
Türkiye’de yabancılar hukukunda en çok yanlış anlaşılan ikamet türlerinden biri insani ikamet iznidir. Bunun temel nedeni, insani ikamet izninin turizm, eğitim, aile birliği, taşınmaz sahipliği veya ticari faaliyet gibi olağan bir kalış amacına dayanmamasıdır. Bu izin, yabancının somut durumunda ortaya çıkan insani, hukuki veya fiilî zorunluluklar nedeniyle gündeme gelen istisnai bir yasal kalış statüsüdür. Dolayısıyla başka bir ikamet izninin şartlarını taşımamak tek başına insani ikamet hakkı doğurmaz; asıl mesele, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 46. maddesinde sayılan hâllerden birinin somut olayda bulunup bulunmadığıdır.
İnsani ikamet dosyaları uygulamada çoğu zaman tek bir hukuki meseleyle sınırlı değildir. Hakkında sınır dışı etme kararı bulunan, giriş yasağı veya tahdit kaydı olan, ağır sağlık sorunu yaşayan, Türk vatandaşı çocuğu bulunan, uluslararası koruma süreci devam eden ya da geri gönderildiğinde ciddi hak ihlali riskiyle karşılaşabilecek bir yabancı bakımından birden fazla mevzuat hükmünün birlikte değerlendirilmesi gerekebilir. Bu nedenle insani ikamet izni başvurusu, yalnızca bir form doldurma işlemi olarak değil; kişinin Türkiye’deki mevcut statüsü, hakkında alınmış idari kararlar ve ileri sürdüğü insani gerekçeler birlikte incelenerek ele alınmalıdır.
Bu makalede insani ikamet izninin hukuki niteliği, kimlere verilebileceği, başvurunun nasıl yürütüldüğü, hangi belgelerin önem taşıdığı, izin süresi ve uzatma sistemi, iptal hâlleri, sınır dışı ve geri gönderme yasağıyla ilişkisi ile çalışma ve diğer ikamet türlerine geçiş bakımından doğurduğu sonuçlar 2026 yılı itibarıyla yürürlükteki temel düzenlemeler çerçevesinde açıklanmaktadır.
İnsani İkamet İzni Nedir? Hukuki Dayanağı ve Temel Özellikleri
İnsani ikamet izninin temel hukuki dayanağı 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 46 ve 47. maddeleridir. YUKK m.46, hangi durumlarda insani ikamet izni verilebileceğini; m.47 ise iznin verilmesini gerekli kılan şartların ortadan kalkması hâlinde iznin iptal edilmesini veya uzatılmamasını düzenler. Uygulamadaki usul bakımından ise Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 44. maddesi özellikle önemlidir.
İnsani ikamet iznini diğer ikamet türlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, Kanunda sayılan insani hâllerin bulunması durumunda diğer ikamet izinlerinde aranan şartların aynı şekilde aranmasının zorunlu olmamasıdır. Örneğin olağan kısa dönem ikamet izninde önem taşıyan seyahat amacı, belirli maddi yeterlilik ölçütleri veya klasik başvuru şartları, insani ikametin yapısı gereği aynı mantıkla uygulanmaz. Bununla birlikte bu durum, yabancının hiçbir belge sunmadan insani ikamet alabileceği anlamına da gelmez. Tam tersine, insani ikamet gerekçesinin somut, güncel ve mümkün olduğunca belgelendirilebilir olması gerekir.
Burada sık yapılan bir hataya özellikle dikkat edilmelidir: Turistik ikamet başvurusu reddedilen, taşınmazı ikamet için yeterli görülmeyen, sağlık sigortası bulunmayan veya diğer bir ikamet türünün şartlarını karşılamayan herkes otomatik olarak insani ikamet iznine yönlendirilemez. İnsani ikamet, diğer izinleri alamayanlar için genel bir ‘yedek ikamet’ değildir. Yabancının durumu, YUKK m.46’da düzenlenen özel hâllerden biriyle gerçek ve doğrudan bir bağ taşımalıdır.
İzin süresi konusunda internette hâlen eski bilgiye rastlanmaktadır. YUKK m.46’nın önceki hâlindeki ‘en fazla birer yıllık sürelerle’ ibaresi 2019 yılında yapılan kanun değişikliğiyle kaldırılmıştır. Bu nedenle 2026 itibarıyla kanunda insani ikamet izni için genel ve değişmez bir ‘en fazla bir yıl’ üst sınırı bulunmamaktadır. İzin, mevzuattaki yetki ve onay sistemi içinde somut olayın niteliğine göre belirlenen sürelerle verilebilir ve şartlar devam ediyorsa uzatılabilir. İzin süresi ile iznin devam şartları birbirinden farklıdır; kartın üzerinde süre bulunması, insani gerekçenin ortadan kalktığı bir durumda iznin mutlaka o tarihe kadar devam edeceği anlamına gelmez.
Kimlere İnsani İkamet İzni Verilebilir?
YUKK m.46, insani ikamet izninin verilebileceği durumları sınırlı bir hukuki çerçeve içinde düzenler. Kanun metninde ‘verilebilir’ ifadesinin kullanılması önemlidir. Bu ifade, her dosyada bireysel bir değerlendirme yapılacağını; yalnızca bir başlık altında kalmanın kendiliğinden ve otomatik biçimde ikamet kartı doğurmayacağını gösterir. Uygulamada dosyanın sonucu, yabancının kişisel koşullarına, mevcut idari kararlara, sunulan belgelere ve insani gerekçenin ağırlığına göre değişebilir.
Çocuğun yüksek yararı

Çocuğun yüksek yararının söz konusu olduğu durumlar, YUKK m.46 kapsamında insani ikamet izninin en önemli uygulama alanlarından biridir. Çocuğun yüksek yararı değerlendirilirken yalnızca çocuğun Türk vatandaşı olup olmadığına bakılmaz. Çocuğun yaşı, eğitim hayatı, sağlık durumu, anne ve babasıyla kurduğu ilişki, bakım ihtiyacı, Türkiye’deki yaşam düzeni ve ebeveynlerden birinin Türkiye’den çıkarılmasının çocuk üzerinde doğuracağı etkiler birlikte değerlendirilmelidir.
Türk vatandaşı çocuğu bulunan yabancı bakımından bu bağ çok güçlü bir unsur olabilir; ancak Türk vatandaşı çocuk sahibi olmak tek başına otomatik insani ikamet hakkı yaratmaz. Özellikle yabancının çocukla fiilen birlikte yaşayıp yaşamadığı, bakım sorumluluğunu üstlenip üstlenmediği, diğer ebeveynin durumu ve ayrılığın çocuk üzerindeki somut sonuçları önem kazanır. Çocukları ilgilendiren idari işlemlerde Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesinde yer alan yüksek yarar ilkesi de değerlendirmeye yön verir.
Aile hayatı bakımından Anayasa’nın 20. maddesi çerçevesinde özel hayat ve aile hayatına saygı hakkı da göz önünde tutulmalıdır. Bununla birlikte aile bağlarının varlığı, kamu düzeni veya kamu güvenliğine ilişkin değerlendirmeleri tamamen ortadan kaldıran mutlak bir sonuç doğurmaz. İdarenin ve gerektiğinde yargı mercilerinin somut olayın bütününü dikkate alarak haklar ile kamusal menfaat arasında ölçülü bir değerlendirme yapması gerekir.
Sınır dışı kararı veya giriş yasağı bulunan yabancılar

YUKK m.46 kapsamında, hakkında sınır dışı etme kararı veya Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen yabancının Türkiye’den çıkarılması fiilen gerçekleştirilemiyorsa veya ayrılması makul ya da mümkün görülmüyorsa insani ikamet izni gündeme gelebilir. Bu düzenleme, sınır dışı kararı ile kişinin fiilen sınır dışı edilebilir durumda olmasının aynı şey olmadığını gösterir.
Örneğin seyahatin fiilen mümkün olmaması, kişinin gönderileceği ülke bakımından ciddi risklerin bulunması, aile ve çocuk durumunun ağır sonuçlar doğurması veya başka bir hukuki engelin ortaya çıkması hâlinde, yabancının uzun süre tamamen belgesiz ve statüsüz bırakılması yerine insani ikamet statüsü değerlendirilebilir. Ancak hakkında sınır dışı kararı bulunan herkes insani ikamet izni alamaz. Yabancının neden çıkarılamadığı, ayrılmasının neden makul olmadığı, hangi ülkeye gönderileceği ve bu gönderme işleminin hukuki ya da fiilî olarak neden sorunlu olduğu açıkça ortaya konulmalıdır.
Bir diğer önemli nokta şudur: İnsani ikamet izni verilmesi, mevcut sınır dışı kararını, giriş yasağını veya tahdit kodunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bunlar hukuken ayrı idari işlemler veya kayıtlar olabilir. Bu nedenle dosyada insani ikamet yanında, gerekiyorsa sınır dışı kararına karşı dava, giriş yasağının kaldırılması veya tahdit kaydının hukuki denetimi gibi yolların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
YUKK m.55 kapsamındaki kişiler: sağlık, hamilelik ve kötü muamele riski

YUKK m.46, YUKK m.55 uyarınca hakkında sınır dışı etme kararı alınmaması gereken yabancılar bakımından da insani ikamet iznine imkân tanır. Bu grupta özellikle gönderileceği ülkede ölüm cezası, işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele riski bulunanlar; ciddi sağlık sorunu, yaş veya hamilelik nedeniyle seyahati riskli görülenler; hayati tehlike oluşturan hastalıklarının tedavisi sürerken gönderileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar ve Kanunda sayılan bazı mağdur grupları önem taşır.
Sağlık gerekçesi ileri sürülecekse sıradan veya kontrol altında tutulan her hastalık insani ikamet için yeterli kabul edilemez. Seyahatin ciddi sağlık riski oluşturması, tedavinin kesilmesinin hayati sonuçlar doğurması veya gönderilecek ülkede gerekli tedaviye erişimin bulunmaması gibi daha ağır ölçütler önemlidir. Bu nedenle güncel hastane raporları, uzman hekim görüşleri, tedavi planı, kullanılan ilaçlar ve seyahat riskini açıklayan tıbbi belgeler dosyada belirleyici olabilir.
Hamilelik de tek başına her durumda otomatik bir insani ikamet sebebi değildir. Gebeliğin seyahati tıbben riskli hâle getirip getirmediği somut raporlarla ortaya konulmalıdır. Aynı şekilde işkence veya kötü muamele riski bakımından da soyut bir endişe yerine, yabancının kişisel durumuyla bağlantılı ciddi emarelerin ortaya konulması önem taşır.
Bu noktada geri gönderme yasağı ile insani ikamet izni birbirinden ayrılmalıdır. YUKK m.4, hiç kimsenin işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye tabi tutulacağı ya da hayatı veya özgürlüğünün ciddi biçimde tehdit altında olacağı bir yere gönderilemeyeceğine ilişkin temel güvenceyi düzenler. Geri gönderme yasağı, kişinin belirli bir yere gönderilmesini engelleyen temel hak güvencesidir; insani ikamet izni ise kişinin Türkiye’deki yasal kalışını düzenleyen ayrı bir idari statüdür.
Yargı süreci, ilk iltica ülkesi ve güvenli üçüncü ülke halleri
YUKK m.46, Kanunun 53, 72 ve 77. maddeleri kapsamında yapılan işlemlere karşı yargı yoluna başvurulan bazı hâllerde de insani ikamet izni verilmesini mümkün kılar. Bu kapsamda sınır dışı etme kararları ile uluslararası korumaya ilişkin belirli işlemler önem taşır. Yargılama devam ederken yabancının Türkiye’deki kalışının hukuki bir statüye bağlanması gerektiğinde insani ikamet değerlendirmesi gündeme gelebilir.
Ancak dava açılmış olması tek başına insani ikamet izninin otomatik olarak verileceği anlamına gelmez. Daha da önemlisi, insani ikamet talebi yapılması sınır dışı etme kararına karşı kanunda öngörülen özel dava sürelerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu nedenle yabancı hakkında bir sınır dışı kararı varsa, o kararın tebliğ tarihi ve başvuru süresi ayrıca ve öncelikle kontrol edilmelidir. İnsani ikamet süreci ile sınır dışı kararının iptali davası birbirinin yerine geçen hukuki yollar değildir.
Uluslararası koruma başvurusunda bulunan yabancının ilk iltica ülkesine veya güvenli üçüncü ülkeye gönderilmesi işlemleri sürerken de insani ikamet gündeme gelebilir. Bu dosyalarda kişinin daha önce hangi ülkede korumadan yararlandığı, gönderilmesi düşünülen ülkeyle gerçek bir bağlantısının bulunup bulunmadığı ve gönderme işleminin kişi bakımından makul olup olmadığı önem taşır. Özellikle güvenli üçüncü ülke değerlendirmesi, soyut ve herkese uygulanabilecek bir kabule değil, kişinin bireysel durumuna dayanmalıdır.
Acil nedenler ve olağanüstü durumlar
Kanun ayrıca acil nedenler, ülke menfaatlerinin korunması, kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından yabancının Türkiye’ye girişine veya Türkiye’de kalmasına izin verilmesinin gerekli olduğu; fakat kişinin mevcut durumu nedeniyle diğer ikamet izinlerinden birini alamadığı hâllerde insani ikamet izni verilebilmesini öngörür. Burada yalnızca başka bir ikamet türünün şartlarının eksik olması yeterli değildir. Buna ek olarak Türkiye’ye giriş veya Türkiye’de kalışı gerekli kılan istisnai ve somut bir neden bulunmalıdır.
YUKK m.46’da yer alan ‘olağanüstü durumlar’ ifadesi ise kanunda önceden tek tek sayılması mümkün olmayan bazı ağır ve istisnai hâller için idareye değerlendirme alanı bırakır. Bu yetki sınırsız değildir. Somut olayın özellikleri, temel haklara etkiler, insani zorunluluk ve Kanunun amacı birlikte değerlendirilmelidir. İdari işlemin gerekçeli, ölçülü ve denetlenebilir olması gerekir.
İnsani İkamet İzni Başvurusu Nasıl Yapılır?
İnsani ikamet izni usulü, klasik kısa dönem veya aile ikamet başvurularından farklı bir yapıya sahiptir. Uygulama Yönetmeliği m.44’e göre insani ikamet işlemleri Göç İdaresi merkez teşkilatının veya valiliğin talebi üzerine başlatılır. Bu nedenle insani ikamet, yabancının belirli standart şartları tamamladığında idarenin mutlaka vermek zorunda olduğu olağan bir ikamet türü gibi değerlendirilmemelidir.
Bununla birlikte uygulamada yabancının veya vekilinin İl Göç İdaresi Müdürlüğüne başvurarak insani ikamet gerekçelerini ayrıntılı bir dilekçeyle açıklaması, YUKK m.46’nın hangi bendine dayanıldığını açıkça göstermesi ve bu gerekçeyi destekleyen belgeleri dosyaya sunması mümkündür. e-İkamet sistemi ikamet işlemlerinin teknik yönünde kullanılmakla birlikte insani ikamet dosyasının esasını, somut insani gerekçenin idare önünde yeterli şekilde ortaya konulması oluşturur.
Başvuru dosyasında herkese uygulanabilecek tek ve değişmez bir belge listesi bulunmaz. Sunulacak belgeler dayanılan hukuki sebebe göre değişir. Çocuğun yüksek yararına dayalı bir dosyada doğum ve nüfus kayıtları, velayet belgeleri, okul ve sağlık kayıtları ile aile yaşamını gösteren belgeler önem taşıyabilir. Sağlık gerekçeli dosyada güncel hastane raporları, tedavi planları, uzman hekim değerlendirmeleri, seyahat riskini gösteren belgeler ve gerekirse menşe ülkedeki tedavi imkânlarına ilişkin güvenilir bilgiler sunulabilir. Yargı sürecine dayalı başvuruda ise dava dilekçesi, mahkeme esas numarası, ara kararlar, tebligatlar ve ilgili idari kararlar dosyanın temel parçaları olabilir.
Pasaport, sağlık sigortası ve gelir bakımından da insani ikametin istisnai niteliği gözden kaçırılmamalıdır. Diğer ikamet türlerinde aranan klasik şartlar insani ikamet bakımından aynı biçimde uygulanmaz. Ancak kimliğin, insani gerekçenin ve ileri sürülen olayların mümkün olan belgelerle ortaya konulması yine gerekir. Olağan şartların aranmaması ile delil sunulmaması aynı şey değildir.
Avukat aracılığıyla dilekçe ve belgelerin sunulması, dosyanın takip edilmesi ve idari işlemlere karşı hukuki yollara başvurulması mümkündür. İnsani ikamet dosyaları çoğu zaman sınır dışı, giriş yasağı, tahdit kodu, uluslararası koruma, geri gönderme merkezi, aile hayatı ve sağlık belgeleri gibi farklı konularla birlikte yürüdüğünden, dosyanın yalnızca tek bir işlem üzerinden değil bütün hukuki statü dikkate alınarak değerlendirilmesi önem taşır.
İzin Süresi, Uzatma, İptal ve Dava Yolu
İnsani ikamet izni, valilikler tarafından mevzuattaki merkezi onay mekanizması çerçevesinde düzenlenir. Güncel sistemde izin süresi için kanunda sabit bir ‘bir yıl’ üst sınırı bulunmadığından süre, yetkili makamların değerlendirmesi ve somut insani gerekçenin niteliği çerçevesinde belirlenir. Şartların devam etmesi hâlinde izin uzatılabilir; ancak uzatma kendiliğinden gerçekleşmez.
Uygulama Yönetmeliği m.44, valiliğin izin süresi içinde iznin verilmesine dayanak oluşturan şartların devam edip etmediğini resen değerlendirmesini öngörür. Örneğin izin ciddi sağlık sorunu nedeniyle verilmişse sağlık riskinin devam edip etmediği, çocuğun yüksek yararı gerekçesine dayanılmışsa aile ve bakım koşullarının sürüp sürmediği, bir yargı sürecine bağlıysa davanın hukuki durumunda değişiklik olup olmadığı incelenebilir.
YUKK m.47’ye göre insani ikamet iznini gerekli kılan şartlar ortadan kalktığında izin iptal edilir veya uzatılmaz. Bu nedenle insani ikamet izni kalıcı ve kazanılmış bir oturma statüsü olarak görülmemelidir. İzin, kendisine dayanak oluşturan insani ya da hukuki sebep sürdüğü ölçüde anlam taşır.
Uygulama Yönetmeliğine göre iptal veya uzatmama kararı, ikamet izni süresi bitmeden en geç on beş gün önce yabancıya bildirilir ve karar yabancıya, yasal temsilcisine veya avukatına tebliğ edilir. Tebliğ tarihi, yargı yoluna başvuru süresinin belirlenmesi bakımından kritik önemdedir. İnsani ikamet izninin iptali veya uzatılmaması idari işlem niteliğindedir ve idari yargı denetimine tabidir.
YUKK m.46–47’de bu işleme özgü ayrı bir kısa dava süresi düzenlenmediğinden, somut olayda başka bir özel hüküm yoksa idari yargıdaki genel süre kuralları dikkate alınır. Bununla birlikte yabancı hakkında ayrıca bir sınır dışı etme kararı bulunuyorsa o karar bakımından YUKK m.53’teki özel dava süresi ayrıca uygulanır. Bu iki işlem birbirine karıştırılmamalı ve her birinin tebliğ tarihi ayrı ayrı incelenmelidir.
İnsani ikamet izni alan yabancının, iznin verildiği tarihten itibaren en geç 20 iş günü içinde adres kayıt sistemine kaydolması gerekir. Ayrıca insani ikamet izinleri Harçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Uygulama Yönetmeliği, insani ikamet şartlarının oluştuğu bir durumda yabancının önceki ikamet süresi ihlali nedeniyle hesaplanan harcı ödememiş olmasının tek başına insani ikamet verilmesine engel oluşturmayacağını da düzenlemektedir. Bu hüküm borcu kendiliğinden ortadan kaldırmaz; yalnızca insani ikametin verilmesine engel sayılmamasını ifade eder.
İnsani İkametin Diğer Statülerle İlişkisi

İnsani ikamet izninin hukuki sonuçlarını doğru anlamak için bu izni geri gönderme yasağı, uluslararası koruma, geçici koruma, insan ticareti mağduru ikamet izni, çalışma izni ve Türk vatandaşlığı gibi farklı kurumlarla karıştırmamak gerekir. Bu kurumlar aynı dosyada birbirine temas edebilir; ancak her birinin hukuki dayanağı ve sonucu farklıdır.
Geri gönderme yasağı, kişinin ciddi hak ihlali riski bulunan bir ülkeye gönderilmesini engelleyen temel bir güvencedir. Uluslararası koruma ise mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma statülerini içeren ayrı bir sistemdir. İnsani ikamet izni bunların yerine geçen bir koruma statüsü değildir. Bir yabancının uluslararası koruma davasının devam etmesi, insani ikamet değerlendirmesini gündeme getirebilir; fakat insani ikamet kartı verilmesi kişiyi kendiliğinden mülteci veya ikincil koruma statüsü sahibi yapmaz.
Geçici koruma da YUKK m.91 ve ilgili yönetmelik kapsamında kitlesel akınlara özgü ayrı bir rejimdir. Benzer şekilde insan ticareti mağdurları için YUKK m.48–49’da özel bir ikamet türü düzenlenmiştir. Bu nedenle ‘insani ikamet’ kavramı, insani nitelik taşıyan bütün yabancılar hukuku statülerinin genel adı değildir.
İnsani ikamet izni tek başına çalışma hakkı sağlamaz. Türkiye’de çalışma bakımından 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ve ilgili çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir. Aynı şekilde insani ikamet izni doğrudan Türk vatandaşlığı hakkı da vermez. Vatandaşlık şartları 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve ilgili düzenlemelere göre ayrıca incelenir.
İnsani ikamet izniyle geçirilen süreler, YUKK kapsamında ikamet izin sürelerinin toplanmasında hesaba katılmaz ve insani ikamet sahibi bu süreye dayanarak doğrudan uzun dönem ikamet hakkı elde edemez. Buna karşılık yabancı, insani ikamet izni devam ederken şartlarını kazanırsa uzun dönem ikamet hariç başka bir uygun ikamet türüne geçiş başvurusu yapabilir. Örneğin aile ikametinin, öğrenci ikametinin veya uygun bir kısa dönem ikametinin şartları sonradan oluşmuşsa daha sürdürülebilir bir statüye geçiş değerlendirilebilir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ise insani ikamet izninin doğrudan hukuki dayanağı değildir. MÖHUK, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuk ilişkileri ile yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi gibi konuları düzenler. Bununla birlikte yabancı bir mahkemece verilmiş velayet kararı, evlilik veya boşanma kararı, soybağı veya vesayet gibi meseleler insani ikamet dosyasını etkiliyorsa MÖHUK dolaylı olarak önem kazanabilir.
Milletlerarası insan hakları hukuku da özellikle geri gönderme riski, çocuk hakları ve aile hayatı bakımından önemlidir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 Protokolü, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve işkence yasağına ilişkin uluslararası güvenceler, somut olayın niteliğine göre insani ikamet dosyasının değerlendirilmesinde etkili olabilir. Özellikle gönderilecek ülkede işkence veya kötü muamele riski varsa mesele yalnızca ikamet izni tekniğiyle sınırlı değildir; kişinin temel haklarının korunması da doğrudan gündeme gelir.
Uygulamada En Çok Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
İnsani ikamet dosyalarında başarısızlığa yol açan en yaygın sorunlardan biri, yabancının yaşadığı mağduriyetin anlatılmasıyla yetinilip hangi kanun hükmüne dayanıldığının ve bu hükmün şartlarının nasıl oluştuğunun gösterilmemesidir. İnsani bir durumun varlığı ile YUKK m.46 kapsamında hukuken insani ikamet verilebilecek bir durumun bulunması aynı şey değildir. Dilekçe, olayları kronolojik ve anlaşılır biçimde açıklarken bunların ilgili kanun bendine nasıl bağlandığını da ortaya koymalıdır.
İkinci önemli konu, insani ikamet başvurusu ile diğer hukuki yolların birbirine karıştırılmamasıdır. Hakkında sınır dışı etme kararı bulunan bir yabancı yalnızca insani ikamet talep ederek sınır dışı kararına karşı dava açma süresini göz ardı etmemelidir. Aynı şekilde giriş yasağı, tahdit kodu, idari gözetim veya uluslararası koruma kararı mevcutsa her işlemin hukuki sonucu ve başvuru yolu ayrıca incelenmelidir.
Üçüncü olarak, özellikle sağlık, çocuk ve geri gönderme riski içeren dosyalarda belgelerin güncelliği önemlidir. Aylar önce düzenlenmiş genel bir sağlık raporu, güncel seyahat riskini açıklamıyorsa yetersiz kalabilir. Çocuğun yüksek yararı ileri sürülüyorsa yalnızca nüfus kaydı değil, çocuğun fiilî bakım düzeni, okul hayatı ve ebeveynle ilişkisini ortaya koyan belgeler de önem kazanabilir. Geri gönderme riski bakımından ise genel ülke sorunlarının yanında yabancının kişisel olarak neden risk altında olduğunun açıklanması gerekir.
Son olarak, insani ikamet statüsünün geçici ve istisnai niteliği nedeniyle yabancının ilerleyen dönemde daha sürdürülebilir bir yasal kalış statüsüne geçip geçemeyeceği de değerlendirilmelidir. İnsani gerekçe devam ettiği sürece izin uzatılabilir; ancak şartlar ortadan kalktığında m.47 uyarınca iptal veya uzatmama gündeme gelir. Bu nedenle dosyanın yalnızca bugünkü ihtiyaca değil, yabancının orta vadeli hukuki statüsüne göre de planlanması yararlı olabilir.
Sonuç
İnsani ikamet izni, olağan bir ikamet türünün alternatifi değil; istisnai insani ve hukuki durumlarda yabancının Türkiye’deki kalışını düzenleyen özel bir statüdür. YUKK m.46 kapsamında çocuğun yüksek yararı, yabancının fiilen sınır dışı edilememesi, YUKK m.55 kapsamındaki sınır dışı etmeme sebepleri, belirli yargı süreçleri, ilk iltica ülkesi veya güvenli üçüncü ülkeye gönderme işlemleri, acil nedenler ve olağanüstü durumlar insani ikamet değerlendirmesinin temel başlıklarını oluşturur.
Her dosyada öncelikle şu soruya cevap verilmelidir: Yabancının yaşadığı durum, YUKK m.46’nın hangi bendine dayanmaktadır ve bu bentte aranan şartlar somut belgelerle ortaya konulabiliyor mu? Bunun yanında sınır dışı kararı, giriş yasağı, tahdit kodu, uluslararası koruma süreci, sağlık durumu, aile hayatı, çocukların yüksek yararı ve devam eden yargı süreçleri birlikte değerlendirilmelidir.
YUKK m.47 uyarınca iznin dayandığı şartlar ortadan kalktığında insani ikamet izni iptal edilebilir veya uzatılmayabilir. Bu nedenle başvuru aşamasında olduğu kadar izin devam ederken de yabancının hukuki durumunun güncel olarak takip edilmesi önemlidir. İnsani ikamet dosyasının sağlıklı değerlendirilmesi, tek bir belgeye veya tek bir idari işleme değil, yabancının bütün hukuki statüsünün birlikte incelenmesine bağlıdır.
- İZAH & PARTNERS LAW FIRM / مكتب القانون التركي وقانون الأجانب
- Yazan: Av. Yusuf Göktepe – Av. Hüseyin Keskin
Bu makale İZAH Hukuk tarafından hazırlanmıştır. Bütün telif hakları korunmaktadır.
