Etiket: Türkiye’ye Giriş ve Çıkış Şartları

  • Türkiye’ye Giriş ve Çıkış Şartları

    Türkiye’ye Giriş ve Çıkış Şartları

    6458 Sayılı YUKK m.5–10 Kapsamında 2026 Güncel Hukuki Rehber

    Son Güncelleme: 27 Eylül 2026

    Türkiye’ye yabancıların giriş ve çıkışları yalnızca pasaport kontrolünden veya vize sahibi olmaktan ibaret değildir. Yabancının Türkiye’ye kabul edilip edilmeyeceği; seyahat belgesinin geçerliliği, vize veya vize muafiyeti, ikamet ya da çalışma izni, önceki ihlaller, giriş yasağı, ön izin kayıtları ve kamu düzeni değerlendirmeleri gibi çok sayıda unsurun birlikte incelenmesini gerektirir.

    Bu alanın temel kanuni çerçevesi 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 5, 6, 7, 8, 9 ve 10. maddelerinde düzenlenmektedir. YUKK Uygulama Yönetmeliği, 5682 sayılı Pasaport Kanunu, vize rejimine ilişkin Cumhurbaşkanı kararları ve milletlerarası anlaşmalar, Geçici Koruma Yönetmeliği, İdari Yargılama Usulü Kanunu ve temel haklara ilişkin anayasal ve milletlerarası güvenceler de somut dosyaya göre önem taşır.

    Bu nedenle hukuki değerlendirmede temel soru yalnızca “Vizesi var mı?” değildir. Yabancının girişine hangi hukukî statünün dayanak oluşturduğu ve sınır kapısında hangi idari kayıtların bulunduğu birlikte incelenmelidir.

    Türkiye’ye Giriş ve Çıkışın Temel Şartları

    YUKK m.5’e göre Türkiye’ye giriş ve Türkiye’den çıkış, kural olarak yetkili sınır kapılarından, geçerli pasaport veya pasaport yerine geçen belgelerle yapılır. Kara, hava, deniz ve demiryolu sınır geçiş noktaları bu kapsamdadır. Milletlerarası anlaşmalar veya özel düzenlemeler nedeniyle bazı ülke vatandaşlarının belirli şartlarla ulusal kimlik kartıyla seyahat edebilmesi ise genel kuralın istisnasıdır.

    Sınırdan geçişte yabancı, pasaportunu veya pasaport yerine geçen belgesini yetkili görevlilere göstermek zorundadır. Belge kontrolü yalnızca pasaport gişesinde yapılmak zorunda değildir; taşıtlarda seyir hâlinde veya havalimanı transit alanında da kontrol gerçekleştirilebilir.

    Türkiye’ye girişte pasaport süresi ayrıca önemlidir. YUKK m.7 kapsamında, yabancının pasaport veya seyahat belgesinin vize, vize muafiyeti ya da ikamet izin süresinin bitiminden itibaren en az 60 gün daha geçerli olması gerekir. Bu nedenle 90 günlük kalış hakkı bulunan bir kişi bakımından, kural olarak giriş tarihinde en az 150 günlük pasaport geçerliliği aranır.

    Geçerli vize, e-Vize, ikamet izni veya çalışma izni ise tek başına koşulsuz giriş garantisi değildir. YUKK m.7 kapsamındaki giriş şartları sınır kapısında ayrıca kontrol edilir. Kişi hakkında sonradan tesis edilmiş giriş yasağı, ön izin şartı, belge sahteciliği şüphesi veya başka bir giriş engeli bulunuyorsa geçerli bir vizenin varlığı tek başına yeterli olmaz.

    Belge Kontrolü ve Kapsamlı Kontrol

    Normal sınır kontrolünde pasaportun gerçek ve geçerli olup olmadığı, vize veya muafiyet, ikamet ya da çalışma izninin geçerliliği, pasaport süresi, giriş yasağı veya ön izin kaydı ve seyahat amacının sunulan belgelerle uyumu incelenebilir. Şüpheli bir durum ortaya çıkarsa yabancı kapsamlı kontrole alınabilir.

    YUKK Uygulama Yönetmeliğine göre kapsamlı kontrol, yabancının Türkiye’ye giriş şartlarını taşıyıp taşımadığını ayrıntılı biçimde belirlemek amacıyla yapılan incelemedir. Bu süreçte seyahat belgeleri, önceki giriş-çıkış kayıtları, tahdit ve sınırlamalar, adli veya idari kayıtlar, uluslararası arama kayıtları, Türkiye’ye geliş amacı ve kişinin geçimini nasıl sağlayacağı gibi hususlar araştırılabilir.

    Kapsamlı kontrol idari gözetim değildir. Kural olarak en fazla dört saat içinde tamamlanır; adli işlemler nedeniyle geçen süre bu hesaba dâhil edilmez. Dört saatten uzun sürmesi gerekiyorsa yabancının rızası aranır. Kontrol sırasında kişinin güvenliği ve mahremiyeti gözetilmeli, temel ihtiyaçlarına erişimi sağlanmalı ve işlemin amacı hakkında bilgi verilmelidir.

    Yabancı kapsamlı kontrol sürerken ülkesine dönmeyi tercih edebilir veya giriş işlemlerinin sonuçlanmasını bekleyebilir. Bu nedenle kapsamlı kontrol ile sınır dışı etmek üzere idari gözetim, hukuki dayanak ve sonuçları bakımından birbirinden ayrılmalıdır.

    Türkiye’ye Girişine İzin Verilmeyecek Yabancılar ve INAD İşlemi

    YUKK m.7, Türkiye’ye girişine izin verilmeyecek yabancıların temel çerçevesini belirler. Pasaport, vize, ikamet veya çalışma izni bulunmayanlar; bu belgeleri hileli şekilde elde ettiği veya sahte belge kullandığı anlaşılanlar; pasaport süresi yeterli olmayanlar ve kanunun vize verilmeyecek yabancılara ilişkin hükümleri kapsamında bulunan bazı kişiler geri çevrilebilir.

    YUKK m.7 ile m.15 arasında doğrudan bir bağlantı bulunmaktadır. Madde 15, vize verilmemesi gereken yabancıları düzenler; madde 7 ise bu gruplardan bazılarının vize muafiyeti kapsamında olsalar dahi sınırda geri çevrilebilmesine imkân tanır. Bu nedenle sınır makamları yalnızca yabancının vize etiketini veya pasaportunu değil, geliş amacını, sağlık sigortasını, maddi imkânını ve Türkiye’de kalışını haklı nedenlere dayandırıp dayandıramadığını da değerlendirebilir.

    Özellikle kamu düzeni veya kamu güvenliği gerekçesiyle girişin reddedildiği dosyalarda, işlemin hangi somut bilgiye dayandığı önemlidir. İdare yabancıların ülkeye kabulünde geniş bir takdir alanına sahip olmakla birlikte bu alan sınırsız değildir. İşlemin kanuni dayanağı, sebebi, amacı ve ölçülülüğü idari yargı denetimine tabidir. Yabancının Türkiye’de eşinin, çocuğunun veya uzun süreli aile yaşamının bulunması durumunda kararın özel ve aile hayatına etkisi de somut olayda önem kazanabilir.

    Vize muafiyetinden yararlanan yabancı bakımından da aynı yaklaşım geçerlidir. Kişinin vatandaşı olduğu ülkenin Türkiye’ye vizesiz seyahat hakkına sahip olması, kamu güvenliği, giriş yasağı veya diğer kanuni engelleri ortadan kaldırmaz. Vize muafiyeti giriş şartlarından yalnızca birine ilişkindir; koşulsuz kabul hakkı değildir.

    Sınır kapısında Türkiye’ye kabul edilmeyen kişi uygulamada “kabul edilemeyen yolcu” veya uluslararası taşımacılık terminolojisinde INAD yolcu olarak anılır. Bu işlem, Türkiye’de bulunan bir yabancı hakkında alınan sınır dışı kararıyla aynı değildir. INAD işlemi kişinin ülkeye kabul edilmemesine; sınır dışı ise Türkiye’de bulunan yabancının ülkeden çıkarılmasına yöneliktir.

    INAD işlemlerinde kararın niteliğinin doğru tespit edilmesi önemlidir. Yabancının Türkiye’ye hiç kabul edilmemesi, kişinin Türkiye’de yasal veya yasa dışı olarak bulunduktan sonra hakkında sınır dışı kararı alınmasından farklıdır. Bu ayrım; kişinin nerede bekletileceği, hangi makamın işlem yaptığı ve hangi başvuru yolunun kullanılacağı bakımından doğrudan sonuç doğurur.

    Hava yolu ile gelen kabul edilemeyen yolcular bakımından taşıyıcı şirketin geri götürme yükümlülükleri de ayrıca gündeme gelebilir. Ancak taşıyıcıyla ilgili operasyonel süreç, yabancının kendisine tebliğ edilmesi gereken giriş reddi kararının yerine geçmez. Yabancı, hakkında hangi sebeple işlem yapıldığını ve karara karşı hangi hukuki imkânlara sahip olduğunu öğrenebilmelidir.

    Girişi reddedilen yabancı, işlemleri sonuçlanıncaya kadar sınır kapısında bu amaçla belirlenen alanda bekletilebilir. Hava yoluyla gelen kişiler bakımından taşıyıcı şirketle koordinasyon kurulur. Geri çevirme kararı yabancıya bildirilirken başvuru hakları ile diğer yasal hak ve yükümlülükleri hakkında da bilgi verilmesi gerekir.

    Uluslararası Koruma ve Geri Gönderme Yasağı Sınır Kapısında da Geçerlidir

    YUKK m.8, giriş hükümlerinin insan koruma mekanizmalarını engellememesini güvence altına alan temel hükümlerden biridir. Kanunun m.5, m.6 ve m.7 hükümleri, uluslararası koruma başvurusu yapmayı engelleyecek biçimde yorumlanamaz ve uygulanamaz.

    Bu nedenle pasaportu veya vizesi bulunmayan bir kişinin gerçek bir uluslararası koruma talebi ileri sürmesi hâlinde, sırf normal giriş belgelerinin eksikliği nedeniyle bu talebin alınmaması doğru değildir. Benzer koruyucu yaklaşım Geçici Koruma Yönetmeliğinde de bulunmaktadır.

    Uluslararası koruma başvurusu ile ülkeye normal kabul işlemi aynı şey değildir. Başvuru alınması, yabancının otomatik olarak Türkiye’ye süresiz kabul edildiği anlamına gelmez; fakat kişinin koruma talebinin ilgili YUKK hükümleri uyarınca kayda alınması ve değerlendirilmesi gerekir. Giriş kontrolü, koruma prosedürünü fiilen imkânsız hâle getirecek biçimde kullanılamaz.

    Geçici koruma bakımından da benzer bir ilke geçerlidir. Kitlesel akın koşullarında koruma talep eden kişiler normal turist veya ticari yolcu gibi değerlendirilemez. Bununla birlikte hangi koruma rejiminin uygulanacağı, kişinin uyruğu, geliş biçimi ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca belirlenir.

    Sınır kapısındaki işlemlerde YUKK m.4’teki geri gönderme yasağı da önem taşır. Yabancı işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele, ölüm veya ciddi zulüm riski ileri sürüyorsa bu iddialar ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir. Türkiye’ye giriş koşullarını taşımamak, kişiyi riskli bir ülkeye herhangi bir inceleme yapılmadan göndermeye tek başına dayanak oluşturmaz.

    Türkiye’ye Giriş Yasağı: Süre, Başlangıç ve Kaldırma

    YUKK m.9 uyarınca kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancılar hakkında giriş yasağı kararı alınabilir. Türkiye’den sınır dışı edilen yabancılar bakımından da giriş yasağı tesis edilebilir. Giriş yasağı; vize veya ikamet ihlali, önceki sınır dışı işlemi, kamu düzeni ve güvenliği değerlendirmeleri veya diğer idari nedenlerle gündeme gelebilir.

    Giriş yasağının süresi kural olarak en fazla beş yıldır. Kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre en fazla on yıl daha artırılabilir. Uygulama Yönetmeliği, aynı gerekçeye dayalı toplam sürenin on beş yılı aşamayacağını belirtmektedir.

    Beş yıllık temel süre ile on yıla kadar uzatma imkânı, her dosyada otomatik biçimde en yüksek sürenin uygulanabileceği anlamına gelmez. Özellikle kamu düzeni veya kamu güvenliği gerekçeli yasaklarda, ciddi tehdidin niteliği ve yasağın neden gerekli görüldüğü dosya bazında değerlendirilmelidir. Sürenin belirlenmesi de işlemin ölçülülüğü bakımından yargısal denetime açıktır.

    Türk vatandaşı eş veya çocukların bulunması giriş yasağını kendiliğinden hükümsüz kılmaz. Bununla birlikte aile birliğinin fiilen parçalanması, çocuğun yüksek yararı ve yabancının Türkiye ile kurduğu uzun süreli bağlar temel hak değerlendirmesinde önem taşır. Anayasa Mahkemesinin giriş yasağına ilişkin içtihadında da güvenlik gerekçelerinin somutluğu ile aile hayatına etkisinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir.

    Bu sebeple güvenlik gerekçeli bir giriş yasağı dosyasında yalnızca tahdit kodunun adına bakmak yeterli değildir. İşleme dayanak teşkil eden bilgi, olay veya değerlendirmelerin ne olduğu; bunların güncelliği ve kişiye özgü olup olmadığı; yasağın süresi ve aile hayatına etkileri birlikte incelenmelidir.

    Sınır dışı edilen yabancılar bakımından giriş yasağının başlangıcı, kural olarak kişinin Türkiye’den fiilî çıkış tarihidir. Bu nedenle karar tarihiyle yasak süresinin başlangıcı her zaman aynı olmayabilir. Özellikle geçmiş tarihli dosyalarda çıkış kaydının incelenmesi önemlidir.

    YUKK m.9/6 uyarınca Göç İdaresi, giriş yasağını tamamen kaldırabileceği gibi yasak kaydı devam ederken yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin de verebilir. Ailevi nedenler, sağlık, eğitim, çalışma, ticari zorunluluk veya resmî işlemler somut dosyada dikkate alınabilecek unsurlar olabilir; ancak başvuru yapılması kendiliğinden giriş hakkı doğurmaz.

    Ön İzin ve Tahdit Kodu Giriş Yasağıyla Aynı Şey Değildir

    YUKK m.9/7 uyarınca kamu düzeni veya kamu güvenliği sebebiyle bazı yabancıların Türkiye’ye kabulü ön izin şartına bağlanabilir. Uygulama Yönetmeliği, sistemde ön izne tabi olduğu görülen yabancının Göç İdaresinin olumlu görüşü alınmadan ülkeye girişine izin verilemeyeceğini düzenlemektedir.

    Ön izin ile giriş yasağı aynı hukuki işlem değildir. Giriş yasağında yabancının ülkeye girişi belirli süreyle yasaklanmıştır. Ön izin sisteminde ise kişinin kabulü, girişten önce ilgili idari makamın olumlu değerlendirmesine bağlanmıştır.

    Tahdit kodu ise idari sistemlerde yabancı hakkında tutulan sınırlama veya bilgi kayıtlarını ifade eden uygulama terminolojisidir. Her tahdit kodu doğrudan giriş yasağı sonucu doğurmaz. Bazı kodlar giriş yasağına, bazıları ön izne, bazıları ise ek inceleme veya kontrol yükümlülüğüne bağlanabilir.

    Ön izin kaydı bulunan yabancılar bakımından uygulamada dış temsilcilik üzerinden yapılan özel veya meşruhatlı vize başvuruları da gündeme gelebilir. Ancak meşruhatlı vize, her tahdit kodunu veya her giriş yasağını kendiliğinden aşan genel bir çözüm değildir. Başvurunun aile birleşimi, çalışma, eğitim, sağlık veya başka özel bir amaca dayanması ve ilgili idari makamın olumlu değerlendirmesi gerekebilir.

    Bu noktada giriş yasağının kaldırılması ile giriş yasağı saklı kalmak üzere belirli süreli giriş izni verilmesi de karıştırılmamalıdır. Birinci durumda yasak kaydı sona erer; ikinci durumda ise yasak devam ederken somut bir amaç için sınırlı giriş imkânı tanınır. Hukuki strateji belirlenirken yabancının gerçekten hangi sonuca ihtiyaç duyduğu açıklığa kavuşturulmalıdır.

    Bu nedenle bir yabancı hakkında yalnızca kod adının öğrenilmesi yeterli değildir. Kodun türü, hukuki dayanağı, hangi makam tarafından tesis edildiği, giriş yasağı veya ön izin sonucu doğurup doğurmadığı, başlangıç-bitiş tarihi ve varsa kaldırma kararı birlikte incelenmelidir.

    Vize ve İkamet İhlalleri Giriş Yasağını Nasıl Etkiler?

    Vize, vize muafiyeti, çalışma izni veya ikamet izni süresini aşan her yabancı hakkında otomatik olarak aynı süreli giriş yasağı uygulanmaz. İhlalin süresi, yabancının ihlal tespit edilmeden önce kendiliğinden çıkış için başvurup başvurmadığı, tahakkuk eden harç ve cezaların ödenip ödenmediği ve kişi hakkında başka bir giriş engeli bulunup bulunmadığı değerlendirilir.

    Uygulama Yönetmeliğine göre, on günden fazla ihlali bulunan ve hakkında sınır dışı kararı alınmadan önce çıkış için valiliğe başvuran bazı yabancılar bakımından, gerekli harç ve cezaların ödenmesi şartıyla ihlal kaynaklı giriş yasağı süresi bir yılı geçemez. Benzer biçimde, hakkında sınır dışı kararı alınmadan sınır kapısına kendiliğinden gelen ve borçlarını ödeyen bazı yabancılar hakkında sırf vize veya ikamet ihlali nedeniyle giriş yasağı alınmaması mümkün olabilir.

    Vize ve ikamet ihlallerine bağlı giriş yasağı uygulamalarında Göç İdaresinin idari esasları ve ihlalin gerçekleştiği tarihteki uygulama ayrıca önemlidir. İhlal süresi birkaç gün olan bir kişi ile uzun süre kayıt dışı kalan, hakkında yakalama veya sınır dışı işlemi yürütülen kişinin durumu aynı değildir. Bu nedenle internetteki sabit süre tabloları güncel resmî uygulama kontrol edilmeden doğrudan kullanılmamalıdır.

    Kişinin kendi isteğiyle çıkış yapması tek başına bütün sonuçları ortadan kaldırmaz; ihlalden kaynaklanan harç ve cezaların ödenmesi ve başka bir yasak nedeninin bulunmaması da önemlidir. Buna karşılık zamanında ve usulüne uygun gönüllü çıkış, bazı ihlal dosyalarında daha ağır giriş yasağı sonuçlarının önüne geçebilen önemli bir unsurdur.

    Ödenmemiş vize veya ikamet ihlali borçları, giriş yasağının süresi sona ermiş olsa bile sonraki Türkiye girişinde sorun yaratabilir. Bu nedenle “yasak sürem doldu” tespiti tek başına yeterli değildir; kamu alacakları ve sistemdeki diğer idari kayıtlar da kontrol edilmelidir.

    Türkiye’nin vize rejimindeki 180 günde 90 gün kuralı da çıkış-giriş planlamasında önemlidir. Türkiye’den kısa süreli çıkış yapmak veya ikinci bir pasaport kullanmak, hareketli 180 günlük dönemde kullanılan kalış süresini sıfırlamaz. Daha uzun kalmak isteyen kişinin durumuna uygun ikamet veya başka bir yasal kalış statüsü bulunmalıdır.

    Türkiye’den Çıkışta Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

    YUKK m.5 ve m.6 Türkiye’den çıkışı da düzenler. Yabancı çıkış sırasında yetkili sınır kapısını kullanmalı ve pasaportunu veya pasaport yerine geçen seyahat belgesini görevlilere sunmalıdır. Çıkış işlemi sırasında vize, ikamet veya çalışma izni ihlali; idari para cezaları ve geçmiş giriş yasağı işlemleri gündeme gelebilir.

    Yasal kalış süresini aşan yabancı bakımından ihlalin ne zaman ve nasıl tespit edildiği önemlidir. Kişinin uzun süre kayıt dışı kalmaya devam etmesi yerine, ihlal erken aşamada hukuken değerlendirilerek mümkünse kendi iradesiyle usulüne uygun çıkış yapması ilerideki girişler bakımından farklı sonuçlar doğurabilir.

    Çıkış sınır kapısında yapılan tahakkuk ve tebligatlar daha sonraki Türkiye girişlerini doğrudan etkileyebilir. Yabancıya bir giriş yasağı veya başka idari kayıt uygulanmışsa, kararın başlangıç tarihi ve süresi doğru şekilde kaydedilmelidir. Yalnızca sözlü bilgilendirmeye dayanmak yerine mümkün olan durumlarda karar ve ödeme belgelerinin saklanması sonraki hukuki inceleme bakımından yararlıdır.

    Ayrıca 180 günde 90 gün hesabında seyahat tarihleri doğru belirlenmelidir. Bu sistem takvim yılının ilk ve ikinci yarısı şeklinde işlemez; her yeni giriş tarihinde geriye doğru hareketli 180 günlük dönem dikkate alınır. Bu nedenle kısa süreli çıkışlar kalış hakkını sıfırlamaz ve çift pasaport kullanımı kişiye ikinci bir 90 günlük süre yaratmaz.

    Geçerli ikamet veya çalışma izninin bulunması da gelecekteki girişleri koşulsuz biçimde garanti etmez. Yabancı hakkında sonradan giriş yasağı, ön izin veya başka bir tahdit kaydı tesis edilmişse sınır kapısında bu kayıtlar ayrıca uygulanabilir.

    Giriş Yasağına Karşı Dava ve Güncel Dava Süreleri

    Türkiye’ye giriş yasağı idari işlem niteliğindedir ve idari yargı denetimine tabidir. İşlemin yetkisi, sebebi, süresi, ölçülülüğü, maddi dayanağı ve aile hayatı üzerindeki etkileri somut dosyada tartışılabilir. Özellikle Türk vatandaşı eş veya çocuk, uzun süreli Türkiye ikameti ya da güçlü aile bağları bulunan kişiler bakımından işlemin özel ve aile hayatına etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

    YUKK m.9 ve m.10, giriş yasağına karşı özel bir kısa dava süresi düzenlememektedir. Bu nedenle, somut olayda başka özel hüküm yoksa, giriş yasağına karşı kural olarak İYUK m.7’deki 60 günlük genel dava süresi dikkate alınır. Sürenin başlangıcında usulüne uygun tebliğ tarihi önem taşır.

    Dava süresinin hesabında tebliğin nasıl yapıldığı ayrıca önemlidir. Giriş yasağı bazı durumlarda sınır kapısında, bazı durumlarda konsolosluk başvurusu sırasında veya yabancı Türkiye’deyken yetkili idari makam tarafından bildirilebilir. Tebliğ belgesinin tarihi, içeriği ve hangi işleme ilişkin olduğu açıkça tespit edilmelidir.

    Giriş yasağına karşı açılacak davada yalnızca yasağın kaldırılması talebi değil, işlemin sebep ve ölçülülük unsurları da incelenir. Maddi hata, kişi karışıklığı, güncelliğini yitirmiş güvenlik kaydı, yasak süresinin yanlış hesaplanması veya aile hayatına etkilerin hiç değerlendirilmemesi gibi hususlar somut dosyada önem taşıyabilir.

    Aynı olayın devamında ayrıca sınır dışı etme veya ikamet iptali kararı tesis edilmişse, bu işlemlerin birbirinden bağımsız sonuçları olabilir. Bir karara karşı dava açılması diğer kararın süresini otomatik olarak durdurmaz. Özellikle yabancılar hukukunda kısa dava süreleri bulunduğundan her kararın tebliğ tarihi ayrı ayrı kaydedilmelidir.

    Buna karşılık sınır dışı etme kararı farklı bir idari işlemdir. Güncel YUKK m.53 uyarınca sınır dışı etme kararına karşı dava süresi tebliğden itibaren 15 gündür. Bu nedenle eski kaynaklarda yer alan 7 günlük süre güncel değildir.

    Aynı yabancı hakkında giriş yasağı, sınır dışı kararı, ikamet izni iptali, INAD işlemi veya tahdit kodu gibi birden fazla idari işlem bulunabilir. Her işlemin hukuki niteliği, tebliğ tarihi ve dava süresi ayrı ayrı belirlenmeden genel bir süre hesabı yapılmamalıdır.

    Türkiye’ye Giriş Sorunu Yaşayan Yabancı İçin Hangi Bilgiler Kontrol Edilmelidir?

    Sınırda giriş sorunu yaşayan veya Türkiye’ye yeniden gelmeyi planlayan yabancı bakımından dosya, mümkün olduğunca aşağıdaki unsurlar birlikte incelenerek değerlendirilmelidir:

    • Kullanılan pasaport veya seyahat belgesinin türü ve geçerlilik süresi.
    • Vize, vize muafiyeti, ikamet veya çalışma izninin mevcut ve geçerli olup olmadığı.
    • Son 180 günde Türkiye’de geçirilen süre ve önceki giriş-çıkış kayıtları.
    • Aktif giriş yasağı, ön izin şartı veya tahdit kodu bulunup bulunmadığı.
    • Geçmiş sınır dışı kararı, INAD işlemi veya vize/ikamet ihlalinin bulunup bulunmadığı.
    • Ödenmemiş harç, idari para cezası veya kamu alacağının bulunup bulunmadığı.
    • Yabancının gerçek seyahat amacı ile kullandığı vize veya muafiyet arasındaki uyum.
    • Türk vatandaşı eş veya çocuk, Türkiye’deki aile hayatı ve uzun süreli ikamet gibi temel hak bakımından önemli bağların bulunup bulunmadığı.
    • Uluslararası koruma veya geri gönderme yasağına ilişkin güncel risk iddiasının bulunup bulunmadığı.

    Sonuç: Türkiye’ye Giriş ve Çıkış Hukuku Pasaport Kontrolünden İbaret Değildir

    Türkiye’ye giriş ve Türkiye’den çıkış işlemleri, YUKK m.5–10 çerçevesinde birbiriyle bağlantılı fakat farklı hukuki mekanizmalardan oluşur. Yetkili sınır kapısının kullanılması ve geçerli seyahat belgesi temel kural olmakla birlikte; vize ve muafiyet, pasaport süresi, kapsamlı kontrol, kabul edilemeyen yolcu işlemi, giriş yasağı, ön izin ve tahdit kayıtları aynı dosyada birlikte gündeme gelebilir.

    YUKK m.8 ayrıca normal giriş şartlarının uluslararası koruma talebini engellememesini güvence altına alır. Bu nedenle sınır güvenliği ile geri gönderme yasağı ve uluslararası koruma yükümlülükleri birlikte uygulanmalıdır.

    Giriş yasağı dosyalarında yalnızca yasağın süresine bakılması yeterli değildir. Yasağın hangi gerekçeyle tesis edildiği, fiilî çıkış tarihi, ön izin veya başka tahdit kaydı, ödenmemiş kamu alacakları, yabancının aile hayatı ve varsa koruma ihtiyacı birlikte incelenmelidir.

    Sonuç olarak Türkiye’ye giriş ve çıkış hukuku; YUKK, Uygulama Yönetmeliği, Pasaport Kanunu, vize rejimi, idari yargı kuralları ve temel hak güvencelerinin birlikte değerlendirilmesini gerektiren özel bir yabancılar hukuku alanıdır. Her dosyada idari işlemin tam olarak ne olduğu belirlendikten sonra buna uygun başvuru ve dava yolu seçilmelidir.

    • İZAH & PARTNERS LAW FIRM / مكتب القانون التركي وقانون الأجانب
    • Yazan: Av. Yusuf Göktepe – Av. Hüseyin Keskin

    Bu makale İZAH Hukuk tarafından hazırlanmıştır. Bütün telif hakları korunmaktadır.

💬 📞