
Türkiye’de eşi veya çocuklarıyla birlikte yaşamak isteyen yabancılar için aile ikamet izni, aile bağlarına dayanan bir yasal kalış imkânıdır. Günlük dilde “eş üzerinden oturma izni” olarak da anılır. Ancak bu izin yalnızca Türk vatandaşıyla evlenen yabancılara verilmez; kanunda sayılan koşulları taşıyan yabancıların eşleri ve çocukları da yararlanabilir.
Başvurunun temelinde gerçek ve hukuken geçerli bir aile ilişkisi bulunmalıdır. Bunun yanında Türkiye’de yaşayan kişinin geliri, barınma koşulları, sağlık güvencesi ve hukuki statüsü incelenir. Evlilik belgesinin bulunması önemlidir, fakat başvurunun kabul edilmesi için diğer şartların da sağlanması gerekir. Özellikle çocuklu ailelerde velayet belgeleri, yurt dışında yapılan evliliklerde ise belgenin Türkiye’de kullanılabilirliği baştan kontrol edilmelidir.
Aile ikamet izninin temel kuralları 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 34–37. maddelerinde yer alır. Uygulama Yönetmeliği’nin 30–34. maddeleri de bu kuralların nasıl uygulanacağını açıklar. Başvurunun hazırlanmasından iznin uzatılmasına, boşanma sonrası durumdan ret kararına karşı başvuruya kadar süreç bu hükümler çerçevesinde değerlendirilir.
Aile ikamet izninden kimler yararlanabilir

Aile ikamet izninde “destekleyici”, yabancı aile ferdinin başvurusuna dayanak oluşturan kişidir. Türk vatandaşları, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 28. maddesi kapsamındaki kişiler, şartları taşıyan ikamet izni sahibi yabancılar, mülteciler ve ikincil koruma statüsü sahipleri destekleyici olabilir. Türk vatandaşlığından izinle çıkan ve halk arasında Mavi Kartlı olarak bilinen kişiler bakımından da kanundaki bu özel kapsam dikkate alınır.
Bu kişilerin yabancı eşine, kendisinin veya eşinin ergin olmayan yabancı çocuğuna ve bağımlı ergin yabancı çocuğuna aile ikamet izni verilebilir. Destekleyicinin eşinin önceki evliliğinden olan çocukları da kapsamda bulunabilir. Evlat edinilmiş çocuklarda ise evlat edinme ilişkisinin hukuken geçerli olduğunun belgelenmesi gerekir. Anne, baba veya kardeş olmak, tek başına bu izin türünden yararlanmak için yeterli bir aile bağı değildir. Türk vatandaşıyla evlenen yabancı, evlilik geçerliyse ve diğer koşullar sağlanıyorsa başvurabilir. İlk aile ikamet izni için genel bir “bir yıl evli kalma” ya da “üç yıl evli kalma” şartı bulunmaz. Bu süreler, destekleyicinin Türkiye’deki ikamet geçmişi veya boşanma sonrası başka bir izne geçiş gibi farklı konularla ilgilidir. Evliliğin yeni olması tek başına başvuruya engel değildir.
Türkiye’de ikamet izni bulunan yabancılar da eşleri ve çocukları için destekleyici olabilir. Bununla birlikte her ikamet belgesi, aynı şartlarla aile ikamet iznine dayanak oluşturmaz. Örneğin geçici koruma kimlik belgesi klasik bir ikamet izni değildir. Yalnızca bu belgeye sahip olmak, aile ikamet izni yönünden kendiliğinden destekleyici olma hakkı sağlamaz. Uluslararası koruma başvuru sahibi, şartlı mülteci, mülteci ve ikincil koruma statüleri de bu nedenle birbirinden ayrılmalıdır.
Geçerli çalışma izni bulunan yabancılar, diğer şartları yerine getirdiklerinde aile fertleri bakımından destekleyici olabilir. Çalışma izninin ikamet izni yerine geçmesi ve bir yıllık ikamet şartına ilişkin istisna, bu kişiler açısından önemlidir. Türkiye’de bulunan mülteciler ve ikincil koruma statüsü sahiplerinde ise YUKK’un 35. maddesinde destekleyici için öngörülen şartlar aranmayabilir. Bu düzenleme, her başvurunun aynı belge ve koşullarla değerlendirileceği anlamına gelmediğinden kişinin statüsü dosyada açıkça gösterilmelidir.
Çocuklar bakımından yaş ve bağımlılık ayrıca incelenir. On sekiz yaşını tamamlamış her çocuk aile ikamet iznini aynı şekilde sürdüremez. Bağımlı ergin çocuklarda ilgili mevzuattaki ölçütler, sağlık ve bakım ihtiyacı ile sunulan belgeler değerlendirilir. Ailesinden maddi destek alan her yetişkinin kendiliğinden bu kapsamda sayılacağı varsayılmamalıdır. Öğrenimine devam eden bir gencin aile ikamet izni, kısa dönem ikamet veya öğrenci ikamet izni seçenekleri kendi durumuna göre ele alınmalıdır.
Aile ikamet izni bulunan çocuklar, on sekiz yaşına kadar ayrıca öğrenci ikamet izni almadan ilk ve ortaöğretim kurumlarında eğitim görebilir. Erginlik sonrasında kullanılacak izin türü yeniden değerlendirilir. Ayrıca yabancının kendi ülke hukukuna göre birden fazla eşinin bulunması hâlinde eşlerden yalnızca birine aile ikamet izni verilebilir; diğer eşlerden olan çocuklar ise kanuni koşulları taşıdıkları ölçüde başvurabilir.
Destekleyici ve başvuran yabancı için aranan şartlar
YUKK’un 35. maddesi, destekleyici ile aile ikamet izni isteyen yabancı için ayrı koşullar belirler. Bu nedenle dosya yalnızca evlilik cüzdanından ibaret değildir. Destekleyicinin ailesinin geçimini sağlayabilecek gelirinin, uygun bir konutunun, sağlık güvencesinin ve adres kaydının bulunması gerekir. Başvuran yabancı da aile ilişkisini ve Türkiye’de birlikte yaşama amacını ortaya koymalıdır.
Gelir hesabında iki ölçüt birlikte uygulanır: Aylık toplam gelir asgari ücretten az olmamalı, ailedeki her kişi için de asgari ücretin en az üçte biri düzeyinde gelir bulunmalıdır. Örneğin üç kişilik ailede toplam asgari ücret eşiği esas alınırken dört kişilik ailede kişi başına hesaplanan tutar bu eşiğin üzerine çıkar. Bu sebeple ailedeki kişi sayısı arttığında aynı gelir belgesi her başvuruda yeterli olmayabilir. Hesap, başvuru dönemindeki geçerli asgari ücret ve belgelenen gelir üzerinden yapılır.
Gelirin yalnızca ücretli çalışmadan elde edilmesi zorunlu değildir. Dosyanın durumuna göre emekli aylığı, kira veya ticari faaliyet gelirleri de sunulabilir. Önemli olan gelir kaynağının ve tutarının doğrulanabilmesidir. Maaş bordrosu, banka hesap hareketleri, emeklilik kaydı veya ticari faaliyete ilişkin belgeler bu değerlendirmede kullanılabilir. Tek seferlik bir para girişinin düzenli gelir olarak kabul edilip edilmeyeceği, kaynağı ve başvurunun bütünüyle birlikte incelenir.
Barınma bakımından mutlaka konut sahibi olmak gerekmez. Kiralanmış bir ev de ailenin nüfusuna uygun, sağlık ve güvenlik koşullarını karşılayan bir yaşam alanı olabilir. Destekleyicinin adres kayıt sistemindeki bilgileri ile başvuruda bildirilen fiilî yaşam adresi tutarlı olmalıdır. Tapu, kira sözleşmesi veya başka bir konaklama ilişkisine ait belgeler, başvurunun niteliğine göre istenir. Belgede yazılı bir adres göstermek, ailenin gerçekten orada yaşayıp yaşamadığına ilişkin değerlendirmeyi ortadan kaldırmaz.
Sağlık güvencesi bütün aile fertlerini kapsamalıdır. Bu güvence, sosyal güvenlik sistemi, uygulanabilir bir uluslararası anlaşma veya uygun özel sağlık sigortası üzerinden sağlanabilir. Destekleyicinin sigortalı olması, eş ve çocukların da mutlaka sağlık hizmetlerinden yararlandığı anlamına gelmez; aile fertlerinin kapsamda olduğu ayrıca kontrol edilmelidir. Sunulan belgenin veya poliçenin geçerlilik süresi de talep edilen ikamet süresiyle uyumlu olmalıdır.
Adli sicil yönünden kanun, destekleyicinin başvuru tarihinden önceki beş yıl içinde aile düzenine karşı suçlardan hüküm giymemiş olmasını arar. Bu koşul, adli sicildeki her kaydın aynı sonucu doğuracağı şeklinde okunmamalıdır. Kaydın hangi suça ve tarihe ilişkin olduğu belirlenir. Kamu düzeni veya kamu güvenliği yönünden yapılabilecek diğer değerlendirmeler ise ayrıca önem taşır.
Yabancı destekleyicinin kural olarak Türkiye’de en az bir yıldır ikamet izniyle kalması gerekir. Bilimsel araştırma amaçlı ikamet izni veya geçerli çalışma izni bulunanlar ile YUKK’un 35/2. maddesinde sayılan diğer gruplar bakımından istisnalar vardır. Türk vatandaşıyla evli yabancılar da bu istisna kapsamındadır. Türk vatandaşı destekleyiciden zaten yabancılara özgü bir yıllık ikamet izni geçmişi aranmaz. Ancak gelir, sigorta ve barınma gibi diğer şartlar sırf destekleyici Türk vatandaşı olduğu için ortadan kalkmaz.
Başvuran yabancı, kanunda belirtilen aile üyelerinden biri olduğunu belgelemeli ve destekleyiciyle birlikte yaşadığını veya yaşama niyeti taşıdığını ortaya koymalıdır. Eşlerin her ikisinin de on sekiz yaşını doldurmuş olması gerekir. Evlilik yalnızca ikamet izni elde etmek amacıyla yapılmış olmamalı; başvuran kişi, YUKK’un 7. maddesinde düzenlenen ülkeye girişine izin verilmeyecek yabancılar kapsamında bulunmamalıdır. Mevcut bir giriş yasağı, sınır dışı kararı veya yasal kalış ihlali varsa bunların başvuruya etkisi evlilikten bağımsız olarak incelenmelidir.
Başvuru hazırlığı ve gerekli belgeler

Türkiye içindeki başvurularda Göç İdaresi Başkanlığının e-İkamet sistemi kullanılır. Sistemde ilk başvuru, uzatma veya izin türleri arasında geçiş seçeneklerinden uygun olanı seçilir. Pasaport, adres, destekleyici ve aile bağına ilişkin bilgiler belgelerle aynı şekilde girilmelidir. Başvurunun elektronik kısmının tamamlanması, tek başına ikamet izninin verildiği anlamına gelmez. Oluşturulan başvuruya ait belge teslimi ve randevu talimatları da yerine getirilmelidir.
Dosyada genel olarak başvuru formu, pasaport veya seyahat belgesi, biyometrik fotoğraf, evliliği ya da aile bağını gösteren belgeler ve gerekli ödeme kayıtları bulunur. Destekleyici açısından kimlik veya yasal kalış belgesi, gelir, sağlık güvencesi, adres ve adli sicil belgeleri hazırlanır. Çocuk başvurularında doğum belgesi, velayet kararı veya muvafakatname gerekebilir. Kesin belge listesi, başvuru türü ve kişinin durumuna göre sistemde oluşturulan güncel liste üzerinden kontrol edilmelidir.
Yabancı belgelerde ad ve soyadının yazılışı, doğum tarihi ve aile üyelerinin kimlik bilgileri karşılaştırılmalıdır. Farklı alfabelerden yapılan tercümelerde aynı kişinin adının farklı yazılması, aile bağının doğrulanmasını güçleştirebilir. Böyle bir farklılık varsa bunun kaynağı açıklanmalı ve gerekiyorsa düzeltme ya da tamamlayıcı belge alınmalıdır. Çocuğun doğum belgesinde görünen anne ve baba bilgileriyle pasaport, evlilik ve velayet kayıtlarının birbiriyle uyumlu olması da aynı nedenle önemlidir.
Pasaportun geçerlilik süresi baştan incelenmelidir. Uzun süreli izin talep edilirken pasaportun kısa süre sonra sona erecek olması, verilebilecek iznin süresini etkiler. Destekleyicinin belgesinin süresi, sağlık güvencesi ve aile bağını gösteren kayıtlar da aynı aşamada kontrol edilirse sonradan belge yenileme ihtiyacı azaltılabilir. Başvuru tarihi yaklaşırken özellikle yurt dışından temin edilecek belgeler için gereken süre hesaba katılmalıdır.
Türkiye dışında yapılmış bir evlilik de aile ikamet iznine dayanak olabilir. Burada evliliğin hukuken geçerli olması ve evlilik belgesinin Türkiye’de kullanılabilecek şekilde sunulması gerekir. Belgenin düzenlendiği ülkeye ve uygulanabilir uluslararası anlaşmalara göre apostil veya konsolosluk tasdiki, ayrıca Türkçe tercüme ve noter onayı gündeme gelebilir. Tasdikten muafiyet sağlayan bir anlaşma varsa o düzenleme de dikkate alınır. Her ülkeden gelen belge için aynı onay işleminin gerektiği varsayılmamalıdır.
Yabancılık unsuru bulunan evliliklerde 5718 sayılı MÖHUK’un 13. maddesi önem taşır. Evlenme ehliyeti ve şartları, tarafların evlenme anındaki millî hukuklarına; evliliğin şekli ise yapıldığı ülke hukukuna tabidir. Aile ikamet izninin dayanağı YUKK olmakla birlikte, başvuruya esas alınan evlilik veya diğer aile ilişkisinin geçerliliği bu kurallarla bağlantılıdır. Türk vatandaşı tarafın nüfus kaydında evliliğin işlenmesi gerekiyorsa bu işlem de dosya hazırlığı sırasında ele alınır.
Çocuk için Türkiye dışında bulunan ve ortak velayet hakkına sahip anne veya babanın muvafakati aranır. Boşanmış ebeveynlerde velayetin kimde olduğu, kararın kapsamı ve kesinleşme durumu belirlenmelidir. Yabancı bir velayet ya da boşanma kararının Türkiye’de doğuracağı sonuçlar ayrıca değerlendirilir. Belgenin tercüme edilmiş olması, yabancı mahkeme kararının tanınması veya tesciliyle ilgili bütün sorunların çözüldüğü anlamına gelmez.
Başvuru, gerekli yetkiyi içeren vekâletnameyle avukat aracılığıyla takip edilebilir. Bununla birlikte idare, yabancının veya destekleyicinin şahsen gelmesini ve görüşmeye katılmasını isteyebilir. Özellikle aile ilişkisinin açıklanması gereken dosyalarda bizzat katılım önem kazanır. Eksik belge talebi yapılırsa hangi belgenin hangi tarihe kadar sunulacağı kayda alınmalı; teslim edildiğini gösteren belge saklanmalıdır. Başvurunun sonucunu etkileyen bildirimlerin ve tebligatların takibi de dosyanın hazırlanması kadar önemlidir.
Başvurunun sonuçlandırılması için öngörülen doksan günlük süre, bilgi ve belgelerin yetkili makama eksiksiz teslim edildiği tarihten başlar. Bu nedenle yalnızca internet formunun doldurulduğu tarihe bakılarak süre hesabı yapılması yanıltıcı olabilir. Eksik belge bildirimi, teslim tutanağı ve idarenin yazışmaları birlikte takip edilmelidir. Sonuç geciktiğinde başvurunun hangi aşamada bulunduğu ve ilave bir belge veya inceleme beklenip beklenmediği somut dosya üzerinden öğrenilmelidir.
Harç ve kart bedeli de başvuru hazırlığının bir parçasıdır. Ödenecek tutar, muafiyet durumu ve talep edilen süre dikkate alınarak resmî sistem üzerinden kontrol edilmelidir. Her aile için tek bir sabit toplam bulunduğu varsayılmamalıdır. Ödeme yapılırken yabancıya ait bilgilerin doğru olması ve makbuzun başvuru dosyasında saklanması gerekir; harcın ödenmesi başvurunun kabul edildiği anlamına gelmez.
Evliliğin gerçekliği nasıl değerlendirilir
YUKK’un 37. maddesi, yalnızca ikamet izni almak amacıyla yapılan evliliklerin araştırılmasına imkân verir. İzin verilmeden veya uzatılmadan önce makul şüphe bulunursa valilik inceleme yapabilir. Aynı denetim izin verildikten sonra da söz konusu olabilir. Araştırma sonucunda evliliğin sırf ikamet izni elde etmek amacıyla yapıldığı tespit edilirse başvuru reddedilir veya verilmiş izin iptal edilir.
Eşlerin aynı evde yaşamaması, ortak bir dil kullanamamaları, aralarında olağan dışı yaş farkı bulunması ya da aile birliğinin gerçek olmadığı yönünde ihbar gelmesi araştırmaya neden olabilir. Ancak bu göstergeler tek başına evliliğin sahte olduğunu kanıtlamaz. Örneğin iş, eğitim veya tedavi nedeniyle bir süre ayrı şehirlerde yaşayan eşlerin durumu, aile hayatı kurma iradesi bulunmayan kişilerle aynı şekilde değerlendirilemez. Ayrılığın nedeni ve aile ilişkisinin nasıl sürdürüldüğü açıklanmalıdır.
İnceleme sırasında eşlerle ayrı ayrı veya birlikte görüşülebilir, birlikte yaşama düzeni ve ortak sorumluluklar hakkında bilgi istenebilir. İdare, sunulan belgelerle beyanlar arasındaki tutarlılığı araştırır. Bu süreç özel hayatın gizliliğine, konut dokunulmazlığına ve insan onuruna saygı gösterilerek yürütülmelidir. Araştırma yetkisinin bulunması, eşlerin aile hayatına sınırsız müdahaleyi haklı kılmaz.
Gerçek bir evliliğin sonradan bozulması da başlangıçta anlaşmalı evlilik yapıldığını tek başına göstermez. Eşler arasında uyuşmazlık çıkması, ayrılık veya boşanma yaşanması mümkündür. Kanun bakımından araştırılan husus, evliliğin hangi amaçla kurulduğudur. Bununla birlikte aile birliğinin sona ermesi, sahte evlilik tespiti yapılmasa da mevcut ikamet izninin dayanağını etkileyebilir. Bu iki hukuki sonucun gerekçeleri ayrı incelenmelidir.
İkamet izni elde etmek için yapılmış evlilik nedeniyle iptal edilen izinlerle geçirilen süreler, YUKK kapsamındaki ikamet sürelerinin toplanmasında hesaba katılmaz. Bu nedenle araştırmanın sonucu yalnızca mevcut kartı değil, ileride ikamet geçmişine dayanan başka talepleri de etkileyebilir. Dosyada gerçeğe uygun beyan verilmesi, aile ilişkisine dair belgelerin tutarlı sunulması ve varsa açıklama gerektiren durumların zamanında belirtilmesi önemlidir.
İznin süresi ve aile durumundaki değişiklikler
Aile ikamet izni her defasında en fazla üç yıl için verilebilir. Üç yıl kanuni üst sınırdır; her başvuru sahibine mutlaka bu süre kadar izin düzenleneceği anlamına gelmez. Destekleyici yabancıysa aile ikamet izni onun ikamet izni süresini aşamaz. Örneğin destekleyicinin izninin sekiz ay sonra sona ermesi durumunda aile ferdine bu dayanakla doğrudan üç yıllık izin verilmesi beklenmemelidir.
Uzatma başvurusunda aile ilişkisinin ve gerekli koşulların devam edip etmediği yeniden incelenir. Destekleyicinin hukuki statüsü, gelir, adres ve sağlık güvencesindeki değişiklikler dosyaya yansıtılmalıdır. Mevcut izin süresi dolmadan başvuru yapılması gerekir. Başka bir ikamet türüyle Türkiye’de bulunan yabancının aile ikamet şartlarını sonradan kazanması hâlinde ise yeni kalış amacına uygun geçiş başvurusu yapılabilir. Evlilik tarihi, mevcut iznin bitişi ve başvuru takvimi birlikte ele alınmalıdır.
Boşanma, evliliğe bağlı aile ikamet izninin hukuki dayanağını etkiler. YUKK’un 34/6. maddesine göre Türk vatandaşı eşten boşanan yabancıya, en az üç yıl aile ikamet izniyle kalmış olması koşuluyla kısa dönem ikamet izni verilebilir. Hesaplanan süre evliliğin toplam süresi değildir; Türkiye’de aile ikamet izniyle geçirilen süredir. Bu ayrım, uzun süre evli olduğu hâlde aile ikamet iznini daha sonra almış kişiler bakımından sonucu değiştirebilir.
Yabancı eşin aile içi şiddet mağduru olduğu ilgili mahkeme kararıyla sabitse, bu geçişte üç yıllık aile ikamet süresi aranmaz. Şiddet mağduriyetiyle ilgili karar ve belgelerin başvuruda sunulması bu nedenle önem taşır. Düzenleme, yabancının ikametini sürdürebilmek için şiddet gördüğü evliliğe devam etmek zorunda kalmasını önlemeye yöneliktir. Başka bir ikamet türünün koşulları da mevcutsa bunlar ayrıca değerlendirilebilir.
Destekleyicinin ölümü hâlinde ona bağlı aile ikamet izniyle kalan yabancılara süre şartı aranmadan kısa dönem ikamet izni verilebilir. Uygulama Yönetmeliği mevcut aile ikamet izninin süresinin sonuna kadar kullandırılmasını da öngörür. Geçiş için ölüm belgesi ve yeni başvurunun gerektirdiği diğer evrak hazırlanmalıdır. Bu imkân yalnızca Türk vatandaşı destekleyicinin ölümüyle sınırlı biçimde okunmamalıdır.
En az üç yıl aile ikamet izniyle Türkiye’de kalan ve on sekiz yaşını tamamlayan kişiler de kısa dönem ikamet iznine geçiş talebinde bulunabilir. Bağımlı ergin çocukların durumu ile öğrenime devam edenlerin seçenekleri ayrıca değerlendirilir. Ailedeki her kişinin aynı tarihte aynı izin türüne geçmesi gerekmeyebilir; eş ve çocukların hukuki durumları kendi koşullarına göre belirlenir.
Uzun süre yurt dışında kalınması bakımından eski metinlere dayanarak otomatik sonuç çıkarılmamalıdır. Kanundaki yüz seksen günlük doğrudan iptal sebebi 2016’da kaldırılmış, konuya ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür. Uygulama Yönetmeliği’nde ise zorunlu kamu hizmeti, görev, eğitim ve sağlık nedenlerini ayıran bir düzenleme bulunmaktadır. Somut değerlendirmede güncel hükümler, yurt dışında kalışın nedeni ve aile hayatının Türkiye’de sürüp sürmediği birlikte ele alınmalıdır.
Aile ikamet izni kendi başına genel çalışma hakkı veya Türk vatandaşlığı sağlamaz. Türkiye’de çalışılacaksa çalışma izni mevzuatına göre ayrıca işlem yapılmalıdır. Evlenme yoluyla vatandaşlık da 5901 sayılı Kanun’daki koşullara tabi ayrı bir başvurudur. Bu nedenle ikamet kartının alınması, ileride çalışma ya da vatandaşlık taleplerinin kendiliğinden kabul edileceği şeklinde değerlendirilmemelidir.
Ret veya iptal kararında izlenecek yol
YUKK’un 36. maddesine göre gerekli şartların sağlanmaması veya sonradan ortadan kalkması, geçerli sınır dışı ya da Türkiye’ye giriş yasağı kararı bulunması ve iznin amacı dışında kullanılması olumsuz karara yol açabilir. Aile ikamet koşulları sona erdikten sonra kısa dönem ikamet izni verilmemesi de kanunda düzenlenmiştir. Ret, iptal veya uzatmama kararında hangi gerekçenin uygulandığı açıkça belirlenmelidir.
Karar yabancıya, yasal temsilcisine veya avukatına tebliğ edilir. İlk olarak kararın tamamı ve tebliğ belgesi alınmalı; idarenin dayandığı olguların doğru olup olmadığı, sunulan belgelerin değerlendirilip değerlendirilmediği incelenmelidir. Gelir yetersizliği, aile bağının belgelenememesi ve yalnızca ikamet için evlilik yapıldığı iddiası farklı savunmalar gerektirir. Dava dilekçesi somut ret gerekçesine cevap vermelidir.
Aile ikamet iznine ilişkin olumsuz işlemler idari yargı denetimine tabidir. Özel bir süre öngörülmeyen hâllerde İYUK’un 7. maddesi uyarınca, yazılı bildirimi izleyen günden başlayan genel altmış günlük dava açma süresi uygulanır. Sınır dışı kararına karşı öngörülen yedi günlük özel süre, aile ikamet izninin reddiyle karıştırılmamalıdır. Retle birlikte ayrı bir sınır dışı veya giriş yasağı kararı varsa her işlemin tebliği ve başvuru yolu kendi kurallarıyla takip edilmelidir.
Örneğin idare, eşlerin birlikte yaşamadığını ileri sürüyorsa ayrı kalmanın nedeni ve ortak hayatın nasıl sürdürüldüğü açıklanmalıdır. Gelir koşulunun karşılanmadığı belirtilmişse hangi gelirlerin hesaba katılmadığı ve bunların hangi belgelerle sunulduğu gösterilmelidir. Sadece evlilik cüzdanını yeniden sunmak, bu farklı gerekçelerin tamamına cevap vermeyebilir. Başvurunun hukuki değerlendirmesi, kararın dayandığı olgu ve belgelere yönelmelidir.
İkamet izni davası açılması, işlemin uygulanmasını kural olarak kendiliğinden durdurmaz. Şartları mevcutsa yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Bu nedenle dava süreci devam ederken yabancının yasal kalış durumu ve varsa başka idari işlemler de incelenmelidir. İkamet izninin reddi evliliği hukuken sona erdirmez; fakat Türkiye’de kalışın hangi hukuki dayanakla sürdürüleceği konusunda zamanında işlem yapılmasını gerektirir.
Gerçek aile bağları bulunan dosyalarda Anayasa’nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi de önem taşır. Çocukların yaşı, bakım ihtiyaçları, ebeveynlerine bağımlılıkları ve aile hayatının başka bir ülkede sürdürülmesinin önündeki engeller değerlendirilmelidir. Aile hayatının varlığı her başvurunun kabulünü zorunlu kılmaz; idarenin kararının aile üzerindeki somut etkilerini dikkate alması gerekir.
Başvuruya başlamadan destekleyicinin statüsünün, aile bağının ve yabancının mevcut yasal kalış durumunun belirlenmesi süreci kolaylaştırır. Ardından belgeler bu duruma uygun hazırlanmalı; izin devam ederken gerçekleşen boşanma, ölüm veya diğer değişiklikler gecikmeden değerlendirilmelidir. Aile ikamet izni dosyasında belirleyici olan, sunulan belgelerin gerçek aile yaşamını ve kanuni koşulları birlikte ortaya koyabilmesidir.
- İZAH & PARTNERS LAW FIRM / مكتب القانون التركي وقانون الأجانب
- Yazan: Av. Yusuf Göktepe – Av. Hüseyin Keskin
Bu makale İZAH Hukuk tarafından hazırlanmıştır. Bütün telif hakları korunmaktadır.
