
İnsan ticareti mağduru ikamet izni, insan ticaretine maruz kaldığı veya kalmış olabileceği yönünde kuvvetli şüphe bulunan yabancılara, toparlanmaları ve yetkililerle iş birliği yapıp yapmayacaklarına karar verebilmeleri için verilen özel bir ikamet iznidir. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 48. maddesine göre ilk izin 30 gündür. Mağdurun güvenliği, sağlığı veya özel durumu gerektiriyorsa izin en fazla altışar aylık sürelerle uzatılabilir; toplam süre üç yılı aşamaz.
Bu izin için failin mahkûm olmasını beklemek gerekmez. Pasaportu alınmış, vizesi bitmiş veya zorla çalıştırıldığı için yasal kalış durumunu takip edememiş bir yabancı da koruma kapsamında değerlendirilebilir. Diğer ikamet izinlerindeki olağan şartların aranmaması, mağdurun içinde bulunduğu güçlükler nedeniyle korumadan mahrum kalmasını önlemeyi amaçlar.
İnsan ticareti dosyalarında ikamet başvurusu, mağdurun güvenliği, ceza soruşturması ve varsa sınır dışı işlemleri birlikte ele alınmalıdır. Aşağıda kimlerin bu korumadan yararlanabileceği, başvurunun nasıl ilerlediği, mağdura tanınan haklar ve olumsuz kararlara karşı izlenebilecek yollar açıklanmaktadır.
İnsan ticareti nedir ve kimler mağdur sayılabilir
Türk Ceza Kanunu’nun 80. maddesi; zorla çalıştırma, hizmet ettirme, fuhuş yaptırma, esarete tabi kılma veya organlarının verilmesini sağlama amacıyla kişilerin sömürülmesine yönelik fiilleri düzenler. Tehdit, baskı, şiddet, kandırma, nüfuzun kötüye kullanılması ya da kişinin çaresizliğinden yararlanılması bu suç bakımından önem taşıyan yöntemlerdir. Kişinin bu amaçlarla tedarik edilmesi, taşınması, sevk edilmesi veya barındırılması gibi fiiller de değerlendirmeye girer. Suç için sekiz yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür.
İnsan ticareti, kişinin mutlaka kaçırılarak başka bir ülkeye götürülmesini gerektirmez. Türkiye’ye geçerli vizeyle gelen ve başlangıçta çalışmayı kabul eden bir yabancı, daha sonra özgürlüğü kısıtlanarak sömürülebilir. İşten ayrılmasının engellenmesi, pasaportunun geri verilmemesi, ailesinin tehdit edilmesi veya sürekli artan bir borç gerekçesiyle çalışmaya zorlanması bu yönde incelenmesi gereken belirtilerdir.
Örneğin ev hizmetlerinde çalışmak üzere gelen kişinin dışarı çıkmasına izin verilmemesi ve ücretinin borcuna sayıldığı söylenerek ayrılmasının önlenmesi, sıradan bir ücret uyuşmazlığının ötesinde değerlendirme gerektirebilir. Buna karşılık her düşük ücret, sigortasız çalışma veya işverenle anlaşmazlık kendiliğinden insan ticareti sayılmaz. Sömürü amacı, kullanılan yöntemler ve kişinin hareket serbestisi somut olayda birlikte araştırılır.
Göçmen kaçakçılığı ile insan ticareti de farklı suçlardır. Göçmen kaçakçılığında maddi menfaat amacıyla hukuka aykırı giriş, kalış veya çıkışın sağlanması öne çıkar. İnsan ticaretinde ise kişinin sömürülmesi amaçlanır. Bir olay başlangıçta göçmen kaçakçılığı niteliğindeyken sonradan insan ticaretine dönüşebilir; kişinin sınırı kendi isteğiyle geçmiş olması sonraki mağduriyetini ortadan kaldırmaz.
Yetişkin mağdurun seyahati veya çalışmayı başlangıçta kabul etmesi, baskı ve sömürüye de rıza gösterdiği anlamına gelmez. TCK’nın 80. maddesindeki şartlar oluştuğunda, kullanılan yöntemlerle elde edilen rızaya hukuki geçerlilik tanınmaz. Korku, ekonomik bağımlılık veya yakınlarına zarar verileceği tehdidi altında verilen beyanların hangi koşullarda alındığı bu nedenle önemlidir.
Çocuklarda koruma daha geniştir. On sekiz yaşını doldurmamış kişinin kanundaki sömürü amaçlarıyla tedarik edilmesi, kaçırılması, taşınması, sevk edilmesi veya barındırılması hâlinde yetişkinler bakımından aranan tehdit, kandırma ve benzeri yöntemlerin ayrıca kullanılması şart değildir. Çocuğun çalışmayı kabul ettiğinin veya ailesinin buna izin verdiğinin söylenmesi, olayın insan ticareti yönünden incelenmesini engellemez.
Türk vatandaşları da insan ticareti mağduru olabilir ve ilgili koruma hizmetlerinden yararlanabilir. İkamet izni ise yabancıların Türkiye’deki kalışını düzenlediği için Türk vatandaşlarına verilmez. Geçici koruma kapsamında bulunanlar veya uluslararası koruma başvuru ve statü sahipleri de insan ticareti mağduriyetine ilişkin özel koruma mekanizmalarından yararlanabilir. Mevcut bir koruma dosyasının bulunması, sömürü iddiasının ayrıca araştırılmasına engel değildir.
İnsan ticareti mağduru ikamet izni şartları ve başvuru

İnsan ticareti mağduru ikamet izninin temel dayanağı YUKK’un 48 ve 49. maddeleridir. YUKK Uygulama Yönetmeliği’nin 45 ve 46. maddeleri ile İnsan Ticaretiyle Mücadele ve Mağdurların Korunması Hakkında Yönetmelik, tanımlama ve destek sürecinin ayrıntılarını düzenler. Buradaki ilk hukuki soru, yabancının standart bir ikamet dosyası hazırlayıp hazırlayamadığı değil, insan ticareti mağduru olduğuna veya olabileceğine ilişkin kuvvetli şüphe bulunup bulunmadığıdır.
İnsan ticareti mağduru ikamet izni, YUKK’un 46. maddesindeki insani ikamet izniyle aynı izin türü değildir. İnsani ikamet izni farklı olağanüstü ve insani nedenlerle gündeme gelebilirken, burada insan ticareti mağduriyeti veya buna ilişkin kuvvetli şüpheye dayanan özel bir süreç vardır. Başvurunun hukuki dayanağı doğru belirlenmeli; farklı izin türlerinin süreleri ve koşulları birbirine karıştırılmamalıdır.
Bildirim, mağdurun kendisi tarafından yapılabileceği gibi olaydan haberdar olan başka bir kişi tarafından da yapılabilir. Cumhuriyet başsavcılığına, kolluk birimlerine veya il göç idaresi müdürlüğüne başvurulabilir. Göç İdaresinin açıkladığı bildirim kanalları arasında YİMER 157 de vardır. Acil tehlike hâlinde 112 Acil Çağrı Merkezi aranabilir. Başvuruda, kişinin bulunduğu yerin ve devam eden tehlikenin anlaşılır biçimde aktarılması önemlidir.
Bildirimin ardından kişinin insan ticareti göstergeleri yönünden değerlendirilmesi ve uzman personel tarafından görüşme yapılması gündeme gelir. Mağdurun Türkiye’ye nasıl geldiği, kimlerin yanında kaldığı, nasıl çalıştırıldığı, ücretine veya belgelerine kimin eriştiği ve ayrılmak istediğinde ne yaşadığı araştırılır. Uzman incelemesi ve mülakat sonucunda rapor hazırlanır; buna dayanılarak ilgili göç idaresi tarafından mağdur tanımlama işlemi yürütülür.
Tanımlama, ceza yargılamasından ayrı bir idari değerlendirmedir. Kişinin şikâyetçi olup olmadığına bakılmaksızın, soruşturma veya kovuşturmanın sonucu beklenmeden mağdur olarak tanımlanması mümkündür. İlk 30 günlük düşünme süresinin amacı zaten kişinin yetkililerle iş birliği yapıp yapmayacağına özgürce karar verebilmesidir. Bu yüzden korumaya başlamak için kişinin hemen fail aleyhine ayrıntılı ifade vermesi veya kesinleşmiş mahkûmiyet kararı sunması beklenmemelidir.
Görüşmede kişinin anlattıklarını doğru aktarabilmesi gerekir. Dil engeli varsa uygun tercüman desteği sağlanması, mağdurun korktuğu veya kendisini kontrol eden kişilerin etkisinden uzak bir ortamda dinlenmesi önem taşır. Travma yaşamış bir kişinin olayları ilk görüşmede tarih sırasına göre anlatamaması mümkündür. Beyanlardaki farklılıkların nedenleri araştırılmalı, kişinin sağlık ve psikolojik durumu değerlendirmeye katılmalıdır.
YUKK’un 48/2. maddesi uyarınca diğer ikamet izinlerinde aranan şartlar bu izin bakımından aranmaz. Uygulama Yönetmeliği; geçerli pasaport, vize, geçim, adres kaydı ve sağlık sigortası gibi olağan koşullar ile sınır dışı veya giriş yasağı kararı bulunmamasına ilişkin şartlar yönünden özel düzenleme içerir. Pasaportun failler tarafından alınmış olması ya da vizenin sona ermesi, mağdur ikamet iznine başvuruyu tek başına engellemez. Kimliğin ve olayın araştırılması ise yine yürütülür.
Dosyada mevcutsa pasaport örneği, işe ilişkin yazışmalar, tehdit mesajları, ödeme kayıtları, sağlık raporları ve tanık bilgileri yararlı olabilir. Bunlar her mağdurun mutlaka sunması gereken kapalı bir belge listesi değildir. Kişinin belgelerine erişememesi de sömürü ilişkisinin sonucu olabilir. Koruma başvurusu, mağdurun bütün delilleri kendi imkânlarıyla toplamasını bekleyerek geciktirilmemelidir; delil elde etmek için kendisini yeniden tehlikeye atması istenmemelidir.
Bu başvuru sıradan turistik ikamet başvurusuyla aynı şekilde ele alınmamalıdır. Mağduriyetin yetkili makamlara bildirilmesi ve tanımlama sürecine yönlendirme önem taşır. Yalnızca elektronik sistemde bir ikamet formu oluşturulması, güvenlik ve tanımlama ihtiyacını karşılamaz. Avukat tarafından yapılan başvuruda olayın özeti, kişinin bulunduğu yer, mevcut idari kararlar ve talep edilen koruma açıkça belirtilmelidir.
İnsan ticareti mağduru ikamet izni harçsız düzenlenir. Mağdurun geçmiş vize veya ikamet ihlallerinden kaynaklanan cezalarının bulunması da bu iznin verilmesine engel değildir. Bununla birlikte izin verilmesi, önceki bütün borçların, tahdit kayıtlarının veya giriş yasaklarının kendiliğinden silindiği anlamına gelmez. Kart bedeli gibi harçtan ayrı mali kalemler bakımından başvuru tarihindeki muafiyet ve uygulama ayrıca kontrol edilmelidir.
İkamet izni süresi ve mağdur destek programı

İlk 30 günlük izin, mağdurun yaşadıklarının etkisinden uzaklaşabilmesi ve hukuki seçeneklerini değerlendirebilmesi için tanınan iyileşme ve düşünme süresidir. Bu dönem yalnızca bir kartın geçerlilik tarihi olarak görülmemelidir. Failin baskısından uzaklaşma, güvenli barınma, sağlık hizmeti ve anlaşılır bilgilendirme sağlanmadığında kişinin serbest iradeyle karar vermesi güçleşir.
Mağdur destek programı, kişinin güvenliği, sağlığı ve özel durumu gözetilerek bilgilendirme ve rıza esasına göre yürütülür. Güvenli barınma, sağlık hizmetlerine erişim, psikolojik ve sosyal destek, hukuki yardım, tercümanlık, eğitim ve mesleki destek bu kapsamda yer alabilir. Sunulacak hizmetler kişinin ihtiyacına göre belirlenir. Örneğin acil tedavi gereksinimi bulunan kişiyle yanında çocukları olan kişinin koruma planı aynı olmayabilir.
Sığınmaevi veya destek merkezinde barınma, mağdurun güvenliği açısından önemli bir seçenektir. Yetişkin mağdurun rızası ve özel koşulları dikkate alınır; sığınmaevi dışında kalma ihtimali varsa güvenlik riski ayrıca değerlendirilir. Çocuk mağdurlar hakkında ise çocuk koruma hükümleri uygulanır. Sığınmaevinin yeri ve mağdurun güvenliğini etkileyebilecek kişisel bilgiler yetkisiz kişilerle paylaşılmamalıdır.
Hukuki yardım yalnızca ikamet kartının alınmasını kapsamaz. Aynı kişi bakımından suç duyurusu, ceza dosyasına katılım, sınır dışı kararına karşı dava, idari gözetime itiraz veya çalışma ilişkisinden doğan talepler söz konusu olabilir. Her işlemin amacı ve süresi farklı olduğundan, mağdurun bütün hukuki durumunun birlikte değerlendirilmesi gerekir. Destek programındaki hukuki yardım ile baro adli yardımı veya ceza yargılamasındaki vekil görevlendirilmesinin şartları da kendi mevzuatına göre incelenir.
İlk süre sona erdiğinde izin, YUKK’un 49. maddesi uyarınca mağdurun güvenliği, sağlığı veya özel durumu nedeniyle en fazla altışar aylık dönemlerle uzatılabilir. Her uzatmada güncel ihtiyaç değerlendirilir; devam eden tehdit, tedavi, psikososyal destek ihtiyacı ve diğer somut koşullar dosyaya yansıtılmalıdır. Ceza soruşturmasının devam etmesi önemli olabilir, ancak bütün değerlendirme tek başına dosyanın açık olup olmadığına indirgenmemelidir.
Üç yıllık toplam süre, bu özel ikamet izninin üst sınırıdır. İlk başvuruda üç yıllık izin verilmez ve her uzatma otomatik olarak altı ay olmak zorunda değildir. İzin süresi, kararda belirtilen tarihler üzerinden takip edilmelidir. Süre bitmeden uzatma talebinin ve buna dayanak olan belgelerin hazırlanması, yasal kalışta belirsizlik yaşanmasını önler.
Üst sınıra yaklaşıldığında yabancının sonraki statüsü ayrıca planlanmalıdır. Şartları oluşmuşsa aile, öğrenci veya başka bir ikamet izni; çalışma izni ya da uluslararası koruma yolları değerlendirilebilir. Bunların her birinin ayrı koşulları vardır. Mağdur ikamet izninin sona ermesi kalış hakkını kendiliğinden uzatmaz; buna karşılık kişinin gönderileceği yerde karşılaşacağı ciddi riskler de göz ardı edilemez. Geri gönderme yasağı incelemesi, kullanılan ikamet türünden bağımsız önemini korur.
Çocuk mağdurların hakları ve çalışma iznia
İnsan ticareti mağduru çocuklarda çocuğun üstün yararı esas alınır. Yaşının çocuk olup olmadığına ilişkin inceleme tamamlanıncaya kadar kişinin çocuk kabul edilmesine yönelik güvence, uygun koruma ortamının gecikmeden sağlanması açısından önemlidir. Görüşmelerde psikolog veya sosyal çalışmacı bulunması ve işlemlerin 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu çerçevesinde yürütülmesi gerekir.
Çocuğun yanında bulunan yetişkinin kim olduğu ve onun için güvenli bir kişi sayılıp sayılamayacağı araştırılmalıdır. Bir kişinin akraba olduğunu söylemesi, temsil ve bakım yetkisinin kendiliğinden kabul edilmesi için yeterli olmayabilir. Barınma, sağlık, eğitim ve gerektiğinde temsil ihtiyacı birlikte ele alınır. Yabancı velayet veya vesayet belgeleri varsa bunların Türkiye’deki etkisi ayrıca değerlendirilir; bu noktada MÖHUK hükümleri de ilgili olabilir.
İnsan Ticaretiyle Mücadele ve Mağdurların Korunması Hakkında Yönetmelik, yabancı mağdur ile çocuğuna ikamet izni düzenlenmesine ilişkin hükümler içerir. Çocuğun kendisi de mağdursa onun bakımından ayrıca tanımlama ve koruma değerlendirmesi yapılır. Yetişkin mağdurun çocuk sahibi olması, çocuğun güvenliğini ve eğitimini dosyanın dışında bırakmayı haklı kılmaz. Aile bağlarının korunması ile yeniden sömürülme riskinin önlenmesi birlikte gözetilmelidir.
Yetişkin mağdurun ekonomik bağımsızlığını kazanabilmesi de korumanın sürdürülebilirliği açısından önemlidir. Destek programı kapsamında mesleki becerilerin geliştirilmesi ve iş gücü piyasasına erişim konusunda yardım sağlanabilir. Ancak insan ticareti mağduru ikamet izni tek başına çalışma izni yerine geçmez. Çalışmak isteyen yabancının durumu, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ve ilgili düzenlemeler kapsamında ayrıca ele alınır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yayımladığı değerlendirme kriterlerine göre, insan ticareti mağduru olarak ikamet izni verilmiş veya mağdur destek programından yararlanan yabancılar adına yapılan çalışma izni başvurularında istihdam, mali yeterlilik ve ücret kriterlerinin uygulanmaması esastır. Bu kapsamın ilgili kamu kurumlarından alınan belgelerle gösterilmesi gerekir. Kriter muafiyeti, başvurunun mutlaka kabul edileceği ya da çalışma iznine ihtiyaç bulunmadığı anlamına gelmez.
Bu özel izin Türk vatandaşlığı da sağlamaz. Vatandaşlık, başka ikamet türleri ve çalışma izni farklı koşullarla değerlendirilir. Ayrıca mağdur koruması için gerekli olmayan bir işe, işverene veya aracıya bağımlılık kurulması, kişinin yeniden sömürülme riskini artırabilir. Çalışma koşulları ve ücretin ödenmesi kadar, kişinin işten ayrılma ve belgelerine erişme serbestisi de önem taşır.
Sınır dışı kararı ve gönüllü güvenli geri dönüş
İnsan ticareti mağduriyetinin tespiti sınır dışı sürecini doğrudan etkileyebilir. Mağdur olduğu veya olabileceği yönünde kuvvetli şüphe bulunan kişiler tanımlama sürecinde sınır dışı işlemine konu edilmez. YUKK’un 55/1-ç maddesi de mağdur destek sürecinden yararlanmakta olan insan ticareti mağdurları hakkında, 54. madde kapsamında bir sınır dışı sebebi bulunsa bile sınır dışı kararı alınmamasını öngörür.
Bu koruma geri gönderme merkezindeki kişiler bakımından da önemlidir. İzinsiz çalışma veya başka bir nedenle idari işleme tabi tutulan yabancı, aynı zamanda insan ticareti mağduru olabilir. Pasaportuna el konulduğu, tehdit altında çalıştırıldığı veya hareketlerinin kontrol edildiği iddiaları varsa mağduriyet göstergeleri araştırılmalıdır. Merkezde bulunması, kişinin bu özel değerlendirmeye alınmasını engellemez.
Kişi hakkında önceden verilmiş sınır dışı kararı varsa mağduriyet bildirimi ve koruma talebi ilgili idareye gecikmeden iletilmelidir. Bunun yanında kararın tebliğ tarihi ve dava süresi ayrıca takip edilir. Sınır dışı kararına karşı YUKK’un 53. maddesindeki yedi günlük özel dava süresi önemlidir. Mağdur olarak tanımlanma talebinde bulunmak, mevcut karara karşı dava açılması gereken süreyi kendiliğinden uzatmaz.
İdari gözetim ile sınır dışı kararı farklı işlemlerdir. Sınır dışı kararına karşı idare mahkemesinde dava açılırken, idari gözetime karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulur. Mağdurun geri gönderme merkezinde tutulması, ihtiyaç duyduğu güvenli barınma ve destek hizmetleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Bir işlem hakkında yapılan başvurunun diğerini otomatik olarak ortadan kaldırdığı varsayılmamalıdır.
Destek süreci sona erdiğinde de geri gönderme yasağı uygulanmaya devam eder. YUKK’un 4. maddesi kapsamında kişinin işkenceye, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye maruz kalacağı bir yere gönderilmesi yasaktır. Failin veya bağlantılı kişilerin bulunduğu ülkeye dönüşte yeniden sömürülme, şiddet veya ağır tehdit riski varsa bu risk somut bilgilerle incelenmelidir. Üç yıllık ikamet üst sınırının dolması, risk değerlendirmesini gereksiz hâle getirmez.
Mağdur kendi ülkesine veya güvenli üçüncü bir ülkeye dönmeyi tercih edebilir. Gönüllü ve güvenli geri dönüşte kişinin yeterli bilgiye sahip olması, kararının baskı altında verilmemesi ve dönüşün yaratacağı tehlikelerin değerlendirilmesi gerekir. Gerekli seyahat belgeleri ve kurumlar arası koordinasyon bu çerçevede sağlanır. Özellikle çocuklarda varış yerindeki bakım koşulları ve çocuğun üstün yararı gözetilmelidir.
Yalnızca gönüllü ve güvenli geri dönüşten yararlanmak isteyen ya da destek programı sırasında dönüş talep eden mağdurun ikamet izni, ilgili düzenleme uyarınca güvenli dönüş gerçekleştirildikten sonra iptal edilir. Dönüş formunun imzalanmasıyla dönüşün güvenli biçimde tamamlanması aynı aşama değildir. İşlemlerin mağdurun güvenliği ve yasal durumu gözetilerek yürütülmesi gerekir.
İkamet izninin iptali ve karara karşı başvuru

YUKK’un 49/2. maddesi, mağdurun kendi girişimiyle suçun failleriyle yeniden bağ kurduğunun tespiti hâlinde ikamet izninin iptalini düzenler. Uygulamada önemli olan yalnızca bir telefon görüşmesinin veya mesajın bulunması değildir. Temasın hangi koşullarda gerçekleştiği ve kişinin iradesini etkileyen baskıların devam edip etmediği araştırılmalıdır.
Zorlama, korkutma, şiddet veya tehdit nedeniyle kişinin iradesi dışında gerçekleşen davranışlar bakımından mevzuatta koruyucu hükümler vardır. Faille temasın psikolojik sebepleri ve bağımlılık ilişkisi de ilgili değerlendirmeye konu olabilir. Her temasın özgür bir tercihi gösterdiği kabul edilirse, failin baskısı altındaki kişinin yeniden korumasız kalması söz konusu olabilir. İptal kararının dayanağı somut olayın bütün koşullarıyla ortaya konulmalıdır.
Yükümlülüklere uyulmaması, kişinin gerçekte mağdur olmadığının anlaşılması veya ilgili yönetmelikte öngörülen kamu düzeni ve güvenliğine ilişkin nedenler de izin bakımından sonuç doğurabilir. Destek programının sona erdirilmesi ile ikamet izninin uzatılmaması veya iptali arasında bağlantı vardır. Ancak hangi kararın alındığı, hangi hukuki gerekçeye dayanıldığı ve bunun yabancıya nasıl bildirildiği ayrı ayrı incelenmelidir.
İznin verilmemesi, uzatılmaması veya iptal edilmesi idari yargı denetimine tabidir. Özel bir dava süresi öngörülmeyen hâllerde İYUK’un 7. maddesindeki genel altmış günlük süre uygulanır. Süre hesabında yazılı bildirimi izleyen gün esas alınır. Aynı dosyada ayrı bir sınır dışı, idari gözetim veya giriş yasağı kararı varsa bu işlemler kendi başvuru yolları ve süreleri içinde değerlendirilmelidir.
Dava açılması, ikamet iznine ilişkin işlemin uygulanmasını kural olarak kendiliğinden durdurmaz. Koşulları varsa yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Dilekçede mağdur tanımlama ve değerlendirme raporları, sağlık belgeleri, tehditlere ilişkin bilgiler, destek ihtiyacının devamı ve varsa çocuğun durumu kararın gerekçesiyle ilişkilendirilmelidir. Yalnızca kişinin mağdur olduğunu tekrar etmek yerine, idarenin değerlendirmesinde hangi somut noktaların eksik kaldığı açıklanmalıdır.
Uluslararası hukuk da bu korumaya dayanak sağlar. Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesi’nin 13. maddesi en az otuz günlük iyileşme ve düşünme süresini; 14. maddesi ise mağdurun kişisel durumu veya yetkili makamlarla iş birliği ihtiyacıyla bağlantılı yenilenebilir ikamet izni düzenini ele alır. Palermo Protokolü de mağdurun fiziksel, psikolojik ve sosyal iyileşmesini destekleyen tedbirler öngörür. İç hukuk başvurularında bu güvenceler olayın özellikleriyle birlikte değerlendirilir.
İnsan ticareti mağduru ikamet izninde doğru başvuru, kişinin güvenlik ihtiyacının anlaşılmasıyla başlar. Tanımlama, ikamet, destek hizmetleri ve yargısal başvuruların birbirinden kopuk yürütülmesi hak kaybına yol açabilir. Dosyada hangi işlemlerin mevcut olduğu, kimin hangi kararı aldığı ve başvuru sürelerinin ne zaman dolduğu baştan belirlenmelidir.
- İZAH & PARTNERS LAW FIRM / مكتب القانون التركي وقانون الأجانب
- Yazan: Av. Yusuf Göktepe – Av. Hüseyin Keskin
Bu makale İZAH Hukuk tarafından hazırlanmıştır. Bütün telif hakları korunmaktadır.
