Etiket: Uluslararası Koruma

  • Uluslararası Koruma Sahiplerinin Hakları ve Yükümlülükleri

    Eğitim, Sağlık, Çalışma, Sosyal Yardım, Bildirim Yükümlülükleri ve Hakların Sınırlandırılması | YUKK m.88–90

    Son Güncelleme: 20 Ekim 2026

    Uluslararası koruma başvurusu yapan veya uluslararası koruma statüsü kazanan yabancıların Türkiye’de eğitim, sağlık, çalışma ve sosyal hizmetler bakımından belirli hakları bulunur. Ancak bu hakların kapsamı, başvurunun devam edip etmediğine, kişinin hangi statüde olduğuna ve ilgili özel mevzuattaki şartlara göre farklılaşabilir. Kimlik belgesine sahip olmak her alanda kendiliğinden sınırsız hak doğurmaz.

    6458 sayılı Kanun’un 88–90. maddeleri karşılıklılık ilkesinden muafiyet, hizmetlere erişim, başvurucunun ve statü sahibinin yükümlülükleri ile hakların belirli durumlarda sınırlandırılmasını düzenler. Eğitim ve sağlık gibi alanlarda temel hak ilkeleri ile idari kayıt ve başvuru yükümlülükleri birlikte değerlendirilmektedir.

    Bu makalede eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanma, çalışma iznine erişim, sosyal yardım, adres ve gelir bildirimleri, haksız yardımların geri alınması ve hakların sınırlandırılması konuları; uygulamadaki koşullar ve sık yapılan yanlış anlamalarla birlikte incelenmektedir.

    KISA BİLGİ TABLOSU

    Çalışma izni başvurusuBaşvuru sahipleri ve şartlı mülteciler için başvurudan 6 ay sonra.
    Çalışma ve gelir bildirimiKanundaki ilgili bildirim yükümlülüklerinde 30 gün.
    Adres ve kimlik değişikliğiMedeni hâl değişiklikleriyle birlikte 20 iş günü.

    Uluslararası Koruma Kapsamındaki Temel Haklar Nelerdir?

    YUKK m.88, uluslararası koruma statüsü sahiplerinin karşılıklılık şartından muaf olduğunu düzenler. Karşılıklılık, yabancıların belirli haklardan yararlanmasının kendi ülkelerinde Türk vatandaşlarına benzer hakların tanınmasına bağlanmasıdır. Koruma statüsü sahibi kişilerin haklarını yalnızca böyle bir koşula tabi tutmak, korumanın amacıyla bağdaşmaz.

    Aynı madde, başvuru ve statü sahiplerine sağlanan hak ve imkânların Türk vatandaşlarına sağlanan haklardan fazla olacak şekilde yorumlanamayacağını belirtir. Bu hüküm, kanunda açıkça güvence altına alınan eğitim, temel sağlık ve diğer koruma mekanizmalarının ortadan kalkması anlamına gelmez.

    Uluslararası koruma alanında bir haktan yararlanmak için hangi belgeye sahip olunduğunun tespit edilmesi gerekir. Başvuru sahibi ile statü sahibi arasındaki fark özellikle çalışma ve seyahat bakımından önem taşır. Ancak hangi aşamada olursa olsun kişinin temel haklarına saygı gösterilmesi gerekir. İdari bir kurumun talebi reddetmesi hâlinde ret gerekçesi ve dayandığı özel mevzuat araştırılabilir. Bir hakkın soyut olarak var olması, her başvurunun diğer koşullar değerlendirilmeden kabul edileceği anlamına gelmez. Hukuki incelemede talep edilen hizmetin türü, mevcut kayıtlar ve kişinin özel ihtiyaçları birlikte ele alınmalıdır.

    Hakların tanınması ile hizmetin pratikte kullanılması farklı aşamalardır. Örneğin kişi ilde kayıtlı olsa da kimlik bilgilerindeki bir hata, sosyal hizmet veya okul başvurusunda sorun doğurabilir. Bu durumda kişinin koruma statüsü ortadan kalkmış değildir; ilgili kaydın düzeltilmesi gerekebilir. Hangi idari kurumun hangi hizmetten sorumlu olduğunun bilinmesi de önemlidir. Başvurucular ve statü sahipleri için öngörülen düzenlemeler her zaman bire bir aynı uygulanmadığından talebin kime ve hangi belgeyle sunulduğu kontrol edilmelidir.

    Karşılıklılıktan muafiyet, kişinin yalnızca kendi vatandaşlığını taşıdığı ülkede Türk vatandaşlarına tanınan haklarla sınırlı tutulmamasını sağlar. Ancak bundan tüm kamu hizmetlerinden sınırsız yararlanma veya çalışma izninden otomatik muafiyet gibi bir sonuç çıkarılamaz. İlgili hakkın ayrıca bir kayıt, yaş, sağlık durumu, çalışma izni veya başka bir koşulu bulunabilir. Başvuru sahibi ve uluslararası koruma statüsü sahibi kavramları da ayrı olduğundan, bir hakkın hangi aşamada doğduğu belirlenmelidir. Hukuki incelemenin odağında, kişinin statüsü, talep ettiği hizmetin mevzuatı ve olası özel istisnalar birlikte yer almalıdır.

    Başvurucular ve Çocukları Eğitimden Nasıl Yararlanır?

    YUKK m.89/1 uyarınca başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler ile aile üyeleri ilköğretim ve ortaöğretim hizmetlerinden faydalanır. Çocukların okul kaydı, yerleşim yeri ve kimlik bilgilerinin doğru tutulması eğitim hizmetine erişimi kolaylaştırır.

    Çocuğun eğitime fiilen erişebilmesi yalnızca hukuki statüyle değil; dil desteği, okul değişikliği, ulaşım, özel eğitim ve aile koşullarıyla da ilgilidir. İdarenin değerlendirmesinde çocuğun yüksek yararının gözetilmesi bu nedenle önemlidir.

    Eğitim hizmetiyle ilgili idari sorunlarda çocuğun kimlik ve aile ilişkilerinin doğru kaydedilmesi başlıca konulardan biridir. Çocuğun öğrenim yılı boyunca istikrarlı okul devamı sağlaması ve ihtiyaç duyduğu dil desteğine erişmesi fiilen önem taşır. Engellilik veya travma geçmişi bulunan çocuklarda özel eğitim ve destek gereksinimleri ayrıca ele alınabilir. Bu konularda ilgili eğitim mevzuatı ile çocuğun yüksek yararı ilkesi birlikte değerlendirilmelidir. Ailenin göç statüsü, çocuğun yaşadığı somut eğitim ihtiyacını yok saymayı haklı kılmaz.

    Çocukların eğitim hakkı, ailelerinin idari işlemlerinden bağımsız bir yüksek yarar değerlendirmesini gerekli kılar. Öğrencinin bulunduğu il, kimlik bilgilerinin doğruluğu, okul değişikliği ve dil desteği gibi pratik koşullar eğitime fiilî erişimi etkileyebilir. Kayıt işlemlerinde yaşanan bir sorun, çocuğun korunma ihtiyacının göz ardı edilmesini haklı kılmaz. Özellikle eğitim yılının ortasında zorunlu yer değişikliği gündeme geliyorsa bunun çocuk üzerindeki etkileri incelenmelidir. Özel eğitim veya psikososyal destek ihtiyacı bulunan çocukların durumu da ilgili kurumlarla koordinasyon gerektirebilir. Hukuki statü ile eğitim kurumlarının uygulama esasları birlikte değerlendirilmelidir.

    Sosyal Yardım ve Sosyal Hizmetlerden Kimler Yararlanabilir?

    YUKK m.89/2, ihtiyaç sahibi başvuru ve statü sahiplerinin sosyal yardım ve hizmetlere erişiminin sağlanabileceğini düzenler. Bunun kapsamı, her yabancıya aynı düzeyde ve koşulsuz ödeme yapılması olarak anlaşılmamalıdır. İhtiyaç hâli, destek türü ve ilgili kamu kurumunun usulleri belirleyicidir.

    Ailenin çocuk sayısı, engellilik, yaşlılık, geçim ve barınma zorlukları gibi unsurlar destek değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Yardım başvurularında kişisel bilgilerin doğru beyan edilmesi ve değişikliklerin zamanında bildirilmesi gerekir.

    Yardım başvurularında aile bireylerinin sayısı, hane geliri, özel sağlık giderleri ve mevcut destekler gibi birçok veri değerlendirilebilir. Bir aileye belli dönemde yardım verilmiş olması gelecek dönemlerde aynı yardımın koşulsuz devam edeceği anlamına gelmez. Kişinin gelirinde veya hane yapısında önemli değişiklik olduğunda ilgili kuruma bildirim yapılması gerekebilir. Haksız ödeme nedeniyle iade talep edilirse kararın hangi mevzuata ve somut yanlış bilgiye dayandığı incelenmelidir. Sosyal hizmetlere erişimin amacı ihtiyaç sahiplerini desteklemek olsa da programların kanuni ve idari ölçütleri birbirinden farklı olabilir. Başvuruların tarih ve içeriklerinin belgelenmesi yararlıdır.

    Sosyal destek programlarının koşulları zaman içinde değişebileceğinden, hangi yardım türünün talep edildiği ve o programın yürürlükteki şartları incelenmelidir. Geliri bulunmayan kişi ile düzenli gelir elde eden kişinin aynı yardımdan yararlanması her zaman mümkün olmayabilir. Yanlış beyan iddiasıyla bir yardımın geri istenmesi hâlinde ilgili idari kararın gerekçesi ve hangi belgelerin esas alındığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Yardım başvurularının ve gelir bildirimlerinin örneklerinin saklanması olası uyuşmazlıklarda yararlıdır.

    Sosyal yardımlar, uluslararası koruma statüsü taşıyan her yabancıya aynı miktarda ve koşulsuz ödenen genel bir hak olarak görülmemelidir. Yardımın türü, ihtiyaç değerlendirmesi, aile yapısı, gelir durumu ve ilgili programın şartlarına göre değişebilir. Ayrıca nakdî destek ile danışmanlık, yönlendirme veya başka sosyal hizmetlerin hukuki niteliği aynı değildir. Sosyal yardım başvurularında kişinin doğru bilgi vermesi ve gelir koşullarındaki önemli değişiklikleri bildirmesi beklenir. Haksız yardım ödemesi iddiasıyla karşılaşıldığında hangi döneme, hangi başvuru beyanına ve hangi mevzuat hükmüne dayanıldığı açıklığa kavuşturulmalıdır.

    Sağlık Hizmetleri ve Genel Sağlık Sigortasında Hangi Şartlar Aranır?

    YUKK m.89/3’ün 2019 yılında değişen düzenlemesine göre sağlık güvencesi ve ödeme gücü bulunmayan başvuru sahipleri, uluslararası koruma başvurusunun kaydından itibaren bir yıl süreyle genel sağlık sigortası kapsamına alınabilir. Özel ihtiyaç sahipleri ve sigorta kaydının sürmesi Bakanlıkça uygun görülenler için bir yıllık sınır aranmaz.

    Bu düzenleme, her koruma başvurusunun süresiz ve tüm koşullarda ücretsiz sağlık sigortası sağladığı anlamına gelmez. Sağlık güvencesi veya ödeme gücü bulunduğu ya da başvurunun sırf tedavi amacıyla yapıldığı sonradan anlaşılırsa sigortalılığın sona erdirilmesi ve giderlerin geri alınması gündeme gelebilir. Başvurusu hakkında idarece olumsuz karar verilen yabancının genel sağlık sigortasından çıkarılması da Kanun’da düzenlenmiştir.

    Sağlık hizmetlerine erişimde kimlik ve başvuru kayıtlarının bulunması kadar, kişinin özel ihtiyaçlarının doğru tanımlanması da önemlidir. Ağır hastalık, gebelik, engellilik veya şiddet mağduriyeti gibi koşullar özel sağlık değerlendirmelerini gerektirebilir. Genel sağlık sigortasına ilişkin süre sınırlamalarının istisnaları ve katkı usulleri, güncel mevzuat ile kişinin bireysel durumuna göre incelenmelidir. Kişinin koruma başvuru sahibi olması, bütün özel sağlık hizmetlerinin sınırsız ve ücretsiz olduğu anlamına gelmez. Buna karşılık temel sağlık ve geri gönderme yasağıyla ilgili güvenceler ayrı mevzuat alanları olarak önemini sürdürür. Tedavinin kesilmesinin yaratacağı ciddi riskler ayrıca belgelenebilir.

    Uluslararası Koruma Sahiplerinin Çalışma Hakkı Var mıdır?

    YUKK m.89/4 uyarınca başvuru sahipleri ve şartlı mülteciler başvuru tarihinden altı ay sonra çalışma iznine başvurabilir. Bu altı aylık süre, çalışma izninin kendiliğinden verilmesi veya bu süreden sonra izinsiz çalışmanın serbest olması demek değildir.

    Mülteci ve ikincil koruma statüsü sahipleri, statü aldıkları tarihten itibaren bağımlı veya bağımsız çalışabilir; bu kişilere verilen kimlik belgesi çalışma izni yerine geçer. Yabancıların çalışamayacağı meslekler ve Kanun’da öngörülen belirli sektörel sınırlamalar saklıdır. Çalışma koşulları, kişinin koruma statüsü ve çalışma ilişkisi dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

    Uluslararası koruma statüsü sahibi bir kişinin iş teklifi alması, çalışmaya başlamadan önce hiçbir hukuki kontrol yapılmayacağı anlamına gelmez. Statünün türüne göre çalışma izni yerine geçen belge hükümleri veya çalışma iznine başvuru usulleri gündeme gelebilir. İlgili mesleğin yabancılara açık olup olmadığı, çalışma koşulları, sosyal güvenlik yükümlülükleri ve varsa işverenin sorumlulukları ayrıca araştırılmalıdır. Yabancının ikamet ettiği ilin değişmesi veya işveren değiştirmesi de kayıtları etkileyebilir. Bu nedenle çalışma hakkında verilen genel bir açıklama her statüye aynen uygulanmamalıdır. Çalışma hayatına ilişkin işlemler 6735 sayılı Kanun ve özel mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

    Çalışma bakımından temel ayrım, başvuru sahibine tanınan çalışma iznine başvurma imkânı ile bazı statü sahiplerinin kimlik belgelerine bağlanan çalışma hakkı arasında yapılmalıdır. Bu ayrımın hangi tarihte ve ne şekilde uygulanacağı 6458 sayılı Kanun ile 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ve ilgili düzenlemeler birlikte okunarak belirlenir. Mesleğe özgü sınırlamalar, işverenin yükümlülükleri ve çalışma alanı bakımından özel kurallar bulunabilir. Yabancının gelir elde etmesi, kayıtlı çalışma veya sosyal güvenlik işlemlerinden muaf olduğu sonucunu doğurmaz. Statüye ilişkin belgelerin süresi ve geçerliliği çalışmaya başlanmadan önce kontrol edilmelidir.

    Adres ve Gelir Bildirimleri İçin Hangi Yükümlülükler Bulunur?

    YUKK m.90 uyarınca başvuru veya statü sahibi; çalışma durumuna ilişkin güncel bilgileri otuz gün içinde, gelir ve taşınır/taşınmaz bilgilerini otuz gün içinde, adres, kimlik ve medeni hâl değişikliklerini yirmi iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Yetkili makamca istenen diğer hukuka uygun yükümlülüklere de uyulmalıdır.

    “Otuz gün” ile “yirmi iş günü” aynı süre değildir. Özellikle taşınma, evlenme, boşanma ve iş değişikliğinde hangi bildirimin hangi idareye yapılacağı, başvuru sahibinin statüsüne göre teyit edilmelidir. Adres kaydının güncellenmemesi önemli tebligatların kaçırılmasına neden olabilir.

    Bildirim yükümlülükleri başvurucu ve statü sahibinin idareyle sürdürülebilir iletişim kurmasını sağlar. Adres, medeni hâl, gelir, çalışma ve aile bireyleriyle ilgili değişikliklerin ilgili makamların öngördüğü usulle bildirilmesi gerekebilir. Bir bildirimin süresi ve biçimi, genel tavsiyelerle değil ilgili kanuni ve idari hükümle belirlenmelidir. Örneğin tedavi amacıyla şehir değiştirme veya ailevi nedenle adres değiştirme halinde hangi iznin gerekli olduğunun önceden öğrenilmesi önem taşır. İdare tarafından gönderilen mülakat veya tebligatın eski adrese gitmesi ciddi hak kaybına yol açabilir. Başvuru ve bildirim belgelerinin bir örneğini saklamak yararlıdır.

    Haksız Alınan Yardımlar ve Hakların Sınırlandırılması

    YUKK m.90/1-ç, sağlanan hizmet veya yardımlardan haksız yararlanıldığı tespit edilirse tutarların tamamen ya da kısmen geri ödenmesini düzenler. Ayrıca yükümlülüklere aykırılık veya başvuruya ilişkin olumsuz karar durumunda belirli haklarda sınırlama uygulanabilir.

    Kanun burada önemli bir güvence de koyar: eğitim ve temel sağlık hakları bu sınırlamanın dışında tutulmuştur. Sınırlamanın bireysel değerlendirmeye dayanması ve gerekçeli olarak tebliğ edilmesi gerekir. Genel ve otomatik bir yaptırım anlayışı yerine kişisel koşullar incelenmelidir.

    Hakların sınırlandırılmasına ilişkin bir dosyada hangi hakkın hangi sebep nedeniyle etkilendiği açıkça belirlenmelidir. Bir yardımın geri istenmesi ile kimlik belgesinin hukuki geçerliliğinin tartışılması aynı şey değildir. Gelir bildirimi veya adres kaydı bakımından bir eksiklik bulunduğunda bunun sonucu da ilgili düzenlemeye göre değerlendirilmelidir. Kişinin temel sağlık, eğitim ve adil işlem güvenceleri göz ardı edilmemelidir. İdari karara karşı başvuru gündeme geliyorsa karar tarihi, tebliğ ve gerekçe bilgisi bir araya getirilmelidir. Bu tür dosyaların yalnızca ‘hak kesildi’ açıklamasıyla ele alınması yeterli değildir.

    Haklardan yararlanmanın sınırlandırılması, bütün hakların tek bir idari kararla aynı ölçüde ortadan kaldırılabileceği anlamına gelmez. Temel insan hakları güvenceleri ve kanunda korunan asgari hizmetler ayrıca dikkate alınmalıdır. Bir yardımın haksız elde edildiği ileri sürülüyorsa hangi beyanın yanlış olduğu, yardımın hangi dönemde ve ne sebeple sağlandığı gerekçelendirilmelidir. Kişinin verdiği bilgi ile kurum kayıtları arasında ortaya çıkan çelişki, açıklama veya düzeltme fırsatı gerektirebilir. Haklara ilişkin idari işlemde ölçülülük, gerekçe ve etkili başvuru ilkelerinin nasıl uygulanacağı somut olayla bağlantılıdır.

    Başvuru Sahibi ile Statü Sahibinin Hakları Aynı mıdır?

    Başvuru sahibi ile mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma statüsü sahibi kişilerin çalışma ve belge rejimleri farklıdır. Eğitim, sosyal yardım ve sağlık uygulamalarında da mali durum ve statüye özgü koşullar önem taşır. Bu nedenle “uluslararası koruma kimliği olan herkesin bütün hakları aynıdır” ifadesi doğru değildir.

    Bir hakkın kullanımı reddedildiğinde öncelikle kişinin hukuki statüsü, kayıt tarihi, başvurduğu hizmetin türü ve idarenin gerekçeli kararı incelenmelidir. Hakların kullanılmasını sağlayan düzenlemeler ile yükümlülüklere aykırılığın sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.

    Başvurucu ile statü sahibi arasındaki fark gündelik yaşamda en çok çalışma, seyahat ve kimlik belgesi işlemlerinde ortaya çıkar. Başvuru belgesinin yasal kalışı göstermesi, başvurunun kabul edilip belirli bir koruma statüsünün kazanıldığı sonucunu doğurmaz. Buna karşılık koruma statüsü kazanılmasıyla birlikte farklı kimlik ve belge düzenlemeleri gündeme gelir. Bu nedenle kurum başvurularında yabancının belgesinin adı, geçerlilik tarihi ve koruma dosyasındaki nihai karar durumu kontrol edilmelidir. Yanlış statü bilgisinin kullanılması işlem gecikmesine veya hatalı hizmet değerlendirmesine sebep olabilir.

    Sonuç: Haklardan Yararlanma Kadar Yükümlülüklere Uyum da Önemlidir

    Uluslararası koruma başvuru sahipleri ve statü sahipleri eğitim, sağlık, çalışma ve sosyal yardım bakımından belirli haklara sahip olsa da her hakkın kanuni şartları farklıdır.

    Adres, gelir, çalışma ve kimlik bilgilerinin güncel tutulması; bildirim yükümlülüklerinin ihmal edilmemesi, hizmetlere erişim ve statünün korunması bakımından önem taşır.

    Özellikle sağlık sigortası, çalışma izni ve hakların sınırlandırılması konularında kişinin statüsü ile ilgili özel mevzuat birlikte incelenmelidir.

    İzah Law Firm & Partners

    Avukat Yusuf Göktepe • Avukat Hüseyin Keskin

    NOT: Makalemizde yapılan izahlar, ilgili Kanunlar çerçevesinde konuyu genel hatlarıyla ele alarak hazırlanmıştır. Size özel detaylı bilgi için tıklayınız!

    Saygılarımızla;

💬 📞