokluğu, sınır dışı kararının maddi hukuki sebebini tek başına ortadan kaldırmayabilir; ancak fiilî icrayı etkiler. Bu iki konu ayrı tutulmalıdır.

Kimlik ve seyahat belgeleriyle ilgili zorluklar kimi dosyalarda sınır dışı işleminin en uzun aşamasını oluşturur. Pasaportun süresinin dolmuş olması, kimlik bilgisinde uyuşmazlık bulunması veya gönderilecek ülkenin seyahat belgesi düzenlememesi gibi ihtimallerde fiilî yolculuk mümkün olmayabilir. Bununla birlikte belge temininde yaşanan güçlüğün yabancıya atfedilip atfedilemeyeceği somut koşullara göre incelenmelidir. Kişinin vatansızlık iddiası veya başka bir devletten koruma beklentisi varsa bu konular ayrı hukuki statü incelemesi gerektirebilir. Belge düzenlemesi amacıyla menşe ülke makamlarıyla temas kurulmasının kişi hakkında ciddi risk yaratıp yaratmadığı da uluslararası koruma dosyalarında hassas bir konudur.

Gönüllü Geri Dönüş Nedir ve Kimleri Kapsar?

YUKK m.60/A, hakkında sınır dışı etme kararı alınmış ve menşe ülkesine gönüllü dönmek isteyen düzensiz göçmenlerden yetkili göç makamının uygun gördüklerine ayni veya nakdi destek verilebilmesini düzenler. “Sağlanabilir” ifadesi, her başvuruda aynı miktarda ve otomatik bir ödeme hakkı bulunduğu anlamına gelmez.

Gönüllülük, dönüş kararının yabancının gerçek iradesine dayanmasını gerektirir. Dönüşün sonuçları, gidilecek ülkedeki güvenlik durumu ve kişisel riskler anlaşılmadan verilen bir imzanın hukuki ve fiilî etkileri dikkatle incelenmelidir. Gönüllü dönüş hiçbir biçimde geri gönderme yasağının etkisizleştirilmesi aracı olarak görülmemelidir.

Gönüllü geri dönüşte kişinin bir yakınının veya kurum görevlisinin etkisi altında bulunup bulunmadığı, verilen kararın gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığı yönünden önemli olabilir. Dönüş kararından önce yasal seçeneklerin ve işlemin sonuçlarının anlaşılır biçimde açıklanması gerekir. Özellikle daha önce zulüm veya kötü muamele korkusuyla korunma talep etmiş biri için geri dönüş, statünün hukuki temeliyle bağlantılı bir karardır. Kararın verilmesinde sağlık, aile birliği, çocuklar ve göndermenin planlandığı bölgeye ilişkin güncel güvenlik koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Bir kişinin gönüllü dönüş dilekçesi vermesi, bütün risklerin ortadan kalktığını otomatik olarak göstermez. Desteğin biçimi ise ilgili programın koşullarına tabidir.

Dönmek isteyen kişinin kararını verirken başvurduğu danışmanlık hizmeti, döneceği yerdeki koşulları ve varsa destek mekanizmalarını anlayabilmesini sağlamalıdır. Kişiye dönüşün hangi tarihte, hangi güzergâhla ve hangi belgelerle yapılacağı açıklanmalıdır. Bir destek programına ilişkin kabul, ayrılmak istemeyen kişiyi geri dönmeye zorlamak amacıyla kullanılmamalıdır. Menşe ülkede tehlike bulunduğu iddiası mevcutsa bunun güncel olup olmadığı araştırılmalıdır. Gönüllülüğün değerlendirilmesi, form üzerindeki imzadan daha geniş bir inceleme gerektirir.

Gönüllü geri dönüşün temel unsuru, yabancının dönüş kararını kendi isteğiyle vermesidir. Kişi dönüşün sonuçları hakkında bilgilendirilmeli; varsa koruma başvurusu, aile üyelerinin statüsü, sağlık durumu ve dönüş sonrasında karşılaşacağı koşullar bakımından değerlendirme yapılmalıdır. Gönüllülük, yalnızca matbu bir formun imzalanmasıyla tartışmasız biçimde ispatlanmış sayılmamalıdır; beyanın hangi şartlarda alındığı önem taşır. Özellikle kişinin dil engeli, kırılganlığı veya merkezde bulunması gibi durumlarda bilgilendirmenin anlaşılır olması gerekir. Sağlanabilecek ayni veya nakdi destek, dönüşün hukuki sonuçlarından ayrıdır; destekten yararlanmak herkes için aynı miktarda veya koşulda hak doğurmayabilir.

Gönüllü Geri Dönüş ile Türkiye’yi Terke Davet Aynı mıdır?

Türkiye’yi terke davet m.56’da düzenlenen, sınır dışı kararı sonrasında belirli süre içinde kişinin kendi imkânlarıyla ayrılmasına fırsat tanıyan mekanizmadır. M.60/A’daki gönüllü geri dönüş ise menşe ülkeye isteyerek dönmek isteyen belirli düzensiz göçmenlere destek sağlanabilmesiyle ilgilidir. Uluslararası koruma başvuru veya statü sahiplerinin gönüllü geri dönüş desteği ise m.87 kapsamında ayrıca düzenlenmiştir.

Bu üç kurum arasında kişi grubu, amaç ve hukuki sonuç farkı vardır. Gönüllü geri dönüş işlemlerinde bilgilendirme, rıza, başvuru kayıtları, varsa uluslararası kuruluş katılımı ve aile üyelerinin durumu ayrıca değerlendirilmelidir.

Terke davetin yasal sürelerine ilişkin hükümler ile gönüllü geri dönüş programının destek koşulları farklıdır. Bu iki işlemden hangisinin yürütüldüğü, yabancıya verilen belgeler ve karşılaşılan idari sonuçlarla anlaşılabilir. Özellikle kişi gelecekte Türkiye’ye dönmeyi planlıyorsa daha önceki giriş yasağı veya çıkış kayıtlarını ayrıca incelemelidir. Ülkeden kendi isteğiyle ayrılmış olmak, mevcut bir idari yaptırımın kendiliğinden kaldırılmasını sağlamayabilir. Hukuki etkiler, hangi kararın alındığına göre belirlenir.

Terke davette kişi, hakkında sınır dışı kararı verilmesine rağmen kendisine tanınan sürede Türkiye’den ayrılmaya yönlendirilir. Gönüllü geri dönüş programı ise farklı bir destek ve koordinasyon mekanizmasını ifade eder. Uluslararası koruma statüsü sahibi kişilerin m.87 kapsamında yürüttüğü gönüllü dönüş işlemleri de m.60/A kapsamındaki sistemle karıştırılmamalıdır. Bir yabancının kendi masrafıyla bilet alarak ülkeden çıkması otomatik olarak belirli bir destek programına katıldığı anlamına gelmez. Aynı şekilde gönüllü dönüş iradesini açıklaması daha önceki sınır dışı kararı, giriş yasağı veya başka bir idari kayıt bakımından bütün hukuki sonuçların silinmesini kendiliğinden sağlamaz.

Geri Dönüş Öncesinde Hangi Hukuki Konular Kontrol Edilmelidir?

Sınır dışı kararının kesinleşme ve icra durumu, açık dava ve itirazlar, pasaport veya seyahat belgesinin geçerliliği, gönderilecek ülkede karşılaşılabilecek kişisel riskler ve aile birliği durumu birlikte gözden geçirilmelidir. Gönüllü dönüş belgesinin imzalanmasıyla önceki başvuruların veya Türkiye’ye tekrar giriş şartlarının ne ölçüde etkileneceği kişiye anlaşılır biçimde açıklanmalıdır.

İdareyle yazışmaların, masraf bildirimlerinin, çıkış işlemlerinin ve verilen destek belgelerinin örneklerini saklamak, sonradan çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkları azaltır.

Dönüş öncesinde hazırlanacak dosyada seyahat belgelerinin yanında hukuki kararlara ilişkin kayıtların da bulunması gerekir. Varsa devam eden sınır dışı davası, idari gözetim itirazı, uluslararası koruma başvurusu veya başka bir kalış iznine ilişkin işlem ayrı ayrı ele alınmalıdır. Çocuğun velayeti veya aile üyelerinin farklı vatandaşlıkları seyahatin düzenini etkileyebilir. Türkiye’ye yeniden giriş planlanıyorsa mevcut giriş yasağının ve önceki idari yaptırımların durumu araştırılmalıdır. Kişinin kendi isteğiyle çıkış yapması, bütün eski kayıtların sistemden kendiliğinden silindiği anlamına gelmez. Bu nedenle gönüllü dönüşün sonuçları hem çıkış hem de gelecekteki olası giriş açısından değerlendirilmelidir.

Gönüllü dönüş kararı aile bireylerinin tamamını aynı ölçüde etkilemeyebilir. Türkiye’de eğitimine devam eden çocuğun durumu, ayrı ülkede bulunan eş veya bakıma muhtaç aile üyesinin ihtiyaçları somut değerlendirme gerektirir. Geçerli pasaportu bulunmayan kişinin yolculuk planı, belgelerin temin edilmesine bağlı olabilir. Dönüş öncesinde kişinin mevcut hukukî başvurularından hangilerinin devam ettiği, bunların sonuçlarının ne olacağı ve geri döndükten sonra Türkiye’ye giriş koşulları ayrıca açıklığa kavuşturulmalıdır.

Dönüş işlemi planlanmadan önce yargı kararları, devam eden başvurular, pasaport ve kimlik evrakı, çocukların velayet ve bakım düzeni, sağlık kayıtları ve varsa giriş yasağı araştırılmalıdır. Ülkeye dönüş yapan kişinin ileride Türkiye’ye tekrar giriş yapmayı düşünüp düşünmediği, seyahat planının hukuki sonuçlarını etkileyebilir. Yabancının ailesinin bir bölümü Türkiye’de kalacaksa ayrılığın çocuklar ve bağımlı aile üyeleri üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi gerekir. Geri dönülecek yerde kişiye yönelik özel bir tehdit veya tedaviye erişim sorunu varsa bunun yalnızca genel güvenlik bilgileriyle değil kişisel belgelerle de ortaya konulması önem taşır.

Sonuç: Sınır Dışının İcrası ile Gönüllü Dönüş Ayrı Süreçlerdir

  • Sınır dışı etme kararının icrası, kararın hukuken uygulanabilir olmasının ardından yürütülür. Gönderileceği ülke, seyahat belgeleri, masraflar ve varsa yargısal koruma bu aşamada önemlidir.
  • Gönüllü geri dönüş ise kişinin gerçekten bilgilendirilmiş ve baskıdan uzak iradesiyle verdiği karar temelinde değerlendirilmelidir. Destek alınıp alınmayacağı ve geri dönüşün mevcut hukuki statüye etkisi ayrı araştırılmalıdır.
  • Yolculuk başlamadan önce aile ve çocukların durumu, menşe ülkedeki güvenlik koşulları ve kişinin devam eden davaları incelenmelidir.

İzah Law Firm & Partners

Avukat Yusuf Göktepe • Avukat Hüseyin Keskin

NOT: Makalemizde yapılan izahlar, ilgili Kanunlar çerçevesinde konuyu genel hatlarıyla ele alarak hazırlanmıştır. Size özel detaylı bilgi için tıklayınız!

Saygılarımızla;

Av. Yusuf GÖKTEPE

İzah Law Firm & Partners

💬 📞